odp

ÖDP kime oy vermeyeceğini açıkladı… peki, kime oy verecek?

Seyfi Adalı - 7 Temmuz 2014 - Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Özgürlük ve Dayanışma Partısı (ÖDP) geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdiği parti meclisi ertesinde bir bildiri yayınladı. “KATİLE, HIRSIZA, DİKTATÖRE OY VERME, BİRLEŞİK BİR SEÇENEK YARATMAK İÇİN DİRENELİM” başlıklı bildiri, neden oy vermeyeceğini açıklasa da kime oy vereceğini açıklamadı. Ucu açık bir tutum aldı. Mücadele çağrısı yerine “direnelim” önerisi, “şu seçimi bir atlatalım” demekten başka nedir?

Parti Meclisi (PM) sonunda yapılan açıklamada, siyasi durum “ülkemizin geleceği açısından önemli bir eşik olan Cumhurbaşkanlığı seçimi” olrak tanımlanıyor. “Aday çıkarmak için 20 milletvekili” zorunluluğuna dikkat çekiliyor. “Erdoğan’ın fiilen başkanlık sistemini Cumhurbaşkanı olarak pekiştirme arzusunun yön verdiği ve 12 Eylül yasalarının tanıdığı geniş yetkileri kullanarak geliştireceği diktatörlük çabaları karşısında yapılması gereken de açıktır” deniyor, ama seçimlerde ne yapılması gerektiğini söylemiyor!

“Şimdi Erdoğan ve AKP’nin köhnemiş, zorba düzenine teslim olmayan, biat etmeyen herkes bu düzenin Cumhurbaşkanlığı ile pekiştirilmesine karşı birlikte direnmelidir” cümlesinin cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP adayı Demirtaş’a oy vermekten başka hangi ifadesi sahici olabilir?

“ÖDP, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde katile, hırsıza, diktatöre, yalancıya oy vermeme çağrısı ile tüm gücüyle Erdoğan ve AKP’ye karşı mücadele edecektir” cümlesinden ne anlamalıyız? AKP adayı dışındaki adaylara oy verilebilir mi?

Bunun yanıtının “evet” olmadığını bir sonraki cümleden anlıyoruz. “Ekmeleddin İhsanoğlu, AKP karşısında bir alternatifi işaret etmekten öte AKP’nin alternatifinin yine onun hakim kıldığı muhafazakar-liberal zihniyetin versiyonu olduğunu ortaya koyarak bu kuşatmayı büyütmüştür. E.İhsanoğlu bir yanıyla da emperyalizmin bölgesel müdahale politikaları içerisinde Erdoğan ve AKP’nin rayından çıkarttığı ılımlı İslamcılığı yeniden rayına oturtmaya aday bir seçenek olarak da gündeme gelmektedir. Erdoğan ve AKP’ye karşı mücadele bu anlamda onun versiyonlarına karşı da bir mücadeleyi içermektedir”. Bu alıntı çok net biçimde AKP ve CHP/MHP adayına oy vermeyir demektir.

AKP, CHP/MHP adayına oy vermeyeceksek, kime oy vereceğiz?

ÖDP bildirisi “HDP halkın seçeneksizliğe mahkum edilmeye çalıştığı bu ortam içerisinde adaylık sürecini gerçek anlamda bir ortak adaylık süreci olarak geliştirmeyi tercih etmemiştir. Yapılması gereken toplumsal muhalefetin tüm kesimlerini, sosyal demokratlardan Alevilere uzanan tüm dinamiklerin ortak inisiyatifi ile AKP düzenine karşı yeni bir Türkiye programı etrafında bir ortak adaylık sürecinin geliştirilmesiydi. Ancak HDP, kendi sınırları içerisinde bir aday belirleyerek toplumun geniş kesimlerine güven verecek, onların taleplerini içerecek bir seçenek oluşturmamıştır” diyor. Bu eleştirileri doğru kabul etsek bile, içeriğe ilişkin olmaktan çok, yönteme ilişkindir. HDP adayının belirlenmesinde kamuoyunun daha belirleyeci olduğu ve Tayyip Erdoğan karşısında sözünü sakınmadan ifade edecek ve aynı zamanda Kürt hareketi cephesinden ise, çıtayı aşağıya çekiyorlar (ve dolayısıyla AKP’yi destekliyorlar) denmesinin önünü kesecek bir aday bulmak kolay olmasa gerek. Üstelik, ÖDP’nin bildirisinde ifade ettiği niteliklere sahip “alternatif” aday önerisini kim olduğunu duymadık, bilmiyoruz.

Üstelik, bildiri de ifade edildiği gibi, “CHP’nin tercihini MHP ile ittifak içerisinde” belirlediği koşullarda, HDP ile yöntemde anlaşılamamış olmasının pek bir önemi kalmıyor.

Bu nedenle ÖDP’nin cumhurbaşkanlığı seçim strateji de taktiği de yanlıştır. “Sürecin yönünü değiştirecek birleşik bir güç merkezinin, muhalefet odağının” yaratılması için AKP ve CHP/MHP adaylarının karşısında bütün eleştirilerimize rağmen üçüncü bir adayla; demokrasi programıyla sınırlı da kalsa çıkabilmek; bu adaya oy vermek gerekeirdi. ÖDP “birleşik muhalefet”i yaratamadığı için sözünü ettiği “tarihsel sorumluluğu” yerine getiremediği gibi, bu durumun değişebilmesinin koşullarını yaratacak taktik adımları da atmaktan geri durmaktadır. İçinde Kürt hareketinin olmadığı “birleşik muhalefet” olabilir mi?

Bu tutum, ÖDP’nin “birleşik muhalefet” önerisini birlikte tartıştığı parti ve çevrelerde de yeni tartışmalara yol açacak ve farklı tutumların alınmasına sebep olacaktır.

ÖDP’nin içinden geçtiğimiz ve sosyalist sol için bir hayli gerilemiş bulunduğumuz durumu aşmak üzere seçimler gibi “bir günlük” ama sonuçlarının lehimize etkisinin olacağını düşündüğümüz taktik adımlar atabilmesi gerekirdi. En azından ilk turda HDP adayına oy çağrısı yapabilirdi. İkinci turda ayrıca bir değerlendirme yapabilirdi.

Sonuç olarak ÖDP’nin 4 Temmuz tarihli PM bildirisi, TKP 12. Kongre gibi “boykot” çağrısı da yapmamaktadır. Bu durumda, ÖDP ve seslendiği kitle düşünüldüğünde ilk turdan itibaren oy verme konusunda üye ve çevresini serbest bırakmıştır demektir ki, bunun da (Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy verme olmasa da) en hafifinden politikasızlık ifade ettiğini söylememiz gerekir.

 

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Cumhurbaşkanlığı Seçimi / ÖDP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.