vergi eatonak-grafik

Kim ve nasıl yakalayacak bu hırsızları?

E.Ahmet Tonak - 15 Şubat 2015 - Dünya / Teorik Tartışmalar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Geçenlerde bu sitede dam üstünde saksağan misali, “Vergi kaçakçılığını deşifre ediyoruz…” başlıklı bir yazı yazmıştım. Nasıl vergi kaçırılır konusunda danışmanlık hizmeti veren bir şirkete ve kayıt dışı küresel servetin boyutlarına değinmiştim. Her şey yasadışı ve gizli olduğu için söz konusu servetin boyutunu tam olarak tespit etmenin imkanı yok. O yüzden de tahminler 6.7 trilyon dolardan 21 trilyon dolara kadar değişiyordu.

Yazıyı şöyle bitirmiştim: “Herhalde, aramızda bu kamusal hırsızlığa bizim zenginlerimizin bulaşmadığını düşünen yoktur.  Peki, aramızda hangi somut politika önerisi ile bu hırsızların yakasına nasıl yapışılacağının tartışıldığını duyan var mı?

***

Konuya devamla, şimdi yazacaklarım ise artık dam üstünde saksağan statüsünde olmayacak. Çünkü geçen hafta boyunca medya, dünyanın ikinci en büyük bankası HSBC’nin İsviçre şubesinin, farklı ülkelerden binlerce zenginin vergi kaçırmasına yardımcı olduğunu işledi durdu. Bizim gazeteler, tamamı 100 milyar doları aşan 100 bin hesap içinde Türkiye’ye ait 3105 müşterinin (kişi/kurum) hesaplarında yaklaşık 3,5 milyar dolar bulunduğu ve bu miktarla 200’den fazla ülke arasında Türkiye’nin 23’üncü oluşu ile ilgiliydi.  Türkiye’ye ilişkin pek aktarılmayan bilgiler arasında, Türkiye’den açılan hesap sahiplerinin sadece %41’inin T.C. pasaportu taşıdığı, 1955-2006 arası 2711 kişinin 4584 farklı hesap açmış olduğu ve bu hesaplardan 2007’de sadece 1227’sinin aktif olduğunu da biz ekleyelim (ICIJ).

Haberlerde Türkiye kaynaklı 3105 hesaptan sadece birinin sahibi olarak Selim Alguadiş’in adı geçiyordu.  Alguadiş “benim orada hesabım yok. Beni çok zor durumda bıraktılar. Ne İngiltere‘de, ne İsviçre‘de hesabım var. Hatta Türkiye‘de de hiçbir bankada hesabım yok. Çünkü ben 2004’te iflas ettim zaten…Tümüyle yalan” diye beyanatlar vererek temize çıkmaya çalışıyordu. Dolayısıyla, Selim bey de İsviçre’de kendisine ait bir hesap olmadığını iddia ettiğine göre bugün itibariyle 3105 Türkiye kaynaklı müşterinin hiçbirini bilmiyoruz!

Yakın dönemde yaşadıklarımızı hatırlayacak olursak, şu sonucu çıkarabiliriz: Eğer birileri kalkar, hesap sahiplerini isim isim açıklamaz ve burnumuza sokmazsa kimin neyi kaçırdığını bilme ihtimalimiz pek yok. Oysa, Romanya’da bu işe kafayı takanlardan Rise Project birkaç yıldır bayağı aktif, kaçakçıların, hırsızların peşinde. Mesela, HSBC’deki hesabı deşifre olanlardan Sorin Crețeanu’yu aradıklarında, Crețeanu “benim orada hesabım falan yok, hoşçakalın” diye telefonu suratlarına kapayınca Rise Project yılmıyor. Sorin Crețeanu’nun kirli çamaşırlarını, şirketler arası ilişkilerini aşağıdaki şekilde görüldüğü üzere görselleştirerek yaygınlaştırmaya girişiyor.

Bu bilgilerin nasıl sızdığını kısaca hatırlatalım.  HSBC’de çalışan Herve Falciani 2007’de bankadaki kirli hesaplarla ilgili bilgileri kopyalıyor.  Kopyalanan dosyalar 3 küme: 1998-2007 arası açılmış hesaplara ilişkin bilgiler, 2006-2007 arası dönemde hesaplardaki en yüksek miktar kayıtları ve 2005 içinde müşteriler hakkında HSBC’nin tuttuğu notlar ve banka çalışanlarının müşterilerle yaptığı görüşmelerin tutanakları. Falciani 2008’de İngiliz yetkililerini vergi kaçakçılığından haberdar etmesine rağmen herhangi bir adli kovuşturma başlamıyor.  Bir süre sonra, bilgiler Fransız yetkililere aktarıldığında ise birkaç soruşturma başlıyor. Ve de Le Monde bir şekilde bu bilgilere erişiyor, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) aracılığıyla da eldeki bu bilgilerin şimdilik bir kısmının dünyaya yayılması sağlanıyor.

Haberin yayınlanması ve yaygınlaştırılması sonrası önemli gelişmelerden biri Le Monde’un sahiplerinden Pierre Bergé’nin gazeteyi muhbirlikle ve sorumsuzlukla suçlaması ve de gazete yönetiminin haklı olarak kendini savunması.  Diğeri de, hafta başı itibariyle HSBC’nin Londra borsasındaki hisse senetlerinin 5 gün içinde ciddi biçimde düşmesi sonucu bankanın piyasa değerinin de 6 milyar dolar azalarak 175 milyara inmesi.

Bu arada Herve Falciani basına yaptığı yeni açıklamalarda, 2007’de kaydettiği bilgilerin vergi kaçakçılığının boyutlarının sadece çok küçük bir kısmını aksettirdiğini, HSBC’nin benzer bir dizi başka illegal finansal ilişkilere bulaştığını dile getiriyor.  İsviçre, Falciani’nin peşinde. Fransa ve İspanya ise geri vermediği gibi koruyor da Falciani’yi.  Öte yandan, Başbakan Cameron’un partisinin kaçak hesap sahiplerinden 7.6 milyon dolar bağış aldığı mecliste ciddi tartışmalara sebep olmasına rağmen, İngiltere açığa çıkan isimlerden henüz sadece birine ilişkin adli kovuşturma başlatmış durumda.

Bizde ise ses seda yok.  Bildiğimiz tek isim, Selim Alguadiş de kendi kendini temize çıkarıverdi.  O zaman, benim dam üstünde saksağan misali yazımın sonu daha bir geçerli olmuyor mu? “.. Aramızda bu kamusal hırsızlığa bizim zenginlerimizin bulaşmadığını düşünen yoktur.  Peki, aramızda … bu hırsızların yakasına nasıl yapışılacağının tartışıldığını duyan var mı?”   Ekleyelim, seçim kampanyasında bu konuya kesinlikle bulaşmayacak, bulaşamayacak partinin hangisi olduğunu biliyoruz.  Diğerlerinin ne yapacağını biliyor muyuz?

sendika.org

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: vergi kaçakçılığı /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.