sosyalizm

Yeni Sosyalizmler: Gündemimize alalım, tasarlayalım…

E.Ahmet Tonak - 12 Nisan 2015 - Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Önümüzdeki günlerde partilerin seçim bildirgeleri peyderpey yayımlanacak.  Hiçbirinde bulamayacağınız kelimeyi şimdiden söyleyeyim: sosyalizm!

Niye mi?

Çoğu zaten sosyalizme doğuştan karşı, düşman görüyor o tarz bir toplumu. Bazıları ise sosyalizmin aşıldığını, yani çağ dışı olduğunu düşünüyor, yerine “demokrasi”  hedefini yerleştirmiş, hayatından memnun. Çok azı da “sosyalizmin sırası mı şimdi” pozisyonunu benimsemiş durumda.

***

Boratav hocamız geçen Cuma, bu sitede “Reel Sosyalizmler”: Kıymetlerini bilelim; hatırlayalım başlıklı önemli bir yazı yazdı. Şahsen, o vesileyle sosyalizmi hatırlamış değilim. Tesadüf bu ya ben de sosyalizm üzerine bir yazı planlamıştım diyemeyeceğim. Tesadüf filan değil. Tam bir hafta önce, ODTÜ-Ankara Ekonomi Bölümü’nden yeni emekli olan sevgili Fikret Şenses için çok güzel hazırlanmış bir sempozyuma katılmak üzere Kıbrıs’a gitmiştik. Oradaki ODTÜ kampüsünde Korkut hoca ile birlikte sosyalizm üzerine aynı panelde konuştuk. Daha sonra benzer bir konuda MSÜ’deki “Bugün Marx” sempozyumunda da konuştum. Her iki konuşmada da yaşanmış sosyalizmlere değil, yaşanacak olanlara, hem de ütopik hedef olarak değil de, olabildiğince somut biçimi ile sosyalizme odaklanmaya çalışmıştım.  Aşağıda, o konuşmalardan yola çıkarak bazı satırbaşlarına değinmek istiyorum.

***

gotha

Önce ilham kaynakları. Malum, Marx ve Engels’in sosyalizm üzerine yazdıkları sınırlı. Onlar hayatta iken sosyalizm mücadelesi var, programlar var ama gerçekleşmiş bir deneyim yok. Elimizdeki önemli metinler, Gotha ve Erfurt Programları üzerine Marx ve Engels’in yorum ve eleştirileri, özellikle Marx’ın Paris Komünü üzerine yazdıkları. Olgun Marx’ın hayatını kapitalizmin dinamiklerini keşfetmeye adadığını, Kapital projesini bitiremediğini biliyoruz. Tabii, bu tespit ile, örneğin Kapital’de bile Marx’ın sosyalist/komünist toplumun özelliklerine ilişkin ipuçları bulamayacağımızı söylemiyorum. Aksine, o gözle Kapital’e bakmamış olanlara Nail Satlıgan’ın “Kapital’de Komünizm Tasarımları”nı, keza Grundrisse için de İring Fetscher’in “Özgürleşmiş Toplumun Özgürleşmiş Bireyleri: Marx’ın Grundrisse’deki Post-kapitalist Toplum Tasarımı”nı öneririm. Şüphesiz, Marx sonrası sosyalizme geçiş konusu açıldığında Lenin ve Troçki’nin metinlerini atlamak olmaz. Fakat benim bu kısa yazıda değineceklerim, günümüz kapitalizminden yola çıkarak somut adımlara işaret eden bazı kaynakları gerektiriyor.

Açalım: örneğin, AB ülkeleri için sosyalizme geçiş nasıl olabilir? Aşamalardan söz edebilir miyiz? Soruyu böyle sormak aslında yazının girişinde söz ettiğim “sosyalizmin sırası mı şimdi” pozisyonuna karşı olmak anlamına geliyor. “Şimdi”den başlayarak sosyalizmi hangi adımlarla kurabiliriz sorusunu anlamlı bulduğumuzu söylemiş oluyoruz. Bu sorulara beni tatmin eden cevapları bulduğum bazı yazarları kaydedeyim: Paul Cockshott, Allin Cottrell, Heinz Dieterich. Bu yazarların sosyalizm üzerine tek tek çalışmaları olduğu gibi ortak kitapları da mevcut. Çoğu İngilizce olan bu kaynaklara internet üzerinden erişmek de mümkün, mesela Avrupa Birliği’nde 21. Yüzyıl Sosyalizmine Geçiş.

Sosyalizmden, ekonomisinden söz edebilmek için tabii ki bazı ilkeler, değerler ile başlamak gerekir. Yukarıdaki yazarların özellikle öne çıkardığı dört ilke Marx’taki referansları ile şöyle:

– Bankacılık gibi bazı kilit sektörlerin dışında kamusallaştırmayı öne çıkarmadan, toplam katma değerin tamamının emeğin hakkı olduğu (kaynağını emek değer teorisinden ve pratiğinden alan adalet vurgusu); (Kapital)

– Para politikasını yeniden yapılandırarak para kullanmayan, çalışma süresi temelli ‘eş-değer ekonomi’ye geçiş hedefi; (Gotha Programı’nın Eleştirisi)

– Katılımcı doğrudan demokrasi; (Fransa’da İç Savaş, Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i)

– Geçişin tamamlanması, olgun sosyalizm için ulus-devlet ölçeğini aşma. (Komünist Manifesto)

Bu ilkelerin tamamını burada ele alacak değilim. Sadece ilki üzerinde kısaca durmak istiyorum. Dikkat edilirse yukarıdaki ilkeler arasında özel mülkiyetin ilgası yok.  Çünkü, birinci ilke kamusallaştırma uygulamasını temel almadan özel mülkiyetin kaldırılması hedefini dolaylı bir biçimde sağlıyor. Ve de sosyalistlerin nasıl politize ederek, sosyalizm tasarımı için nasıl faydanabileceklerini pek bilemedikleri emek değer teorisine dayanıyor. Bilindiği gibi kapitalist sömürünün esası emekçinin yarattığı katma değerin bir kısmına artık değer olarak sermayedar tarafından el konulması. Değerin, dolayısıyla katma değerin de tamamen emek tarafından yaratıldığı Marksist teorinin ABC’si ise, bu hakkı yasallaştırma hedefli bir programdan daha ilkesel ve doğru ne olabilir? Kaldı ki, böylesi bir ilkeye dayanan siyaset tarzı hem daha dürüst hem de doğrudan en temel haksızlığı ortadan kaldırmaya dönük olduğu için emekçilerin tamamı tarafından desteklenme potansiyeline sahip olacaktır.

Seçim bildirgelerini beklemeye devam, umarım yanılırım, her sayfada karşımıza sosyalizm çıkar…

sendika.org

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: reel sosyalizm / sosyalizm /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.