fidan akdoğan

Diktatörler ve Polis Şefleri… Gün Zileli

Sol Defter- Haber - 14 Mart 2015 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Devletin gizli istihbarat örgütü, onun göz bebeği kadar değerlidir. Baskı aygıtının merkezini oluşturur. Dolayısıyla gizli istihbarat örgütlerinin şefleri de diktatörlerin sağ kolu, onların bütün kirli işlerinin uygulayıcısıdır. Diktatörler bu sağ kolları olmadan hiçbir şey yapamazlar. Ne var ki, sağ kollarına birçok kirli iş yaptırdıklarından, bunların suları en geç beş altı yıl içinde ısınır ve değiştirilmeleri gerekir. Bu değiştirme işlemi, gizli istihbarat örgütünün şefi, diktatörü bile korkutacak ölçüde güç biriktirdiğinden çoğunlukla kanlı bir operasyonla gerçekleşir. Ama illa öyle olması da gerekmez. Bazen de şef bir entrika sonucu (bu tür entrikaları ona yapmak çok kolaydır, çünkü sayısız yasa dışı ve kirli işe bulaşmıştır ister istemez) kızağa çekilir, uzaklaştırılır ya da gözlerden kaybolur gider.

Diktatörlük ne kadar kanlıysa gizli istihbarat şefinin tasfiyesi de o kadar kanlı olur. Sonunda kelleyi kaptırır anlayacağınız.

Stalin, 1930’lu yılların ilk yarısında, muhalefetin tasfiyesinde, GPU şefi Yagoda’ya birçok kirli iş yaptırdı. Büyük temizliğin başlatılması için bahane oluşturan Kirov cinayeti de dâhildi buna. 1930’ların ortalarına doğru Yagoda’nın suyu ısınmaya başladı. Bunun üzerine Yezhov, Politbüro (daha doğrusu Stalin) tarafından sanki ona yardımcı oluyormuş gibi GPU’nun içine yerleştirildi. Elbette Yagoda bunu yutacak kadar saf değildi ama yapacağı hiçbir şey yoktu. “ “Ben bu işi bırakayım, milletvekili olayım” diyecek hali de yoktu. Zaten dese de kimse onu dinlemezdi. Her şey aparatın yolu yordamıyla, adım adım yapılacaktı. Bir süre sonra Yezhov fiilen Yagoda’nın işlerini ve pratikte otoritesini devraldı. Fakat Yagoda hâlâ GPU’nun (daha sonra NKVD adını alacaktır) başı gibi gözüküyordu. Sonunda görevden alındı ve “Buharinci Sağcılar” davasına katıldı. Bu davada, Kirov suikastını düzenlemekle suçlandı ve mahkemede bu suikastı açıklayan itiraflarda bulundu. Tabii bir nokta hariç: Suikast emrini Stalin’den aldığını açıklamamıştı. Emri, o sırada Yagoda’nın üzerinde herhangi bir otoritesi olması mümkün olmayan Yenukidze’den aldığını ileri sürdü. Bu GPU-NKVD uydurması yalanlar Yagoda’ya oldukça tanıdık gelmiş olmalıdır (Kirov cinayetinin ayrıntılarını ele alan bir kitap bu ay h2o Yayınlarından çıkıyor. Bu arada duyurmuş olayım: Robert Conquest, Kirov Cinayeti ve Stalin, çev: Gün Zileli).

Yagoda’yı NKVD zindanlarında bizzat Yezhov sorguladı. İşkence seanslarının fiili uygulayıcı ise meşhur “kemikkıran” Albay Vasili Blokhin’di (http://www.gunzileli.com/2010/03/18/wikipediadan-stalinin-infazcisi-vasili-blokhin-kismi-ceviri/) (*). Ağır işkencelerin ardından itirafta bulunan Yagoda, Buharincilerle birlikte kurşuna dizildi.

Yezhov’un akıbeti daha da ilginçtir. Büyük Temizlikleri en gaddarca yöntemlerle yürüten ve döneme “Yezhovshchina” adının verilmesine yol açan Yezhov, dört yıllık icraat döneminin sonunda tutuklandı ve yine Albay Vasili Blokhin’in işkencesi altında itiraflarda bulunduktan sonra kurşuna dizildi. Stalin, Büyük temizlik döneminin suçlarını kısmen Yezhov’un sırtına yıktı. Yezhov’un yerine geçen Beria ise, Stalin’in ölümünün ardından, 1953 yılının 23 Aralık’ında Kruşçev tarafından kurşuna dizildi.

Türkiye’de son zamanlarda yapılan tayinlerin anlamı üzerinde kafa yoranlara, bu yazıdaki Yagoda isminin yerine Hakan Fidan’ı, Yezhov isminin yerine ise Yalçın Akdoğan’ı  koyarak bir kere daha okumalarını tavsiye ederim. Beria’nın isminin yerine kimi koyacağımıza gelince, bu yakın geleceğin sorunudur.

 

****

 

(*) Vasili Mikhailovich Blokhin (1895 – February 1955). Sovyet Generali, Stalinist NKVD’de, Genrikh Yagoda, Nikolai Yezhov ve Lavrenty Beria’nın komutası altında baş infazcı olarak hizmet görmüştür. Stalin tarafından titizlikle, 1926 yılında seçilen Blokhin, Stalin rejimi sırasında infazların çoğunu yerine getiren infazcılar takımının liderliğini yapmıştır (çoğunlukla da Büyük Temizlikler sırasında). Sovyet hükümeti tarafından Stalin rejimi sırasında yapılan infazlara ilişkin verilen resmi rakam 828.000′dir ve Blokhin 26 yıllık dönemde bizzat on binlerce kişiyi – uzun süren bir kitle infazıyla öldürülen 7.000 Polonya subayı da dahil – infaz etmiştir. 1937′de Liyakat Nişanıyla, 1941′de de Kızıl Bayrak nişanıyla ödüllendirilmiştir.

 

Hayatı

 

Blokhin, Rusya’da, bir köylü ailesinde doğdu, birinci dünya savaşında Çarlık ordusunda hizmet gördü ve 1921 yılının Mart ayında Çeka’ya girdi. Tutanakların son derece yetersiz olmasına rağmen, sertliği ve Stalin’in deyimiyle “karanlık işler” denen, suikast, işkence, baskı ve gizlice yerine getirilen infazlarda son derece usta olduğu kanıtlanmıştır. Önce Stalin’in gözüne çarpmış, hızla terfi etmiş ve NKVD’nin Üst Yönetiminin, bu tür amaçlar için kurulmuş kommandatura bölümünün başkanı olmuştur. Bu bölüm, Stalin tarafından, özel olarak “karanlık işlerin” yerine getirilmesi amacıyla kurulmuş oldukça geniş bir yapıdır. Karargâhı, Moskova’daki Lubyanka cezaevinde olan bu bölüm Stalin’in onayı altında çalışmış, emirlerini doğrudan doğruya ondan almış ve NKVD içindeki üç kanlı tasfiyeye rağmen bu birim ömrünü sürdürmüştür. Baş infazcı Blokhin’in, Lubyanka iç hapishanesindeki resmi görevi Kumandanlıktı ve gerçek görevini denetimsiz şekilde ve resmi kayıtlar olmaksızın sürdürmekteydi.

 

Sıradan infazların çoğu, yerel çekistler ya da onun biriminden daha alt infazcılar tarafından yapılmışsa da, üst düzeydekilerin infazını Blokhin bizzat yerine getirmiştir, örneğin Moskova Gösteri Mahkemelerinde mahkûm edilen eski Bolşevikler ve NKVD’nin üç şefinden gözden düşen ikisinin (1938′de Yagoda, 1940′da Yezhov – Blokhin, Yezhov’un emriyle Yagoda’yı, Beria’nın emriyle de Yezhov’u, aynı yöntemle, önce soyup bayıltıncaya kadar döverek, sonra da vurarak öldürmüştür) infazları onun tarafından yerine getirilmiştir.

 

Polonyalı Subayların İnfazı

 

Blokhin’in en fazla dikkat çeken fiili, 1940 Nisan’ında Sovyetlerin Polonya’yı işgali sırasında, Ostashkov Subay kampındaki 7 bin Polonyalı subayın infaz edildiği Katyn ormanı katliamıdır. Bu katliam, 4 Nisan’da Stalin’in, NKVD şefi Lavrenti Beria’ya verdiği talimatla (kesa NKVD’nin 00485 nolu emri) gerçekleşmiştir. İnfazlar birbiri ardına 28 gecede tamamlanmıştır. Kalinin’deki (şimdiki Tver) NKVD karargahında özel olarak inşa edilimiş bodrumdaki infaz bölümünde infazlar doğrudan NKVD’nin resmi infazcısı Blokhin  tarafından yerine getirilmiştir.

 

Blokhin, gecede 300 infazın gerçekleştirilmesine karar vermiş ve bunun için, mahkûmların küçük bir bölüme tek başlarına getirilerek öldürüldüğü etkili bir sistem planlamıştır. “Leninist oda” adı verilen bu odaya getirilen mahkûmlar, yandaki odada elleri çözülmeden çabuk ve üstünkörü bir kimlik sorgulamasına tabi tutuluyor ve bundan sonra infaz odasına sokuluyorlardı. Kırmızıya boyalı odanın duvarları ses geçirmeyecek biçimde özel olarak yapılmıştı, betondan yapılan zemin eğimliydi ve su akma kanalıyla hortum bulunuyordu. Mahkûmun sırtını dayayacağı bir kütük yer alıyordu içerde. Deri kasap önlüğü, şapka ve dirseklere kadar eldiven giyen Blokhin, böylece üniformasını kan lekelerinden korumuş oluyordu. Blokhin, mahkûmu kütüğün önüne itekliyor ve Alman Walther marka 2.25 ACP tabancasını kurbanın kafatasına doğrultarak ateşliyordu. Walther marka tabancalarla dolu çantasını daima yanında getiriyordu, çünkü Sovyet TT-30 tabancalarına güveni yoktu, hele böyle ağır bir işte.Genellikle Alman gizli servis mensuplarınca kullanılan Alman tabancalarının kullanılmasının bir diğer sebebi de, günün birinde cesetler bulunursa, infazların Sovyetler tarafından yapıldığını inkâr edebilmekti.

 

20 ila 30 kadar yerel NKVD ajanı mahkûmları infaz odasına götürüyor, kimliklerini soruyor, infazdan sonra cesetleri alıp götürüyor ve hortumla zemini yıkayarak kanları temizliyorlardı. Bazı infazlar Devlet Güvenlik kıdemli yarbayı Andrei M. Rubanov tarafından yerine getirilse de baş infazcı Blokhin’di ve ününü kesintisiz bir şekilde ve hızla yerine getirmesiyle yapmıştı. NKVD’nin politikasına ve operasyonun karanlık doğasına uygun olarak infazlar gece yapılıyor ve karanlığın bastırmasından şafak sökene kadar devam ediyordu. Belirlenen 300 infaz kotası Blokhin tarafından ilk geceden sonra 250′ye indirildi, çünkü infazların tam karanlıkta yapılmasına karar verilmişti. İnfaz odasından çıkarılan cesetler kara kapı denen yerden çıkarılıp kamyonlara balık istifi yığılıyor ve iki gecede bir Mednoye denilen mevkiye taşınıyorlardı. Blokhin burada iki buldozer ayarlamıştı. Buldozerler cesetleri kazılan çukurlara döküyor ve üstünü kapatıyorlardı. Her gece 8-10 metre derinliğinde 20-25 çukur kazılıyor ve bunlar sabaha kadar doluyordu. Blokhin ve takımı gece boyunca on saat durmaksızın çalışıyordu, Blokhin’in her mahkûm için harcadığı zaman ortalama 3 dakikaydı. Blokhin, iş bittikten sonra personeline votka ikram ediyordu.

 

27 Nisan 1941′de, Blokhin’e gizlice Kızıl Bayrak nişanı verildi ve kendisine, Stalin’den, “özel görevleri etkili bir şekilde örgütlediği ve büyük beceri gösterdiği” için aylık ikramiye bağlandı. 28 günde 7000 infaz yerine getirerek kitle katliamında en büyük rakamı yakalamış kişi olduğu muhakkaktır.

 

Ölümü

 

Her ne kadar Lavrenti Beria, giderayak .onun “kusursuz hizmetlerini” övmüşse de, Stalin’in ölümünden sonra zorla emekli edilmiştir.  Beria’nın tasfiyesinden sonra, Nikita Kuruşçev tarafından yürütülen destalinizasyon kampanyası sırasında rütbeleri geri alınmıştır. Söylentiye göre, alkolizme batmış, aklını kaçırmış ve 1955 yılı şubat’ında “intihar” ederek öldüğü duyurulmuştur.


http://www.gunzileli.com/2015/03/12/diktatorler-ve-polis-sefleri/#ixzz3UNwcQ4gn

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: GPU / Hakan Fidan / MİT / polis şefleri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.