Torun ve TOMA

Güvencesiz, kayıt dışı ve taşeronda çalışma iş cinayetlerini besliyor – Canan Mengül

İşçilerin Sesi - 11 Eylül 2014 - Güncel Politika / İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

Tayyip Erdoğan, Soma katliamı sonrasında “Kömür ocaklarında bu olanları, lütfen buralarda hiç bu tür olaylar olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bu sadece madenlerde olur diye bir şey yok. Burada da olur. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey madenlerde yok,” demişti. Sarf ettiği cümlede tek doğru işçi cinayetlerinin sadece maden değil, sermayenin rant, ucuz iş gücü politikalarının olduğu her yerde olduğudur. İşçi cinayetleri taşeronlaştırmanın, esnek çalışma modellerinin, kayıt dışının ve güvencesiz çalışmanın uygulandığı sektörlerde daha yaygın olarak görülmekte.

Sendikalar, odalar ve sosyalist çevrelerin inisiyatifiyle oluşturulmuş olan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, iş kazalarını ve sonuçlarının kayıtlarını tutmaya çalışıyor. İş cinayetlerine karşı mücadele eden Meclis, çalışma hayatındaki gerçekleri gün yüzüne çıkartmak istiyor. Meclisinin yazılı, görsel, dijital basından, emek-meslek örgütlerinden edinilen bilgiler ve işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespitlerine göre Temmuz ayında en az 123 işçi yaşamını yitirdi.

Çocuklar: İş cinayetlerinin kurbanı

Silivri’de bir işyerinde paket servis elemanı olarak çalışan 13 yaşındaki çocuk, bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti. 16 yaşındaki İsmail Gür sırtında çay yükü ile bahçeye giderken dokunduğu teleferik telinden akıma kapıldı ve öldü. Bir çocuk işçi cinayeti de Samsun’dan, mevsimlik tarım işçisi 13 yaşındaki Seda Nur Tatar Samsun Alaçam’da can verdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre; 2013 yılında yaşamını yitiren bin 235 işçinin 59’u çocuk işçi. Bunlardan 18’i 14 yaş ve altı, 41’i 15-17 yaş arası. Bu da yüzde 4.7 oranına denk geliyor. Yani yaşamını yitiren her 20 işçiden birisi yoksulluktan dolayı çalışan çocuk işçiler.

4857 sayılı İş Kanunu’na göre; 14 yaşını bitirmiş kişi “çocuk işçi”; 15-18 yaşındaki kişi ise “genç işçi” olarak tanımlanıyor. Ancak Türkiye tarafından da kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin göre 18 yaşına kadar olan herkes çocuk sayılıyor. Sermaye ve devlet yasaları kendi çıkarlarına göre uygulamakta.

Yoksul ailelerin çocukları, sermayenin ucuz iş gücü olarak her gün öldürülme ihtimalleri ile birçok ağır iş kolunda çalıştırılıyorlar. Çocuk işçileri ağırlıkla Tarım sektöründe ucuz iş gücü olarak kullanılmakta. Tarım sektörü meslek hastalıkları ve iş cinayetleri açısından en tehlikeli sektörlerden biri olmasına rağmen çocuklar bu sektörde yoğun olarak çalıştırılarak 10-18 yaşındaki çocuklar ölüme gönderiliyor. Çocuk işçi katliamının gerçek rakamlarına ulaşmak mümkün değil. Çünkü kayıt dışı çalıştırılmanın yaygın olması, gerçek ölüm ve yaralanma rakamlarına ulaşmayı mümkün kılmıyor.

Taşeron çalışmak ölüm demektir!

İşçi cinayetlerine zeminlerinden bir diğeri de taşeronlaştırma. Taşeronlaştırma ile birlikte güvencesiz, esnek çalışma ve kayıt dışı çalışma biçimlerini içinde barındırması işçi cinayetlerine davetiye çıkarmakta. Kuralsız, güvencesiz, baskıcı ve denetimsiz çalışma koşullarıyla sermayenin cebini düşünen taşeron sistemi işçi cinayetleri ile patronun sermayesini artırır.

Ordu’da HES inşaatında çalışan taşeron işçisi hayatını kaybetti. Taşeronun yaygın olduğu inşaat sektöründe de işçi cinayetleri sık sık yaşanmakta. 3.Köprü inşaatında Harfiyat işi yapan ICA’ya taşeron şirkete ait kamyon şarampole yuvarlandı. Sürücü can verdi.

İşyerlerinde iş kazasına neden olacak birçok risklere barındırmakta. İstenirse bu riskler azaltılabilir ve kontrol altın alınabilir. Tabi ki bunun bir maliyeti vardır. İşte meselede burada başlıyor. Sermaye, bütün bu önlemlere ve riskleri kontrol altın alma sürecine maliyet olarak bakmakta. Eğer maliyet hesabı söz konusu olduğunda bir işçinin ölümün maliyeti ile işyerindeki kaza olma riskini kontrol altın almanın maliyeti kıyaslanıyor. Tercih tedbirsiz, denetimsiz işçi ölümlerine göz yuman bir yaklaşımdır. Bu yüzden işyerinde yaşanan her “ kaza” bir cinayettir. Patronların ve devletin tercih ettiği elleriyle yaygınlaştırdığı bir cinayetler zinciridir.

Patronlar ve devlet, taşeronlaştırma, güvencesiz, esnek çalışma yöntemleriyle işçileri hem katlediyor hem de örgütsüzleştiriyor. İş cinayetlerine karşı örgütlenmek ve sınıf mücadelesinin saffından yana olmaktan başka bir çözüm mümkün değil. Örgütlenmemek ölümdür!

İşçilerin Sesi Gazetesinin Eylül 2014 Sayı 30’dan alınmıştır.

Not: Bu yazı, Torun İnşaatta meydana gelen iş cinayetiinden önce kaleme alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: iş cinayeti / Taşeron İşçiler /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.