metal

“Yeni Türkiye”nin baskı rejimine boyun eğmeyeceğiz!

İşçilerin Sesi - 14 Mart 2015 - İşçi Gündemi / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

Türkiye sadece Haziran seçimlerine hazırlanmıyor. Aynı zamanda toplumun tüm kesimlerine dayatılan Yeni Türkiye rejimine karşı mücadele ve direnişlere de tanık oluyoruz.

Kadınlar, tecavüz edilerek ölüme, şiddete karşı sokaktalar. Özgecan’ın ölümü, toplumda haklı bir infial yarattı ve Gezi İsyanı boyutuna ulaşmasa da Gezi’yi bize hissettiren kadın eylemlerine tanık olduk; tabii ki, kadınlara yönelik polis şiddetine de tanığız!

Veliler, öğrenciler, öğretmenler, Aleviler zorunlu din deslerine karşı bir günlük ders boykotuyla bilimsel, laik, anadilde eğitim istediler. AKP hükümetinin “dindan gençlik” yetiştirme projesine temelden itirazın ilk kitlesel ifadesi oldu.

Metal işçileri, grev yasağına karşı fiili grevi sürdürüyorlar. Danıştay’ın Hükümetten istediği “erteleme gerekçesi” Meclisteki İç Güvenlik Yasasının işçi mücadelelerini nasıl hedef alacağının da işareti oldu: Hükümetin grev erteleme gerekçesi  TOMA üretiminin aksayacak olmasıdır. İşçilerin insanca yaşayacak ücret ve iş güvencesi talepleri “iç güvenlik” tehtidi sayılmaktadır. Metal işçileri sözleşmelerine ve grevlerine sahip çıkmayı sürdürüyorlar. Patronlar MESS’ten kopup sözleşme imzalıyorlar.

Taşeron sağlık işçileri, belediye işçileri, BEDAŞ enerji işçileri, Ülker, Divan Pastanelerinde, Dora Otel’de çalışan işçiler, Kafkas şekerlerinde, BTA’da sendika hakkı için mücadele eden işçiler var.

Parlamentoda İç Güvenlik Paketi’ne karşı muhalefetin direnişi, 90 yıllık TBMM’de bir ilki oluşturuyor. AKP meclisteki milletvekili çoğunluğuna rağmen yasa tasarısını meclisten çıkartmakta zorlanıyor. Kamuoyu AKP dışında hiçbir siyasi partinin onay vermediği bir yasanın meclisten “tekme-tokat” geçirilmesini izliyor.

İç Güvenlik paketinin ardından kıdem tazminatı hakkına yönelik yasal düzenlemeler gündeme gelecek.

Mühendisler, devlet güdümlü meslek odalarına itiraz ediyor. Meslek odalarının hükümetten bağımsızlığı için mücadele ediyorlar.

Köylüler HES’lere karşı direnişte. Toprağına, suyuna, havasına sahip çıkıyorlar.

Kürtler “müzakere süreci”ni demokrasi mücadelesine çevirmeek için mücadele ediyor. AKP’nin İç Güvenlik paketine karşı 10 maddelik “demokratik Türkiye” programını çıkartıyorlar. Kobane’de IŞİD’e karşı yürüttükleri mücadeleyle, Ortadoğu’da demokratik siyasetin etkisini artırıyor.

Özetle tüm bu küçüklü, büyüklü; çoğunlukla kendi alanıyla sınırlı mücadele ve direnişler geleceğe dair umut veriyor. Aynı zamanda eksiklerimiz de ortaya çıkıyor: Mücadele alanlarını birleştirecek siyasal bir merkez kurulabilmiş değil. İşçi sınıfının çıkarları temelinde topluma yeni bir gelecek sunacak devrimci bir program ortaya konabilmiş değil.

Tüm mücadele alanlarını, kendisiyle sınırlı kaldığı müddetçe başarması mümkün değil. Saldırılar sermaye ve hükümet merkezinden kaynaklanırken, bu saldırılara her alan kendi çerçevesiyle sınırlı kalarak bir yanıt veremez; verse de sermaye-hükümet bloğunu geri püskürtemez.

Sermaye-hükümet bloğunu püskürtecek olan tüm mücadele alanlarını birleştirecek bir siyasal iradeyi oluşturmaktan geçer ki, tüm alanların ortak noktası, işçi sınıfı zeminidir. İşçi sınıfı zemininde her seviyede örgütlenmek ve mücadele etmek, bugün her zamankinden daha güncel ve gereklidir.

İşçilerin Sesi Gazetesi, Mart 2015

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / sermaye / Yeni Türkiye /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.