Muchedumbre-levantamiento-bolchevique--insiderussianrev00dorrrich

1917 Ekim devrimini anarken… -İsmail Uyakta

İşçilerin Sesi - 7 Kasım 2014 - Dünya / Dünya Solu / Teorik Tartışmalar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

20.yüzyıla girildiğinde Rusya İmparatorluğu ısrarlı olarak uyguladığı otokratik rejim yüzünden ve bünyesinde barındırdığı farklı ulusların maruz kaldığı baskılardan ötürü uluslar hapishanesi olarak adlandırılmaktadır. Rusya Rus-Japon Savaşı ile askeri olarak büyük darbe almış, iç siyasi hayatta da 1905 Devrimi ile büyük altüst oluşlar yaşar. Kırılgan bir ekonomisi olan Çarlık rejimi I. Dünya Savaşına girecek ve uzun süren savaşın etkisi cephedeki askerler başta olmak üzere tüm halk tarafından hissedilecektir. Sonunda bu rahatsızlıklar 1917 yılının ilk aylarında Şubat Devrimi olarak adlandırılan olaylarla patlak verir ve Çarlık rejimi devrilir.

 

Rusya’da Şubat Devrimi ve İkili İktidar süreci

Çarlık Rusyası, girdiği savaşında yarattığı koşullar ve etkisiyle hızlı bir devrimci durumun eşiğine doğru yaklaşıyordu.

Halkın yoksulluğu göze batar bir hale gelmişti. Her türlü mal bulunmazlar listesine giriyordu. En basit ihtiyaçların karşılanması için bile uzun kuyruklara girilmesi gerekiyordu. Son dönemlerde ekmek ve soğuk hava koşullarına rağmen kömür az bulunan mallar listesine girmişti.

Gregoryen takvime göre 23 Şubatta (8 Mart), kadın işçiler Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlama hazırlıklarını genel grev kararı ile biçimlendirdiler. Kadın işçiler “ekmek” sloganını haykırarak sokaklar döküldüler. Kısa zamanda bu sloganın yanına “Kahrolsun diktatörlük” sloganı da atılmaya başlandı. 25 Şubata gelindiğinde olaylar artarak devam etti. Ağır makinelilerle donanmış olan polislerle yaşanan çatışmalar sonucu 40-50 kadar işçi öldürüldü. 27 Şubatta ise Çarlık ordusunun bazı bölükleri devrim saflarına geçti. Polislerle işçilerin çatışmalarında, ordu silahlarını polislere çevirdi.

2 Martta Çar II. Nikola tacını feragat ederek iktidardan ayrıldı. Böylelikle 350 yıldır süren kanlı ve zorba Çarlık yönetimi yıkılmış oldu.

Şubat Devrimi sonrasında ise, Çarlık rejiminden alınan iktidara, kimin geçeceği sorunu vardı. İktidar için iki aday vardı. Biri Çar döneminde de kapanıp açılan Duma yani Meclis ve bu meclisin seçeceği hükümet. Ya da devrimin gerçekleşmesini sağlayan işçi, köylü ve askerlerin iktidarının simgesi olan Sovyetler.

Sovyetlerde çoğunluk farklı reformcu ve liberal partilerden etkileniyordu. Bolşeviklerin etkisi çok sınırlıydı. İşçi, Köylü ve Asker Sovyetleri, Şubat devriminde Çarlık rejimini devirmek için harekete geçmişti. Fakat, Çarlık yıkılınca görevini tamamladığını düşünerek, iktidarı alma gibi bir girişimde bulunmadı.

Ancak, Rusya’daki işçi, köylü ve askerleri yönlendiren, onlara sözünü dinleten tek iktidar Sovyetlerdi.

Devrim sonrasında Sovyetler iradesini ortaya koyamayınca, Duma’daki burjuva partileri Geçici Hükümet kurdular. 1917 Şubat ile Ekim arasındaki 8 ay içinde üç geçici hükümet kuruldu, bir askeri darbe girişimi yaşandı.

Burjuva hükümetlere sosyalistlerden de katılanlar oldu ve Sosyalist Devrimci grup liderlerinden Kerensky, başbakanlık görevi bile yaptı.

Hükümetler, ne iş, ne toprak ne de barış getirdi. Tutarsız, milliyetçi siyasetleri karşısında ise, işçi ve askerler burjuva iktidarına karşı nasıl bir mücadele sürdüreceklerini Sovyetlerde tartışmaya, aramaya başladılar.

Böylece iki ayrı iktidar oluştu: Geçici Hükümet ve Sovyetler. Bu ikililik, Sovyet Devrimine kadar sürdü.

 

Bolşevikler ve Ekim Devrimi

 

Bolşevikler, Şubat Devrimi sonrasında iktidarın, işçi ve asker Sovyetleri tarafından alınmasını savunuyorlardı. Ancak geçici hükümetin kurulmasından sonra Rusya’daki devrimci çevrelerin; Menşevikler, Sosyalist Devrimciler iktidarın Geçici Hükümete verilmesi önerisi yaptılar. O dönemde Lenin yurtdışındaydı ve Bolşeviklerin yönetiminde bulanan birçok kişi de (Stalin bunların arasındadır) bu fikre karşı çıkmadı.

Bolşevikler arasında şuna inanlar çoğunluktaydı: Devrimimizin görevi demokratik içeriktedir, burjuvazinin iktidarı alması devrimin görevlerindendir.

1917’de İsviçre’de sürgünde bulanan Lenin Bolşevik Partili militanların bu tutumuna karşı, şunları söylemektedir: “Bizim Bolşevikler bile hükümete bir ölçüde güven gösterdiler. Bu sadece devrimin zehirlenmesiyle açıklanabilir”. Lenin, ünlü Uzaktan Mektuplarını yazdı ve Geçici Hükümeti sert bir dile eleştirdi ve Sovyetlerin önemi üzerinde durdu.

Lenin, Nisan’da Rusya’ya geldiğinde, Geçici Hükümet, Sovyetler ve devrimle ilgili fikirlerini Nisan Tezleri adı altında Pravda’da yayınladı. Pravda yazı kurulu (Stalin bu kurulda yer alıyordu) Nisan Tezlerini basarken şu notu ekledi: “Lenin genel şeması burjuva demokratik devrimin tamamlandığı ve sosyalist bir devrime geçiş önerdiği için bizce kabul edilmez görünüyor”. Aynı yazı kurulu, Lenin’in gönderdiği mektuplardan da sadece birini yayınlamış, diğerlerini aynı gerekçeyle “sakıncalı” bulup yayınlamamıştı.

Lenin bu dönemde Menşevik ve Sosyalist Devrimcilerin yanı sıra birçok Bolşevik tarafından da anarşist olarak nitelendiriliyordu. Ancak Lenin’in ikna gücü olan bir devrimciydi ve parti tabanında güvenilen bir önderdi. sosyalist işçi devrim fikrini savunmaya devam etti ve kısa zamanda parti çoğunluğunu çevresinde toparlamayı başardı. Böylece parti yeniden ve iktidarı Geçici Hükümetten, Sovyetlere devredecek ikinci bir devrem için birleşmiş oldu.

Bolşevikler, Rusya’nın sanayi bölgelerinde özelikle de büyük fabrika işçileri arasında etkilerini ve güçlerini artırıyordu. Sendikalarda, fabrika komitelerinde, şehir meclislerinde Temmuza gelindiğinde Bolşevikler, Şubat Devrimine nazaran çoğunluğu elde etmişlerdi.

İşçi sınıfının kalelerindeki Bolşevik güç sayesinde geçici hükümetlerin saldırılarına ve Kornilov’un askeri darbesine karşı koymak mümkün oldu.

Lenin 13 Eylül’de, işçi kitlelerinin eskiden olduğundan daha çok Bolşeviklere doğru yöneldiğini tespit ediyordu. Ayaklanmanın hazırlanması ve propagandası için Bolşevik grubu “hayatın nabzının attığı ve devrimin kurtuluşunun yattığı fabrikalara ve kışlalara yollamayı” öneriyordu.

Partinin dışında olmasına rağmen, Bolşeviklerle paralel bir çizgi izleyen Troçki ve örgütü (4 bin üyeli bir örgüttü), devrim öncesinde Bolşeviklere katıldı. Troçki bu sırada tutukluydu ve Bolşevik parti, Troçki’yi Merkez Komitesine seçti.

Petersburg Sovyeti de Troçkiyi Sovyet Başkanlığına getirdi.

 

Ekim Devrimi ve Proletarya Diktatörlüğünün Kurulması

 

24 Ekimde Geçici Hükümet Bolşeviklerin gazetesini kapatmaya çalıştı. Troçki’nin önderliğindeki Devrimci Askeri Komite gazeteyi koruma altına aldı. Aynı gün Kışlık Saray kuşatıldı. 25 Ekimde ise Petersburg Sovyet’i şehri ele geçirdi. 26 Ekim sabahı Kışlık Sarayın ele geçirildiği ve Geçici Hükümetin birçok bakanının tutuklandığı haberi geldi. Böylece Tüm Rusya’da İşçi ve Asker Sovyetleri iktidarı almaya başlamış oldu.

Ekim 1917’de “Bütün iktidar Sovyetlere” çağrısının gerçeğe dönüşmesiyle, 1871 Paris Komününden sonra, burjuvazinin iktidarına son verilip işçilerin iktidara gelişi gerçekleşmiş oldu. 100 gün süren Paris işçilerinin iktidarıyla karşılaştırıldığında, 1917 işçi devrimi, dünya tarihindeki ilk proletarya devrimi ve proletarya diktatörlüğüdür.

 

Çıkarmamız Gereken Siyasi Sonuçlar

 

  1. Rusya gibi nüfusun yüzde doksanının köylü olduğu, proletaryanın sınırlı sayıda olduğu bir ülkede, Bolşevikler bir işçi devrimini başarıyla gerçekleştirmişlerdir.
  2. İşçi devrimi, demokratik ve sosyalist görevleri yerine getirmeyi üstlenmiş ve devrimin başarısı, Bolşevik tipte bir partinin başarısıyla mümkün olabilmiştir.
  3. Devrim, işçi, köylü, asker kitlelerin demokratik bir biçimde oluşturdukları meclisler (Sovyet) sayesinde örgütlü bir kitle hareketiyle gerçekleşmiş, işçi sınıfı bir sınıf olarak iktidarı almıştır.
  4. İşçi devrimi, ulusal değil uluslararası bir devrimin parçası olarak gerçekleşmiş, savaşa son vermiş, Rusya’nın işgal ettiği topraklardan geri çekilmiştir. 1919’da III. Enternasyonali kurarak dünya devrimi için mücadele etmiştir.
  5. Sovyetler Cumhuriyeti, büyük sermaye ve toprak sahipleri mülksüzleştirilmiş, sanayinin ve tarımın beraberce gelişiminin önündeki kâr engeline son verilerek, dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelebilmiştir.
  6. Halklar hapishanesi diye adlandırılan Çarlık yıkılınca, farklı uluslar ve azınlıklar özgürleşmiştir. Aynı şekilde, kilisenin egemenliğine son verilmiş, kadınların ezilmesinin önündeki maddi engeller kaldırılmıştır.

Bütün bunlardan dolayı, tarihte ilk kez alt sınıflar, iktidarın olanaklarından yararlanmayı başarmış oldular. Bu sayede kendilerini geliştirdiler. Ancak devrim, Rusya ile sınırlı kaldı. Bu ise, devrimin giderek içine kapanmasına, bürokrasinin doğmasına ve yozlaşmaya yol açtı.

Devrimin nasıl meydana geldiğini iyice andıktan sonra yozlaşmanın nasıl ortaya çıktığını anlamak mümkün olabilir.

 İşçilerin Sesi Gazetesinin Kasım 2014 tarihli sayısından alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 1917 Ekim Devrimi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.