çin parası

Kriz sürecinde egemenler (4): Çin

Mustafa Sönmez - 4 Ağustos 2014 - Dünya / Güncel Politika / Teorik Tartışmalar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Dünyaya yön veren “imparator” ABD’nin küresel kriz sonrası çaptan düştüğünü, ama güç restorasyonu için çabaladığını biliyoruz. Tarihin her kritik dönemecinde olduğu gibi, bu dönemeçte de dünya güç dengeleri yeniden belirleniyor; ABD tökezlerken başka güçler öne çıkıyor; Almanya ve Rusya’dan söz etmiştim; sıra Çin’de

Çin’in özellikle son 20 yılda, dünya ekonomisinin etkili bir aktörü durumuna geldiği ve 1 milyar 355 milyon nüfuslu bu devin 9,3 trilyon dolarlık bir milli gelir ile ABD’nin hemen arkasında 2. sırayı aldığı biliniyor. Daha 2003 yılında Çin milli geliri ABD’ninkinin yüzde 15’iydi; 2013’te ise yüzde 56’sı…

Çin’de kapitalizm….

SSCB’nin dağılışı ile birlikte, Mao’nun ölümü sonrasında Deng Xiaoping’in öncülüğünde başlatılan, adı konulmasa da “kapitalizme dönüş”, 1990 sonrası hızlandırıldı. Sosyalizmin “reel” uygulamasından umudu kesen ÇKP yöneticileri, mülkiyette “devlet kontrolü”ne önem ve ağırlık verseler de piyasaya, ticarileşmeye, dünya kapitalizmi ile bütünleşmeye yelken açtılar, hem de ne yelken!…

Sekiz yüz milyon işgücü var bugün Çin’de ve işsizlik sadece yüzde 4. Böyle bir ülkenin yabancı sermayenin her türüne kapılarını ardına kadar açmasının, çok düşük ücretlerle dünya pazarına dönük mal üretmesinin sonucu, elbette yıllık yüzde 10’u bulan büyüme olacaktı. Dile kolay, köylerden kısa sürede 250 milyon kişi akıp gelecekti üretim sahalarına ve çoğu güvencesiz olarak neredeyse karın tokluğuna çalışmayı kabul edeceklerdi.

Dünya ile bütünleşme

Çin’deki doğrudan yabancı sermaye, Almanya’nınkine yakın; 1,4 trilyon dolar… Çin’in dışa yatırımları ise 600 milyar dolara yakın. Özellikle madenlere, hammadde kaynaklarına yatırım yapıyor Çin. Dünyanın 1 numaralı ihracatçısı Çin, 2,2 trilyon dolarlık ihracata karşılık 2 trilyon dolarlık ithalat yapıyor ve sonuçta, yılda 200 milyar dolara yakın cari fazla veriyor. Doğrudan yabancı yatırımcı kadar bankalar da kredi musluklarını açtı Çin’e, dış kredi stoku 863 milyar doların üstünde. Dünya ekonomisi ile böyle bir bütünleşme, Çin’i özellikle dayanıklı-dayanıksız tüketim mallarında dünyanın atölyesi durumuna getirdi. Ama yavaş da olsa Çin, ağır sanayilere, ileri teknolojiye de yatırıma yöneldi. İşgücünün yüzde 34’ü hala tarımda, yüzde 30’u sanayide, hizmetlerde de yüzde 36 işgücü var. Çin, yoksulluk ve işsizliği aşağıda tutuyor ama yüksek gelirli bir zümrenin oluşumunu da engellemiyor. En alttakilerle en üsttekiler arasında fark hızla büyüyor (Gini katsayısı 47; ABD’nin 45, Rusya’nın 42, Almanya’nın 27).

msonmez4aguSorunları…

Çin’in önündeki sorunlardan biri iç pazarı derinleştirecek bir tüketici kitlesi yaratamamış olması; halk gelecek korkusu ile biriktiriyor; Çin’in tasarruf oranı yüzde 50; Türkiye’ninki yüzde 13… Görece iyi tüketen bir sınıf yaratamaması ilerisi için handikap görünüyor. Doğum kontrolünü başardılar, şimdi yaşlanan nüfus derdi bekliyor. Devlet, temel hizmetleri karşılıyor ve bütçe açık vermiyor, kamu borcu da milli gelirin yüzde 24’ü gibi düşük bir oranda. Enflasyon kontrol altında; yüzde 2,5. Bunlar, Çin’e sermaye çeken göstergeler.

BRICS…

Çin, dünya kapitalizmi ile bütünleştirdiği, 800 milyon işgücüyle büyüttüğü ekonomisini, durmaksızın genişletmek zorunda. Bu, ülkesinde çok önemli çevre, doğa tahribatı yarattığı gibi, dünyanın kaynaklarına da ihtiyaç duymak demek. Haliyle dünya gücü olmak, böyle bir ülke için neredeyse zorunluluk. Dünyanın ikinci büyük ham petrol; 6.doğalgaz ithalatçısı. Bağımlı yani… Askeri harcamaları milli gelirinin yüzde 2’si ama artırma çabasında…

ABD’nin hükümranlığı karşısında Rusya ile yanlarına Hindistan ve Brezilya’yı alarak 2009’da kurdukları BRIC’a, 2010’da da G.Afrika dahil oldu Böylece BRICS adını alan birlik, dünya nüfusunun yüzde 43’ünü, dünya hasılasının da yaklaşık dörtte birini üreten bir blok durumunda.

Bu blokun en yakın icraatları altyapı yatırımlarına destek verecek Yeni Kalkınma Bankası’nın kurulması ve Acil Döviz Fonu oluşturulması oldu. Bu iki işlevin yıllardır Dünya Bankası ve IMF tarafından yerine getirildiğini biliyoruz. Bu kurumlara alternatif yaratıldı denilse de tam öyle değil; Çünkü özellikle Çin, bu kurumlarda zaten etkili. Yine de böyle yeni bir finansal yapılanmaya gitmiş olmaları önemli.
ABD izliyor…

Çin’in bir dünya gücü olması, Yuan’ın, dünyada kabul görmesine de bağlı. . Dolar/Avro dışı paraların dış ticarette ağırlığının artması kaçınılmaz ve Yuan yavaş yavaş kendini kabul ettiriyor zaten.

Çin, kendisinde eksik olan enerji kaynakları ve silah gücünü, müttefiki Rusya ile tamamlama yolunda; Almanya ise Çin için önemli bir partner. İthalatında şimdilik yüzde 5 payı olan Almanya ile dış ticaretini ve diğer ilişkilerini artırma yolunda. Almanya’nın Rusya’ya yanaşması ile Çin’in Almanya flörtü BRICS üstünden de artacak gibi.

Bütün bunları, çaptan düşen ABD yakından izliyor ve yeni güç odaklarının kendisini daha da arkaya itmelerinden haklı bir endişe duyuyor…

mustafasonmez.net

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ABD / Almanya / Çin / Rusya / Uluslararası Ekonomik Kriz /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.