Kürt çocuk

Çözüm sürecinde toplum sessiz, AKP zamana oynuyor* – Murat Işık

Sol Defter- Haber - 8 Haziran 2014 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Newroz çağrısının üzerinden bir buçuk yıl geçti.

Türkiye barışını yakalamasa da, gençler ölmüyor, anaların yüreği ağzında çocuklarının beklemiyor.

Uzun zamandır bölgede çatışmanın olmaması, sükûnetin sürmesi bile, önemli bir fırsattır.

Çünkü savaş ve çatışma ortamı toplumu kamplaştırdıkça, adeta toplum dilsizleşiyor, sağırlar diyalogu ortaya çıkıyor.

Bunun için Kürt Özgürlük Hareketi, defalarca ateşkesler ilan etti.

Ama “eski hamam, eski tas” misali, önce ki ateşkes süreçlerinde yaklaşım neydiyse, şimdi de o yapılıyor.

Yani geçmişin çatışmalı ortamından, ne demokrasi güçleri ve sivil toplum, ne de AKP ders çıkarmış durumda.

Savaş da, barış da Kürt hareketinin sırtına yüklemiş durumda.

Hükümete; “yahu sen ne yapıyorsun” diyen yok…

Ne sendikalar, ne sol demokrasi güçleri, sürecin önünü açmak için ciddi bir baskı yap(a)mıyor.

Ancak çocuklar dağa gidince, akla geliyor.

Ve “PKK çocukları dağa niye götürüyor” diye veryansın ediyorlar.

Oysa Kürt çocuklarının otuz yıllık çatışmalı süreçte yaşadıkları trajedi, kimsenin umurunda bile değil.

Elbette çözüm sürecinin anlamı, dağdaki gerillanın toplumsal yaşama katılmasını sağlamaktı.

Peki, çocuklar tut ki dağa gitmediler.

Ama çözüm sürecini geliştirecek bir adım atıldı mı?

Hayır.

Taş attıkları için, onlarca yıl cezaevlerinde gençliği elinden alınan…

Tacize, tecavüze uğrayan çocuklar, çözümü bu ceberut devletten kaçmakta buluyor.

Dağlara sığınıyor.

Dili yasak, kültürü yasak, geleceksiz ve özgürlükleri kısıtlanmış Kürt gençliği, diğerleri nasıl dağlara çıktıysa, onlarda geleneği bozmuyor, öyle gidiyorlar.

Anlaşılmayan kanımca bu…

Yoksa kimse o çocukları, zorla alıp götürmüyor.

O zaman öteye beriye gitmeden, boş hamasetleri bırakarak, hükümet bir an önce gençleri dağdan nasıl indireceğini düşünmeli ve hızla adım atmalıdır.

Çözüme dair en ufak bir adım atmadan, sadece silahların susmasıyla, süreci kimse böyle idare edeceğini düşünmemelidir.

Ama AKP yeni planlar peşinde.

Çözüm sürecini zamana yayarak, Kürtleri rehavete sokarak, toplumsal dinamizmini yok ederek, halkı kışkırtarak, yeni bir konsept hazırlığı yaptığı anlaşılıyor.

Erdoğan’ın bahsettiği B ve C planları, Kürt özgürlük hareketini, boşa çıkarma güçsüz ve desteksiz bırakma hesabına dayanıyor.

Diyarbakır’da ailelere “gidin Gülten Kışanak çocuklarınızı getirsin” ya da “Selahattin Demirtaş’ın oğlu Amerikalarda okuyor” diyerek, Belediye’nin önüne insanları yığmak da, bahsi geçen planların bir parçasıdır.

Bu planın bir diğer parçası da, gerilladan boşalan alanlara baraj, kalekol, karakollarla tahkim ederek, savaşa hazırlıktır.

Yani plan devrede.

Ancak Lice’de; Meskan dağlarında Kürt anaları evlatlarının bu savaşta ölmemesi için, ‘Kalekol’, ‘Karakol’, ‘Hes’lere karşı radikal demokratik eylemler yaptığında da, AKP medyası ve bazı çevreler veryansın ediyor.

Ama kimse hükümete, bu savaş araçlarını, niye yapıyorsun demiyor.

Oysa savaşa karşı, barışı savunmak insanım diyen herkesin/ kesimin görevi olmalıdır.

Savaş ve barış küfesini Kürtlerin sırtına yüklemek, haksızlık olduğu gibi…

Bu tutum AKP’yi çözüm sürecinden uzaklaşmasını sağlamakta ve otoriterleştirmektedir.

Anlaşılmayan bu!

Ne dersek diyelim itirazsız bir toplumda, AKP her zamanki gibi ustalıkla süreci yönetiyor ve sessiz sedasız çatışmasızlık sürecinden, olabildiğince elini güçlendiriyor.

Çatışma yok, her şey yolunda algısını yöneterek zamana oynuyor

Oysa yolunda giden hiçbir şey yok.

Öcalan’ın sağduyusu ve Kürt halkının operasyon bölgelerinde adeta bedenlerini savaşa siper etmiş olmaları çatışmaları engelliyor.

Zira görüşmelerin anlamlı müzakerelere dönüşmesi, güven arttırıcı adımlar atılması, yani şimdiye kadar yol alınması gerekiyordu.

Peki, ne oldu?

On binlerce oy alarak milletvekili seçilen, Hatip Dicle hala cezaevinde…

Siyasetçiler hala rehin durumda…

Hasta tutsaklar, ölüme terk edilmiş…

Öcalan’ın esaret koşullarının düzeltilmesi için yapılan bir şey yok.

Bu listeyi uzatabilirsiniz…

Yani “sıfır, sıfır elde var sıfır.”

İşin özü, hükümet adım atmamakta direniyor…

Sendikalar, örgütlü sivil toplum, liberaller, demokratik muhalefet çözüme dair AKP’yi sıkıştırmıyor…

AKP de Kürt sorununu, zamana yayarak çürütmek istiyor.

Ortaya çıkan tablo bu!

* Bu yazı Lice’de iki yurttaşın yaşamını yitirdiği saldırıdan önce kaleme alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Kürt sorunu /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.