insaat isci

İstanbul rantı odaklı inşaat-emlak sektörü buraya kadar…

Mustafa Sönmez - 17 Aralık 2014 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

İktisatçı Mustafa Sönmez, TMMOB Makine Mühendisleri Odası için yaptığı araştırmada Türkiye ekonomisinde 12 yıldır izlenmekte olan AKP dönemi ekonomi politikalarının sanayiden inşaata evrilmesini araştırdı. Sönmez, araştırmasında şu eğilimi vurguladı:“İmalat sanayii geri plana atılırken döviz üretme kapasitesi zayıf, İstanbul rantı odaklı inşaat-emlak sektörü, perakendecilik, hizmet sektörleri özendirildi. Önemli kur riskleri taşıyan büyük dış borçlanmalarla gerçekleştirilen bu sektöre yönelişler, Türkiye’nin döviz kazanma kapasitesi ve yeteneğini zayıflatırken sanayinin de hızla rekabet gücü kaybına ve zafiyetine yol açmıştır.”

Bulgular

Araştırmanın bulguları özetle şöyle;

Merkez Bankası verilerine göre, özel firmalar 2002 yılında dışarıdan sağladıkları 29 milyar dolarlık kredinin yüzde 27’sini imalat sanayinde kullanıyorlardı. 2014 yılına gelindiğinde kullanılan kredi tutarı 164 milyar doları bulurken imalat sanayii için kullanılan pay, yüzde 13,6’ya kadar geriledi.

2002–2014 döneminde özel sektörce sağlanan uzun vadeli dış borçların sektörlere dağılımında en çarpıcı gelişme inşaat-emlak sektöründeki yoğunlaşmada görüldü. Bu sektör için firmalar dışarıdan 2002’de 1,5 milyar dolar kullanmışken 2014’e gelindiğinde kullandıkları dış kaynak 13 milyar dolara yaklaştı. Sektörün toplamdaki payı da yüzde 5’ten yaklaşık yüzde 8’e çıktı.

Kredilerin yöneldiği alanların başını tüketici kredileri çekti ve payı 2013’teki yüzde 10’luk düzeyden yüzde 26’ya kadar çıktı. Bu dalda konut kredileri üçte birlik yer tuttu.

Konut kredisi rüzgârıyla da büyüyen inşaat-emlak sektörü, banka kredilerinden en çok pay alan bir diğer sektör olarak öne çıktı. 2003’te bu sektörün toplam kredilerdeki payı yüzde 8,3 iken 2014’te yüzde 11,5 a kadar arttı.

İmalat sanayii ise 2013 yılında banka kredilerinden yüzde 42,5 oranında pay alırken, sanayisizleşme sonucu 2014 yılında payı yaklaşık yüzde 21’e düştü.

Üretimi, özellikle imalat sanayini gerileten, zayıflatan, eriten bu büyüme paradigmasının yerine, İstanbul rantına odaklanmaktan alıkoyan, rekabet gücüne sahip, yüksek teknolojili imalat sanayiye yönelişi içeren bir paradigmayı oluşturmak ve bu patikaya geçiş yapmak kaçınılmaz hale gelmiştir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Ekonomi / inşaat sektörü / sanayi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.