ÖDP HDP

HDP ve ÖDP: Birleşik mücadele için olanaklar…

Seyfi Adalı - 17 Ağustos 2014 - Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

Başlığın kendisi üzerimize vazife olmayan bir konuda söz söylediğimiz veya akıl vermeye kalktığımız kanaati oluşturabilir. Her ikisi de değil. Tercih meselesi…

Sosyalist solun bir kısmı, CHP’nin halini analiz edip sosyal demokrasi üzerine akıl yoruyor, biz de devrimci ve radikal demokratların reel güçleri ve birlikte yapabileceklerimiz üzerine düşünmeyi tercih ettik.

AKP reorganize olurken

Ne yapacağımıza karar verirken, düşmanın ne yaptığına da bakmak gerekir. AKP ve egemen sınıflar ne yapıyor? Seçim sonuçlarının ardından hemen parlamentoyu tatil ettiler. Führerleri öncülüğünde örgütlerini, kurmay heyetlerini dizayna giriştiler. Yerel liderlerini; başbakanı belirleyerek 2023 hedefine doğru hızla yürüyeceklerini açıklıyorlar.

Burjuva muhalefet arasında ana muhalefet partisi, yenilginin altında ezik, içe dönmüş durumda; kurultay telaşında. MHP ise, kayıp 5 milyon oyun kendinden sorulmaması için arazi durumda; suçluluğun verdiği suskunluk içinde!

Demokratik ve sosyalist muhalefet HDP’nin yüzde 10 oyunu politik fırsata çevirebilmeli. Onlardan, hızla iç gündemlerini tatil etmeleri, seçim tartışmalarının yol açtığı “pozisyon tutma” halini bir kenara iterek en geniş mücadele cephesini oluşturmak üzere kafa yormaları, adım atmaları beklenir.

Tabii ki, konunun muhataplarının, sol/sosyalist siyasetin ana akımlarının tartışmaya dahil olmaları ve yapacakları öneriler belirleyici olacaktır.

Pozisyon tutmak yerine öneri yapalım

Sosyalist hareket içinde, seçimlerden önce başlayan tartışma, seçim sonuçlarının ardından devam ediyor. Şimdiye kadar yapılan tartışmalarda ileriye dönük bir perspektif, öneri veya çağrıyı bariz biçimde göremedik. ÖDP eş başkanlarının değerlendirmeleri, Oğuzhan Müftüoğlu’nun BirGün gazetesinde, Abdullah Öcalan’ın ANF’de yayınlanan açıklamalarının ardından, artık tartışmaların “pozisyon tutma” halini aşarak, somut olarak işçi sınıfı ve tüm uluslar, kültürler, kadınlar, ezilenler açısından demokratik ve toplumsal hakların geri alınması temelinde bir mücadelenin örgütlenmesi öne çıkmalı. Tekrar olmasına rağmen, bu sadece Türkiye için değil, Ortadoğu için de hayati önemde devrimci bir hamlenin zemini olabilir.

Kapsayıcı dil ve basiret gerekli

Kuşkusuz, HDP’nin seçim başarısı Türkiye’de sola yönelişin ispatı değil. Sosyal demokratlar, radikal ve devrimci demokratlar, sosyalist sol eğer birlikte büyüme gösterseydi (örneğin, oylarını artırabilseydi) bu durumunda “sola” yönelişten söz edilebilirdi. Söz konusu olan bu değil.

Elimizde bir tek yüzde 10’a yakın oya sahip HDP var. Bu durumda cevabını aradığımız soru, burjuva demokrasinin sınırları içinde HDP ile nereye kadar yürüyebiliriz olmalı.

HDP homojen bir parti değil. EMEP’in seçimlerden hemen önce partiden ayrılması bir yana, sosyalist, devrimci eğilimlerden sol liberalizme kadar çeşitli sol eğilimler var. Sol liberalizmin yönetim seviyesinde etkisi olduğu hissediliyor.

Nitekim eski ÖDP üyesi de olan bu kesimler, seçimlerin ertesinde ÖDP’den gelen açıklamaları rövanşist bir tarzda ele almayı seçtiler. ÖDP’nin HDP’nin aldığı sonuçlara olumlu yaklaşımını küçümseyen ve HDP’nin yakınından savuşturmaya çalışan bir tutum takındılar. EMEP de ÖDP’nin yaklaşımına tepeden yaklaşan bir tutum seziliyor. Kürt hareketi ise, seçimlerden önce ÖDP’yi dışlayan açıklamalar da bulunmuştu ve KESK kongresine kadar yansıyan sonuçlara yol açmıştı.

Kuşkusuz ÖDP saflarında da HDP’nin siyasetinden hoşlanmayan, yanyana gelmemek için çeşitli bahaneler üreten kesimler ve liderler vardır. Tarafların görüşlerini değiştirmeleri değil, politik olgunluğa ve basirete sahip olmaları beklenir.

Oysa bize gerekli olan Hopa’da örneğini gördüğümüz gibi “dayanışma” eylemleridir. HDP’nin seçim standına yönelik saldırı karşısında ÖDP ve Halkevleri taraftarları standa sahip çıkmıştı. (Nurtepe’de ise, talihsiz biçimde kötü örnek yaşandı).

Öyleyse, dışlayıcı, ötekileştirici, eksiklerin öne çıkartan tutumlar biryana bırakılarak, radikal, devrimci bir demokrasi programıyla en geniş cephenin oluşturulmasına kafa yormak, irade göstermek birleşik mücadelenin zeminin oluşturmak için daha gerekli. Bu, sadece ÖDP’ye seslenirken değil, Halkevleri ve TKP’nin her iki kanadı dâhil diğer devrimci eğilimlere, forumlara, kadın örgütlerine, sendikalara seslenirken de gerekli…

Bu kapsayıcılığın örgütsel biçimleri neler olabilir, bilmiyoruz. Ancak somut ve acil talepler üzerinden, eylem içinde yan yana geliş en sağlıklısı olur. Bugüne kadar denenen ve siyasal temsiliyetlerin çatı örgütlenmesiyle sınırlı kalan, yerele değmeyen öneriler yerine, yerellerde (işyerleri, okullar, mahalleler vb) bir araya gelerek sözün değil eylemin örgütlenmesi tercih edilmeli.

Reformlar için Birleşik Mücadele

Gericiliğin ve barbarlığın Türkiye ve Ortadoğu’da ulaştığı bugünkü aşamada, sınırları demokratik reformlarla çizilebilecek bir birleşik mücadelenin olanağının “ön şart” ileri sürmeden değerlendirilmesi gerekir.

Öte yandan devrimci sosyalistler ise, her zaman her yerde bağımsız siyasal ve örgütsel yürüyüşünü sürdürmelidir. Kürt ve Türk emekçilerin öznesi olduğu reformlar mücadelesinin içinde yer almalı, ezilen ve sömürülenlerin güvenini kazanmak için çalışmalıdır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: HDP / ÖDP / radikal demokrasi /

Comments

  1. Seydi Talan diyor ki:

    Ön şart sürmeden beraber olmayı başarmamak için hiçbir engel yok. Herkes kesesinde yesin içsin davetim var benim diyeliriz. Nicei sayımız nitelikli, beraber olursak doğal olarak nitel oluruz.

Seydi Talan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.