maden karaman

Bu rezil düzen süremez!

İşçilerin Sesi - 29 Ekim 2014 - Güncel Politika / İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

“Öldür işçiyi, ver parayı, kapat davayı…” 

Soma’da maden işçilerinin acısı dinmeden yeni bir faciayla karşı karşıyayız. Karaman’a bağlı Ermenek ilçesi Pamuklu köyündeki Has Şekerler Madencilik’e ait kömür ocağının bir galerisini su basması sebebiyle içerideki 26 işçiden 8’i kaçmayı başarırken, 18 işçi mahsur kaldı. İlk incelemede 350 metre derinlikteki ocağın 100 metreden fazlasının su dolu olduğu anlaşıldı. Şirket yetkilisi, ocakta yaşam odası bulunmadığını söyledikten sonra utanmazca ekledi: Hani bir laf varya ‘kaçanın anası ağlamaz’ diye bazı arkadaşlarımız kaçar, bazıları da ne olacak der.

Enerji Bakanı Taner Yıldız olay yerinde yaptığı açıklamada, su seviyesinin de 2 saate 1 metre yükseldiğini ve şu an su seviyesinin işçilerin bulunduğu bölümden yukarıda olduğunu kaydetti. Bakana tepki gösteren işçiler “Bu üçüncü su baskını. Önlem alınsaydı böyle olmazdı. Ayrıca Torba Yasa’da çıkan kanunun peşinden işçiler öğle yemeklerini madende yiyorlar. Öğle yemeğini madende yemeselerdi bu yaşanmazdı” dediler. Müfettişlerin derhal denetim yapmasını isteyen işçiler “yoksa işveren eksikliklerini giderir ve denetimden bir şey çıkmaz” diyerek güvensizliklerini belirttiler.

Soma’da 301 işçinin ölümüyle sonuçlanan büyük facianın ardından çıkartılan Torba Yasa maden işçisinin iş güvenliğini değil, işçinin üretim süresini dikkate aldı. İşçilerin, iş saati, madene girişlerinden itibaren değil kazma salladıkları andan başlatıldı. Örneğin Soma’da galeriye ulaşabilmek için madenin içinde 45 dakika yürümek gerekiyor.

Paydos saatleri de, madenden çıktıktan sonra başlamıyor. Böylece, yemek paydosu galeriyi terk etmeden, yerin 300-400 metre altında yapılıyor. Nitekim son facia, yemek paydosu sırasında meydana gelmiş. Eğer işçiler yemeklerini yeraltında değil de dışarıda, güvenlikli bir yerde yemiş olsaydı, en azından bu 18 işçinin yaşamı kurtulabilirdi.

Sermaye ve hükümet, işçi sınıfını sahipsiz ve güçsüz bulduğu için sorumlusu oldukları iş cinayetleri karşısında tekrar tekrar ve pişkin pişkin televizyon ekranlarına çıkıp konuşabiliyorlar. Hiçbirinin ne yüzü kızarıyor ne de gerekli önlemleri alacaklarına dair sözler veriyorlar. İşi Allaha’a havale edip, geride kalanlara sabırlar diliyorlar; biraz para verip başlarından savuşturmaya çalışıyorlar.

Nitekim, birkaç hafta önce İstanbul Mecidiyeköy’deki Torunlar Center inşaatında 10 işçinin ölümüyle sonuçlanan asansör faciasıyla ilgili yürütülen soruşturma Torunlar İnşaat’ın sahipleri için kapatılmasının sebebi de “kan parası”.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Torunlar inşaatta yaşamını yitiren işçi ailelerinin hukuki haklarının takipçi olacağına, işçi ailelerinden biri hariç diğerlerinin işçi başına 500 bin ile 700 bin lira arasındaki kan parası almasını, şikayetlerinden vazgeçmelerini önemsemiyor. Bakan, hukuku değil parayı seçiyor.

Bakan Çelik, patronun kan parası vermesini olumlu bir örnek olarak gösteriyor. Oysa ki, Bakanın bu yaptığı işçi ölümlerini önleyecek yargı kararlarının oluşmasını engellemektir. Bakan, patronların iş cinayetlerini teşvik ediyor; işçi ölümlerinden korkmamalarını sağlıyor. Onları cesaretlendiriyor. Bakandan siyasi destek alan bir patron ne düşünecektir? İşyerinde işçi ölse bile kan parası verir, kurtulurum diyecektir.

Yargının yargılamaya gerek görmediği Torunlar İnşaat Yönetimi, tıpkı Soma ve Karaman’da olduğu gibi, işçi ölümlerinden sorumludur. İşyerlerinde gerekli olan hiçbir iş güvenliği önlemi almamışlar ve işçileri uzun saatler boyunca çalışmaya zorlayarak, daha fazla kar elde etmekten başka birşey düşünmemiştir. Madenlerde ve inşaatlarda çalışma koşullarının reizlliği, bu düzenin rezilliğidir. İşçilerin can güvenliği şirketin çıkarları için gözardı edilmektedir.

Patronlar işçilerin ölümü pahasına zenginliklerini katlarken, siyasi gücünü hükümetten alıyor. Hükümet yetkilileri, bakanlar işçi ölümlerinin ardından yapılacak yasal soruşturmalar yerine kan parasını teşvik ederek, olayların üstünün kapatılmasına yardım ediyor. AKP hükümeti hazırladığı iş yasalarıyla, torba yasalarla işçilerin çıkarlarını değil patronların çıkarlarını kollamaktadır. Patronların çoğu da AKP’lidir. Soma Holding’in patronu AKP’ye çalıştığı gibi, Torunlar İnşaatın patronu Aziz Torun, Tayyip Erdoğan’ın çocukluk arkadaşıdır.

Patronlar ve hükümet, işçilerin yoksulluğundan, örgütsüzlüğünden yararlanarak, onları ölüme gönderecek bir siyasal düzen kurmuş bulunuyorlar. Bu rezil düzeni onların başına yıkmalıyız. Yoksa bir bir öleceğiz ve işçi ölümlerini durdurmak mümkün olmayacak!

 

İşçilerin Sesi Gazetesi Kasım 2014 tarihli 32. sayıdan alınmıştır….

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Ermenek / iş cinayeti / maden işçisi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.