Arınç nobelde

Bütün kadınlara çağrımdır: Kahkaha atın!

Şöhret Baltaş - 29 Temmuz 2014 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Önce RTE çıktı, “Aman ha, seçici olmayın” diye buyurdu çocuk yaştaki kızlara “evde kalırsınız!”

Şimdi de yardımcısı çıkıp uzun uzun açıklamalar yapıyor. Açıklama deyince yanlış olmasın; kimse sormuyor fikrini, ama kendisi akıl ve gerçek dışı bir kibre sahip olduğu için öyle kendi kendine, durup dururken zırt zırt açıklamaya başlıyor…

Beyefendiye göre memlekette ahlaki çöküntü yaşanıyormuş. Evlerindeki dolar dolu ayakkabı kutularını nereye kaçıracağını şaşıran bir takımın içinden dışarıya doğru ahlaktan söz etmek, işin ilk tuhaf yanı tabii. Ama garabet esas bundan sonra başlıyor. Zat-ı şahanelerinin orta yolcu veziri, incilerini bir bir döküyor:

Türkiye’de buluğ yaşı çok küçülmüş. Neden acaba? Memlekette yerli tohumun kökünü kurutup hormonlu İsrail tohumlarını çiftçiye kakalarken, bebelerin mamasından GDO çıkarken siz turist miydiniz yoksa? Televizyondan dizi seyrede seyrede “sevişmek güzel şeymiş la, en iyisi ben bir an önce ergenliğe gireyim” diyerek mi erkenden büyüdü çocuklarımız?

Torbacılarla uğraşırken büyük emniyetçileriniz, PKK ile mücadele ediyoruz diye diye hangi ülkelere kaç ton uyuşturucu çıkarılmıştı sahi? “Devlet için” çalışan kimlerin cebine girmişti bu paralar?

Devam ediyor efendi: Sevgilisini 40 yerinden bıçaklayıp sokak ortasında bırakan koca görmemiş bu ülke. Evet, eskiden bu işler evlerin içinde olup biterdi, böyle sokak ortasında üstü başı kanlı kadınların varlığı tam bir edepsizlik! Git, evinde yap ne yapacaksan, hani eskilerin dediği gibi, çocuğunu evinde terbiye edeceksin, karını da evinde döveceksin, adabı budur. Yalnız ufak bir sorun var beyefendi, sizin mahkemeleriniz çoluğa çocuğa tecavüz eden, kadınları dövüp öldüren adamlarla aynı kafada olmalı ki, doğru düzgün ceza almıyorlar. Kadının facebook kullanması, birini telefonla araması falan haksız tahrik sayılıyor, haberiniz var mı acaba?

Biz aslında iyi bir toplummuşuz da ayrıkotları varmış. İyi de her gün iki kadın öldüğüne, çocuk mağduriyeti gündemden inmediğine göre, bu toplum bu ayrıkotlarından ibaret olmasın!

Ama beyefendi en “parlak” incisini sona saklamış. Ahlaktan bahsetmeye (ama sadece bahsetmeye) çok meraklı bu takımın bulaşmadan edemediği baş konu, biliyoruz ki kadınlar… Haya duygusundan giriyor ufak ufak, “yüzüne baktığın zaman yüzü kızarıyorsa haya güzeldir, kadında olsa daha da güzeldir” diye bir girizgâh yapıp devam ediyor: “İffet çok önemli. Sadece bir isim değil. Kadın için de bir süstür, iffet, erkek için de bir süstür. İffetli olacak. Erkek de olacak. Zampara olmayacak. Eşine bağlı olacak. Çocuklarını sevecek. Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem- namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacaksın.”

Mahrem-namahrem ne demek beyefendi? Karma okullar, karma otobüsler filan bu ahlak kuralınızı ihlal ediyor mu mesela? İffet’in iffet olup olmadığına siz mi karar veriyorsunuz? Bir iffet karar mercii oluşturmak gerekir mi sizce? İffetsizleri tespit edip ne yapmayı düşünürsünüz mesela? Kısa etekleri parçalamak uygun mudur? Ya saçından tutup sürüklemek? Hani zamparalık da uygunsuzmuş ya, muta nikâhı filan olunca zamparalık olmaz, değil mi? Kitabına uydururuz, olur gider…

Bir de şu kahkaha mevzuu var tabii. Herkesin içinde kahkaha atmak iffetsizlikmiş beyefendiye göre. Ne de olsa bir kadının kahkaha atacak kadar içtenlikli neşesinden bambaşka mesajlar alan, ses tonundaki titreşimlerden tahrik olabilen birtakım yaratıklar olabilir, değil mi? O halde ne yapalım; bu yaratıkları insanlaştırmak yerine, kadınları susturalım, kestirmeden çözüm!

Beyefendi, toplumun ahlakına kesin çözümü bulmuş, Bakanlar Kurulu’nun ona verdiği yetkiye dayanarak bize dayatıyor: “Bizler inanmış Müslümanlar olarak Kuran’ı içindeki hükümleriyle, Peygamber Efendimizin Hadis-i Şerif’leriyle mutlaka okumalıyız.”

Siz kimsiniz diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Siz kimsiniz ve kadınların nasıl davranacağına dair fikir yürütme hakkını size kim verdi? Bakanlar Kurulu mu? Dininiz mi? Cinsiniz mi? Anayasa mı? Kerameti kendinden menkul ahlakınız mı? Kim?

Her kimse kim, biz kadınlar size bu hakkı vermedik, vermiyoruz, vermeyeceğiz.

Kadınlar… Hepinize açık çağrımdır; bu zevata haddini bildirmek için, çıkın sokağa, içinizden geldiği gibi, gözlerinizden yaş gelinceye kadar, sesiniz kısılana kadar kahkaha atın! (jiyan.org)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Bülent Arınç / Kadınlar /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.