is 29

Oyumuz Demirtaş’a: İşçilerin ve halkların kurtuluşu 3’üncü turda!

İşçilerin Sesi - 9 Ağustos 2014 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

İşçilerin ve halkların kurtuluşu 3’üncü turda! (*)

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu 10 Ağustos’ta yapılacak. Yüzde 50’yi geçen bir aday ya da olağanüstü bir durum olmazsa, seçimlerin ikinci turu 24 Ağustos’ta.

AKP seçimleri ilk turda bitirmek için çalışıyor. Sadece partinin il ve ilçe örgütleri, belediyeler değil, valiler, emniyet, TRT yayınları, büyük medya ve televizyon kuruluşları, kimi işveren örgütleri ve sendikalar yalnızca bir adaya, Tayyip Erdoğan’a çalışıyor. Erdoğan da Başbakanlık gücünü ve yetkilerini seferber etmiş durumda. Tüm seyahatleri, yaptığı açılışlar, il gezileri, mitingler ya Başbakan olduğu için ya da Cumhurbaşkanı adayı olması sebebiyle basının gündeminde.

Tayyip Erdoğan, Anayasa’da olmasa da Başkanlık sistemi adını verdiği, otoriter tek adam rejimini, yasalara rağmen uygulayacağını ilan etti: “Bakanlar kurulu toplantısına başkanlık da ederim, köprü, yol da yaparım” diyerek başkanlığın altını çiziyor.

Kendini iktidarın merkezine koyan Erdoğan, demokrasi ve hukuku kendi siyasi çıkarlarına bağlıyor. Toplumu “onlar ve ben” diyerek ayrıştırıyor: “onlar yapamaz ben yaparım, onlar anlamaz ben anlarım” diyor. Her türlü ekonomik ve demokratik gelişmenin kendisiyle mümkün olacağını topluma dayatıyor. Güçlü bir lider görüntüsünü aba altından sopa göstererek dayatıyor: “zaten seçileceğim, direnmeyin; direnirseniz ezerim” mesajını eylemleriyle gösteriyor.

Ücretleri ve sosyal hakları için greve çıkan Şişe Cam ve Park Madencilik’te çalışan 10 bine yakın işçinin grevini bir imzayla 60 gün erteliyor. Kendisine komplo, darbe yaptığını iddia ettiği emniyetçileri gözaltına aldırıp, tutuklanmalarını sağlıyor. Diğer cumhurbaşkanı adaylarını “monşer”, “omurgasız” ya da “satılmış” diyerek aşağılıyor; alevi toplumunun inancını “Cemevi ibadethane değildir” diğer itibarsızlaştırıyor.

Sadece başbakan değil, yardımcısı Bülent Arınç “kadın herkesin içerisinde kahkaha atmayacak” diyecek kadar ileri gidebiliyor; başörtüsünden sonra kadınların toplum içindeki davranışlarını da düzenlemeye, ayar vermeye kalkıyor.

Tayyip Erdoğan’ın izlediği siyasi ve ekonomik politikaları durduracak, işçilerin ve halkların özgürlüklerini genişletecek, eşitlik ve adalet sağlayacak; tarafsız değil taraflı, herkese eşit mesafede değil eşitsizliklere karşı, sermayeden değil emekçiden yana devrimci bir siyaset ve mücadeleye ihtiyaç var.

Mücadelenin adresi ne tarafsız, siyasetler üstü, liberal ve İslamcı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun temsil ettiği eski, çürümüş “parlamenter ve Anayasal” burjuva düzeni ne de ABD ve AB gibi çıkarlarına dokunulmadığı sürece, Ortadoğu’daki diğer rejimler karşısında olduğu gibi, AKP karşısında da “izle-gör” politikasını tercih eden, kazanan tarafa oynayan emperyalist güçlerdir.

AKP ve Tayyip Erdoğan rejimine karşı mücadele, seçimler yoluyla gerçekleşemeyeceği gibi, “radikal demokrasi” sınırları içinde kalarak da sürdürülemez.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, devrimci bir işçi aday olmamakla birlikte, Tayyip ve Ekmeleddin’e mahkum olmadığımızı, “radikal demokrasi” sınırları içerisinde kalsa da üçüncü bir seçeneğin sembolik olarak bizi de ifade etmesini mümkün kılan, sosyalistlerin ve Kürt hareketinin de destek verdiği HDP adayı var. Bu ikili oyuna çomak sokmak için, Selahaddin Demirtaş’a oy verilmesi çağrısı yapıyoruz.

Eğer ikinci tur olursa ve bu tura HDP adayı kalmaz ise, oy kullanma çağrısında bulunmayacağız. “AKP’nin karşısındaki adaya oy verin” çağrısı da yapmayacağız.

Sadece AKP karşıtlığı üzerinden yürütülen bir siyaset, toplumdaki muhafazakârlaşmaya engel olmayacak, halkların ve işçi sınıfının haklarında gelişmeye yol açmayacak. Gericiliğin ve sömürünün kökleri AKP’den çok daha derindedir. 90 yıllık cumhuriyet tarihinde, AKP karşıtı CHP/MHP’nin izlediği emek düşmanı ve sağcı politikalar, AKP gibi ikiyüzlü bir partinin belediyelerden başlayarak siyasi iktidara gelmesinde, hatta Erdoğan’ın milletvekili olmasında önemli bir paya sahiptir.

Bu nedenle biz çağrımızı sadece birinci tur için yapıyoruz. Belirleyici olanın ise, seçimler değil sınıf mücadelesi olduğu gerçeğinden hareketle 3’üncü tura, işçilerin, yoksulların, halkların birleşik devrimci mücadelesine çağırıyoruz.

İşçilerin Sesi Gazetesinin Ağustos 2014 tarihli 29’uncu sayısının  başyazısıdır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Cumhurbaşkanlığı seçimleri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.