somada-isciler-

Somalı işçiler “kamulaştırma” istiyor; biz de!

Seyfi Adalı - 12 Temmuz 2014 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

Soma’da maden işçilerinin 301’ine mezar olan facianın ardından, iki temel konu tartışılır hale geldi: Birincisi, işçilerin çalışma koşulları ve taşeronlaştırma. İkincisi, işletmenin özel sermayeye ait oluşu ve özelleştirme.

İş cinayetlerine yol açan koşulları sıralarken, “taşeronlaşma ve özelleştirme” öne çıktı ve işçilerce bu iki konuda iki talep ileri sürüldü: Taşerona son verilsin, madenler kamulaştırılsın!

Soma maden işçisinin siyasi yapısı düşünüldüğünde (yerel seçimlerde birinci parti AKP ikincisi MHP oldu) bu iki talebin fışkırırcasına su yüzüne çıkışı ve ifade edilmesi, işçi sınıfı hakkında seçimlerdeki tercihlerine bakarak yorum yapanları bir kez daha yanılttı. Çünkü her iki talep de birbiriyle bütünlüklü biçimde ifade edildiğinde devrimci bir anlam kazanıyor. Bu talepleri tamamlayan adeta güvencesi olan ise “işçi denetimi”dir.

Doğrudan söylemek gerekirse taşeron sistemine karşı kadrolu çalışma, özelleştirmeye karşı kamulaştırma ve sürecin işçilerce denetlenmesini ifade etmek güncel şiarlarımız olmalı.

Geçiş Talepleri Mantığı

Kapitalizmin koşulları altında ileri süreceğimiz talepler, reformlar içerirken, taleplerin mantığı, mevcut düzenle işçi sınıfının çelişkilerini açığa çıkartacak kabiliyette olmalı. Troçki bunu “Geçiş Talepleri” biçiminde formüle ediyor. Geçiş talepleri işçi sınıfının verili bilincinden, mevcut durumundan hareketle işçi iktidarı arasında köprü kuracak talepler olmalı. Bir yanıyla reformcu gibi dursa da öte yandan gerçekleşmesi halinde mevcut sistemi parçalayacak taleplerdir bunlar.

Son 35 yıldır neoliberal kapitalizmin dayattığı ve mantığının dayandığı taşeronlaşma ve özelleştirme uygulamalarına karşı “kadrolu istihdam ve iş güvencesi” ile “kamulaştırma ve işçi denetimi” talepleri sistemin emekçiler lehine değişmesini sağlayacağı için, AKP hükümeti ve burjuvazinin katı bir şekilde direnç göstereceği taleplerdir.

Geçiş talepleri işçilerin sistemi sorgulamasını ve mücadele içerisinde ulusal ve uluslar arası kapitalizm ile karşı karşıya gelmelerini sağlayacak ve dolayısıyla burjuva iktidarına karşı işçi iktidarını gündeme taşımalarına zemin hazırlayacak taleplerdir.

Kamu/özel her koşulda fark eder

Marks Manifesto’da ileri sürdüğü “önlemler” arasında, Lenin’in Yaklaşan Felaket’te sıraladığı taleplerde de, Troçki’nin Geçiş Programında başlıklar halinde “kamulaştırma” temel yer tutar.

İşçi sınıfının devrimci mücadele tarihi, aynı zamanda üretim araçları üzerindeki “özel mülkiyeti” sınırlama ve nihayetinde sona erdirme mücadelesidir. Özel mülkiyet sebebiyle, üretimin planlanması da dâhil tüm süreçler sermayenin kâr oranlarını korumak amacıyla düzenlenmiştir. Kâr esasına göre düzenlenen bir ekonomi, insanı ve doğayı, dolayısıyla işçi sınıfını ve toplumu, sosyal hayatı ikinci plana itecek, kamusal hizmetleri ticarileştirecektir.

Mülkiyetin, işçi sınıfının talep ve mücadelesiyle özel sermayeden kamu mülkiyetine doğru el değiştirmesi, aynı zamanda neoliberal kapitalizme bir müdahaledir.Özel mülkiyetin kamulaştırılması özel sermayeye darbe vurur ve etki alanını sınırlar.

Tersinden örneklersek, özelleştirme yoluyla kamu işletmelerinin özel sermayeye devredilmesi sürecinde, 24 Ocak 1980 kararlarından bugüne sermayenin ne kadar zorlandığını gördük ve bunu başardığında ise nasıl başta bu işletmelerin işçilerinin işten atılması, sendikasızlaştırma ve kamu hizmetlerinin pahalılaşması gibi sonuçlara yol açtığına tanık olduk. Kamulaştırma bu işlemin tersi sonuçlar doğuracaktır. Madenler özelinde de böyledir: Özel madenlerdeki işçi ölümleriyle kamu işletmelerindeki işçi ölümleri arasında 7 kat fark vardır; bu bile kamulaştırma talebini gerekli kılar.

Taşeronlaştırma: Gizli özelleştirme

“Özelleştirme” taşeronlaşma biçimiyle de karşımıza çıkıyor. Kamu işletmelerinin tamamı özelleştirilemediği için, içi boşaltılarak, taşeronlaştırılıyor. Hastaneler, okullar, belediyeler bu durumdadır. Nitekim parasız eğitim, sağlık, ulaşım talebi, dolaylı kamulaştırma talebidir.

Öyleyse, taleplerimizi iç içe geçirerek ileri sürülmeli: Örneğin Soma gibi facialardan sonra ya da kâr ettiği halde işçi çıkartan özel şirketler varsa “tazminatsız kamulaştırma ve işçi denetimi” talebini, kamu işyerlerinde “taşerona çalışmaya son ve işçi denetimi” talebini ileri sürmeliyiz. Temel mantığımız, üretim ve hizmet alanlarında özel mülkiyeti sınırlamak, kamulaştırma yoluyla kamu (devlet) mülkiyetine almak ve işçi sınıfının denetiminde işletilmesini sağlamak; nihayetinde işçi sınıfının iktidarına ulaşmaktır.

İşte bu son nokta, bizi ulusalcı ve devletçi burjuva ve küçük burjuva siyasetlerden, sosyal demokrasiden ayırır. Bizim için kamulaştırma hedef değil, mücadele sürecinde bir ara aşamadır; onlar için varılması gereken ana hedeftir; sosyal devletle sınırlıdır.

İşçilerin Sesi Gazetesi, Temmuz 2014, Sayı 29’dan alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: kamulaştırma / Özelleştirme / taşeronlaştırma /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.