orta vadeli program

Samimiyetsiz hükümetten samimi açıklama!

E.Ahmet Tonak - 12 Ekim 2014 - Teorik Tartışmalar / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Geçen haftaki yazımın başlığı “Hem samimiyetsiz hem de ilkeli bünlük?” idi.  AKP hükümetinin Kürt sorununun çözümüne ilişkin tavrını samimiyetsiz bulduğum için,  Öcalan’ın  dile getirdiği  “yol haritası ve eylem planın anlamlı bir ilkeler bütünlüğü” ile ele alınması talebinin karşılanmayacağını düşündüğümü yazmıştım. Geçen bir hafta içinde yaşadıklarımız maalesef daha iyimser bir beklenti içinde olmamıza imkan vermiyor.

***

Siyaset-ekonomi ilişkisi sanıldığı gibi bire bir değil. Yani verili bir kapitalist ekonominin ne siyaseti ne de iktisat politikası tek. Kapitalizm içinde, verili ekonomik koşulların belirlediği yelpaze dahilinde, sınıfların gücüne ve diğer faktörlere bağlı olarak farklı politikalar izlenebilir.  Korkut Boratav hocamızın, AKP’li bakanların (Mehmet Şimşek gibi), hatta kimi sol cenah iktisatçıların ağzına pelesenk olmuş “orta gelir tuzağı” tespitine ve önerdikleri reçeteye ilişkin yazdığı son yazı dediğimi somutluyor. Boratav, kapitalizm içinde bile “emek maliyetlerini bastırma hedefine odaklanmış bir rekabet yarışması” dışında izlenebilecek büyüme stratejileri olabileceğini (mesela, yatırımların sektörler arası dağılımını belirleyecek planlamacı yaklaşımı benimseyen) gösteriyor (http://www.sendika.org/2014/10/orta-gelir-tuzagi-ve-turkiye-korkut-boratav/).

Bildiğimiz gibi geçen hafta Ali Babacan 2015-2017 Orta Vadeli Program’ı (OVP) açıkladı.  Babacan, ekonomik gidişatın, atılan bol 2023, 2071 referanslı hamasi nutuklarda dillendirildiği gibi olmadığını, işlerin sarpa sardığını münasip bir dille ifade etti. Bir bakıma samimiyet gösterdi diyebiliriz.

Yukarıda, “ekonomik koşulların belirlediği yelpaze içinde” diye bir ifade kullanmıştım.  Yelpazenin somutlanmış halinden söz edebilmek için en başta ülke ekonomisinin boyutlarını, kapasitesini ve de en önemlisi hükümetin tercihlerini sezdirten istatistiklere ihtiyacımız olduğu açık. Neredeyiz, nereye gitme ihtimalimiz var, tempomuz ne olacak vs. sorularını tartışabilmenin zemini olarak bu sayılar, ileriye dönük tahminler önemli.

OVP’nin sonundaki Ek Tablo 1 bu ihtiyaca bir ölçüde cevap veriyor. Söz konusu tabloya baktığımızda 2013’ün gerçekleşmiş, 2014-2017 yıllarının da tahmini GSYH rakamlarını ve de yıllık büyüme hızlarını görebiliyoruz. Ayrıca, tüketim, yatırım ve enflasyon tahminleri de aynı tabloda mevcut. Hafta içinde de bakanlardan başlayarak, her cenahtan onlarca iktisatçı, siyasetçi bu sayıları kullanarak farklı tahliller yaptılar, yorumladılar.

Sayılara dikkatli bir biçimde baktığımızda ilk gözümüze çarpan, bitmek üzere olduğu için artık saklanamayacak olan ve diğer yıllar gibi aşırı iyimserliğe imkan tanımayan 2014 yılının olumsuz performansı: 2013’te % 4.1 olan büyüme % 3.3’e düşerken, enflasyon da % 9.4 ile iki basamaklı seviyeye dayanmış durumda. Yani, Arthur Okun’un malum Izdırap Endeksi (Misery Index; işsizlik ve enflasyon oranlarının toplamı) % 16.4’ten % 19’a yükselmiş olacak!

Daha sonraki, 2015-2017 yıllarına ilişkin tahminlerin ise düşük enflasyona (% 5) ve aşırı iyimser büyümeye (% 5) dayandığı açık. Bu temponun yakalanacağını uman hükümetin varsayımları, zikredilen bazı sayılarda kendini ele veriyor. 2013’ten 2014’e tüketim artışı itibariyle ciddi bir daralma yaşayan (% 5.2’den % 1.9’a) ekonominin, 2015’te tüketim artışını iki katına çıkarması (% 3.8) ve sonraki yıllarda o tempoyu koruması bekleniyor. 2013 seviyesine (% 5.2) erişemeyen tüketim artışlarının, 2017’de yatırım temposunu, 2013’tekinin iki katından fazlasına (% 9.3) yükseltebileceği varsayılmış! 2014’te sabit sermaye yatırımlarının hem kamuda (-%0.9) hem özel sektörde (-%2.1) artmadığını söyleyen raporun, 2015 yılında kamuda durumun bozulmasına (-%2.1) rağmen özel sektörün adeta şahlanarak (%6.1) yatırımlarını arttırmasını umması açıklamaya muhtaç.

Tabii, hükümetin benimsediği iktisat politikası tercihlerinin çalışanlar açısından yakın dönemde ne anlama geleceğinin en açık göstergesi işsizlik oranları. Raporda zikredilen tek gerçekleşmiş resmi işsizlik istatistiği 2013’ün % 9’luk oranı. 2014 dahil olmak üzere OVP’nin tahminde bulunduğu bütün yıllar için, yani 2015, 2016 ve 2017 için daha yüksek işsizlik oranlarına mahkum olduğumuzun OVP’de açıkça söylenmesi samimi bir biçimde hükümetin tarafını deklare etmesidir. Kimle dans ettiğimizi bilmenin zamanı gelmiş ve geçmiştir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ekonomik kriz / Orta Vadeli Program / OVP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.