chp-koc

Seçime doğru muhafazakarlaşarak ulusalcılığını devam ettiren CHP üzerine – Feyzi Çelik

Sol Defter- Haber - 6 Ocak 2015 - Güncel Politika / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

2015 Yılında yapılacak milletvekili seçimlerinde, siyasal kamplaşmanın nasıl olacağı belirlemeye başladı.

CHP ve HDP arasındaki ideolojik çekişme giderek boyutlanacaktır. CHP’nin Kürt konusunun sorunlaşmasındaki sorumluluğuna rağmen çözüme dönük adım atmayışı, nasıl ki Kürtleri CHP’den uzaklaştırdıysa, CHP’nin küresel ve yerel muhafazakarlık dayatmasında muhafazakarlığa doğru direksiyon kırması, CHP’ye umut bağlayan ve kendisini orada yaşatmak isteyen Sol ve demokratik kesimler ile Alevileri yeni arayışlara itti. Aslına bakılacak olursa, muhafazakarlaşma Deniz Baykal döneminde başlamıştı. Ancak bu muhafazakarlığın sistemle uyumu konusunda kadro ve ideolojik sıkıntısılar vardı.Kılıçdaroğlu ile birlikte bu sıkıntıların giderilmesi yönünde adımlar atıldı. Bu adımın en somut ifadesi CB Seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday olarak gösterilmesiydi. Bununla CHP’nin AKP’nin yerine ikame edilebileceğinin sinyalleri veriliyordu. Bunun başka bir anlamı “Erdoğan’a Hayır, AKP’ye evet” siyasetiydi. Ancak İhsanoğlu seçilmedi. Erdoğan CB oldu. Üstüne üstlük onun CB’liğinin fiili başkanlığa dönüşeceğinden kuşku da yoktu. CHP, Türkiye’nin temel sorunları üzerine Erdoğan’a odaklanması, seçilmesinden sonra da devam etti. Konuyu, CB Sarayının üzerine odaklaştırdı. Bununla Erdoğan’ın ısrafçılığına dikkat çekmek istiyordu. Oysa geçmişte onca yolsuzluk dosyaları bile ona etki etmemişti. Sonuçta kamu malı olan CB sarayı ve uçağı üzerinden Erdoğan’ı eleştirmekten CHP’nin kazancı, AKP’nin kaybı olmayacaktır. CHP, politikasını bu şekilde Anti-Erdoğancılık üzerine kurdukça, CHP’nin sağcılaşması da kaçınılmaz olacaktır. AKP’nin oluşturduğu gövdeyi olduğu gibi kabul etmek, o gövdenin üzerine kendi kafasını koyma anlayışı, neo-liberal politikaların da devamının istendiği anlamına geliyordu. Bu politikanın AKP’den bir şeyler almaya yeterli olmayacağı CB seçimleriyle birlikte ortaya çıktı. Bu bakımdan genel seçimler öncesi CB seçimleri muazzam tespitlerin yapılması için büyük bir fırsattır. Her şeyden önce, CB seçimleriyle birlikte, bir kısım daha çok Kürt Alevilerin CHP’nin “AKP kökenli birini CB adayı göstermesinden dolayı, Demirtaş’a  yöneldikleri bir gerçektir. Aynı zamanda CHP’nin tabanında ve ideolojik yapılanmasında etkili olan ulusalcı/laikler de harekete geçmiştir. Olağanüstü Kurultay’ın aceleye gelmesine rağmen, örgüt yapısında etkisi çok az olsa da Muharrem İnce’nin aldığı oy küçümsenemez. Kılıçdaroğlu, istediği tasfiyeyi yapamadığı gibi partide görmek istediği bazı kişileri seçtirmekte zorlanmıştır. Bekaroğlu’a özel bir formül geliştirilmiş, AKP’nin üst düzey dış işleri bürokratı Murat Çelikkan seçilememiştir.

CHP’deki ulusalcılık tartışması, ulusalcıların Kılıçdaroğlu’na eleştiriler getirmesi, Emine Ülker Tarhan’ın istifa edip yeni bir parti kurmuş olması, CHP’de ulusalcılığın tasfiyesi anlamına gelmez. Tam tersine, CHP’de blok ulusalcı kayışını önlemek için, ulusalcılığa daha fazla sarılmasını gündeme getirebilir. Seçime az bir zaman kala ulusalcılığı içermeyen bir dilin CHP’de oy kaybına neden olabilir. Öteden beridir CHP’nin kendi tabanı dışında oy alıp almayacağı tartışılıyor. CHP, her seçimde bunu esas alarak, İhsan Özkes, Mehmet Bekaroğlu gibi isimlere yer vererek siyasal İslam açılımı, Sezgin Tanrıkulu gibi kişiler üzerinden Kürt açılımını esas alınması oylarında bir artış sağlayamadı. En son, İhsanoğlu’nun CB adaylığıyla birlikte oylarında azalma olduğu görüldü.

CHP, konu Kürt ve Dersim olunca utangaçça davranıp, bu tartışmaları daha çok Sezgin Tanrıkulu’na bırakır. Öteden beri, ulusalcılarla yıldızı barışamayan Sezgin Tanrıkulu’nun bir TV’de bir anda Dersim olayları nedeniyle özür dilemiş olması, öteden beri Kılıçdaroğlu’na öfke ilen bakan ulusalcılara bir fırsat doğmuş oldu. Eski milletvekili Şahin Mengü’nün Tanrıkulu’na hakaret niteliğinde sözler sarf etmesi bir yana, CHP’deki Dersim tartışmasına Sezgin Tanrıkulu’nun da dahil olması, Tanrıkulu’nun düşünce yapısına uygun olduğu söylense de özür gibi tarihsel/devlet kararı olan bir konuda onun konuşması demagojiden öte bir anlama gelmeyeceği ve bunun partinin adım atacağı anlamına gelmeyeceği sonradan konu sessizliğe bırakılmasıyla anlaşıldı. Siyasi alana, KSH’nin desteğini alarak Diyarbakır Barosu başkanlığını yapan, KSH’den milletvekili olmak isteyen birinin, Kürtlerin neredeyse tamamına yakınının uzaklaştığı bir partiye geçmek bile bile kendi başına hastalıklı bir durumdu. En yakın akraba ve arkadaşlarının dahi CHP’ye oy vermediği bir yerde Sezgin Tanrıkulu ne CHP’yi ne de KSH’ni temsil edebilir. Kaldı ki, CHP gibi bir partide genel başkan yardımcılığı makamının da temsil kabiliyeti yoktur. Çoğu zaman genel başkanın söyledikleri dahi havada kalmaktadır. CHP’nin ideolojik temsili parti sözcüsünde vücut bulur. Onu temsil eden de ulusalcılığıyla dikkat çeken Haluk Koç’tur.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: CHP / muhafazakarlık / Seçimler /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.