diren-baba cam işçi

68 kuşağı, ikinci turda Ekmeleddin’e oy istiyor! Biz üçüncü tura!

Seyfi Adalı - 13 Temmuz 2014 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Türkiye sosyalist hareketi içinde ve Dünya’da da 68-71 kuşağının politik/pratik etkisi azalsa da manevi bir değeri hep olmuştur. Deniz Gezmiş ve Che Guevara gibi. Türkiye’de bu kuşaktan olup da hala enternasyonalizm, devrim ve sosyalizm davasına katkı yapan pek az lider kalmıştır. Kuşağın neredeyse tamamı ulusalcı, Kemalist bir çizgidedir.

Bu tesadüf değil. 1952 TKP kuşağının başına da benzer bir sonuç gelmişti. Şimdi hayatta olmayan Orhan Suda ve Halim Spatar dışında siyasal evrimleri enternasyonalizme varan ve kendi kuşağını sorgulayan neredeyse kimse çıkmadı. TKP/TİP çizgisinin Stalinist ve bürokratik terdisatı içinde silikleştiler, reformist oldular. Sovyetler Birliği’nin dağılması ise, son noktayı koydu.

1968 kuşağının siyasal serüveni ise, 71 hareketinin ihtilalci damarı sebebiyle kendisini 1980’lerin ortalarına kadar taşıdı. Soy 68’lilerin CHP’ye ya da ulusalcılığa varan diyalektik süreçleri, 71’devrimciliğini de etkiledi. CHP çizgisi 68-71 kuşağında içkin olarak hep oldu ve Stalinizm-Kemalizm kırması bir siyasal bakış, drolaylı biçimler altında sürüp gitti.

68 kuşağının geleneğinden gelip diğerleri gibi bir siyasal bir serüvenden kendini Troçkizm ve Anarşizm sayesinde ayrıştırabilmiş iki isim, Demir Küçükaydın ile Gün Zileli’dir. Bu iki isim, meselelere kafa yoran ve görüşlerini açıklayan 68-71 kuşağının bu iki lideri (mütevazı olmmadan söyleyebiliriz), Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda AKP karşısındaki adaya oy verilmesini öneriyorlar.

Demir Küçükaydın 4 Temmuz tarihli ve “Cumhurbaşkanlığı Seçimi” Değil “Plebisiter Bir Diktatörlük İçin Plebisit” başlıklı yazısında “İlk turda Demirtaş’a vereceğiz oyları, ama tam da bu seçim yapısal bir seçim olduğundan; fiilen uyguladığı Erdoğan’a fiili destek olan politikasından dolayı değil; ikinci turda Erdoğan’ın karşısında kim varsa ona” demektedir.

Gün Zileli 13 Temmuz tarihli ve “C.başkanlığı seçimi yaklaşırken…” başlıklı yazısında, benzer bir çağrı yapıyor: “eğer AKP’nin adayı 1. turda %51’i bulamazsa 2. turda Tayyip Erdoğan’la Ekmeleddin İhsanoğlu karşı karşıya kalacaktır. Böyle bir durum olursa toplumsal muhalefetin tutumu ne olmalıdır? Bence, diktatöre yardımcı olmamak için, kerhen Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermek gerekir”.

“Kerhen” ve plebisit yoluyla ilan edilecek “diktatör”e karşı ikinci turda AKP adayının karşısındaki adaya oy verelim çağrısı yapmak, reel politika olarak savunulmaktadır. Böylece, AKP geriletilecek ve Tayyip Erdoğan oy bakımından ne kadar gerilerse, gücü de o kadar azalacak, diktatörlük yapamayacak!

Bu tutum doğru değil. Nedenleri şunlar:

Birincisi, ilk turda Demirtaş’a oy verilmesini kadükleştirir. İnandırıcı olmaz ve bizi, Ekmeleddin’in aday yapılması sebebiyle partisine öfkeli CHP’lilerle, aynı politik düzeye çeker.

İkincisi, gerçekten bir diktatörün seçilmesiyse söz konusu olan, Ekmeleddin’e oy vermekle, bu gidişin hızını azaltacak, geriye döndürecek bir siyasal güce destek vermiş olmayız. Ekmeleddin İhsanoğlu, belki şahsi bir rejimin sembolü değildir ama emperyalizmin ve TÜSİAD’ın adamıdır; yeni bir Kemal Derviş’tir. Dolayısıyla, en fazla oy oranları arasındaki farkı azaltmak arzusunu ifade edebilir ki, buradan da devrimci bir mücadele için fırsat doğmaz.

Üçüncüsü, hem Troçkist ve anarşist hareketin geleneği açısından hem de 68-71 kuşağının radikal penceresinden bakarak söylemek gerekirse, bir diktatöre karşı mücadelenin ifadesi ne seçimlerdir ne de diktatörün karşısındaki adayın daha çok oy alması için ona desteğimizi açıklamaktır!  Devrimci politika, 3’üncü turu önüne hedef olarak koyarak çağrı yapmalı. Kitleleri üçüncü tura hazırlamak üzere politika oluşturmalı. Temmuz ayının başından itibarenEkmeleddin’e ikinci turda oy vermeye çağırmaya başlarsak, üçüncü tur için hazırlık yapmanın nüveleri bile ortaya çıkarılamaz.

Dördüncüsü, reel politika, devrimci politikadır ve bu politika işçi sınıfı hareketinin siyasal bir güce kavuşturulması yoluyla olur. İşçi hareketi içinde İsmet Demirleri, Kenen Budakları bulmak, yetiştirmek, bu geleneği onlara aktarmak, politikleştirmekle olur. Demirdöküm, Sungurlar mücadeleciliğiyle, 1 Mayıs 1977 çoşkusuyla, Yeni Çeltek direnişiyle, anti faşist mahalle komitelerinin ruhuyla olur. Düzen içinde değil, düzenin dışında olur; hiç olmazsa fikir ve ilke düzeyinde… Dolayısıyla, anti demokratik seçim sisteminin teşhirini yaparak, 24 Ağustos plebisitinin sonuçlarını reddedeceğimizi açıklanmalıyız.

Eğer üçüncü tura hazırlanma perspektifiniz yoksa, tabii ki mevzininizi “parlamenter demokrasi” ile “başkanlık sistemi” arasındaki tartışmaya, hangisinin diğerine göre demokratik olduğu üzerine inşa etmeniz gerekecektir. Burada devrimci bir perspektife ihtiyaç yoktur. Kitlelerin bu sisteme mahkum olmadan, kendi kaderlerini belirlemek üzere hazırlanmasına bir çağrı da yoktur. İlk turda HDP adayına oy verilmesiyle de çelişiriz.

Öyleyse, birinci turda, üçüncü turu işaret etme fırsatını bize veren HDP adayına destek verelim ve yüzümüzü sosyal demokrasinin ve reformizmin parlamenter sistemin koridorlarındaki delhizlerine değil üçüncü turun hazırlığına çevirelim. İkinci turda AKP karşısına kim çıkarsa ona oy verelim çağrısı, işçi sınıfına, Gezi İsyancılarına ve halka karşı güvensizlik içeriyor, onlara “treni sallamalarını” önermiş oluruz, siyasal düzeyde ile devrimci bir perspektif sunmamış oluruz.

Şundan eminiz: İki seçenek içinde en ilerici olana oy verilmesi çağrısı ve alışkanlığını terk etmeliyiz, bağımsız bir güç olarak enternasyonalist sosyalist hareketin işsanı için çalışmalıyız. Kestirme bir yol yok. İkinci turda “boykot” AKP’ye yarar gerekçesi ise, içimize sinmiş olan mecalsizliğin dışa vurumundan başka nedir? Reel politika mı yapmak istiyorsunuz? Yüzünüzü, işçi sınıfına, işyerlerine, emekçi mahallelerine, Gezi forumlarına çevirin! Örgütlenmek devrimci reel politikanın ta kendisidir: Ekmeleddin’e oy vermek bu işe yaramaz!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 2.Tur / 3.Tur / AKP / CHP / Cumhurbaşkanlığı seçimleri / HDP / MHP /

Comments

  1. Naci Alkış diyor ki:

    Merhaba
    Birinci tura katılmakla bu seçimin 1. ve 2. tur lardan müteşekkil olduğunu kabullenmektir. Yani 3. sü yoktur bu seçimin.
    Eğer 1. si de bizi ırgalamaz, biz işimize bakalım der iseniz ancak 3. tur için çalışma niyet ve tutarlılığı söz konusu olabilir.
    Bence ; 1. tura katılıp 2. si içinde ben 3. yü düşlüyorum demek pek hoş bir tutum değil.
    Ben şahsen ” reel politika ” yapmak istiyorum ve gözümü ” Gezi Formlarına ” çevirdiğimde, orada Demirtaş ları göremiyorum.
    ” Çözüm süreci baltalanmasın ” diye geziden uzak kalmalarını kabullenemiyorum.
    Sonuç olarak Demir Küçükaydın’ın tavrını ( ve ÖDP nin tavrını ) olumlu buluyorum.
    Sağlıcakla

  2. seyfi diyor ki:

    Selam,
    Seçimlerin sınırlarını biliyoruz. Daha çok bir durum tespitine yarayabilir. İlk turda oy verebileceğimiz bir aday var. Demirtaş ikinci tura kalırsa, yine sıkıntı yok. Eğer kalamazsa, adayımızın olmadığı seçimlerde kötünün iyisine oy vermeyi önermenin, değiştirici bir gücü olabileceğine inanmıyorum. Sözü edilen plebisitin tehlikelerini önleyecek olan Ekmeleddin’in alacağı oylar olmayacağına göre, politik yönümüzü 3.tura çevirmeliyiz. 3.tur, reel devrimci politikanın ta kendisidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.