turk_is hukumet

Ah Türk-İş, Vah Türk-İş!

Zafer Aydın - 19 Nisan 2015 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Bunu ilan etmek de Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’a düştü: Ergün Atalay,  Demiryol-İş’in Adana Şubesi Kongresinde “isteyenin istediği partiye oy vermesi gerektiğini”(Güney Haber 13 Nisan 2015) söyleyerek Türk-İş’in 7  Haziran seçimlerinde tutum almayacağını  açıkladı.  Büyük bir ihtimalle bu tutum “siyasi partilere eşit uzaklıkta durma”, “üyelerini  politik tercihlerine karışmama” gibi yaldızlı ifadelerle parlatılarak başka zaman ve zeminlerde de dile getirilecek. Önüne arkasına ne yazılırsa yazılsın Türk-İş diyor ki  “ne baskı grubu olarak, ne toplumsal örgüt olarak siyasete müdahale etmeyeceğiz!” Seçimler bizi ilgilendirmiyor!  Türk-İş Başkanı’nın açıkladığı tutum 12 yıldır  emekçinin ensesinde boza pişiren iktidara açık bir çektir. Başka anlamı yok; ne yaparsan yap sana karşı boynumuz kıldan ince demektir. Peki neden, neden bu teslim olma, tavır almaktan kaçınma hali? Son yıllarda hükümet ve/veya hükümet ortağı olmuş ANAP’a, DYP’ye , SHP’ye, MHP’ye ve DSP’ye karşı sergilenen politik tutum AKP’den neden esirgeniyor?  Neden işçi sınıfının oy gücü devreye sokularak işçi düşmanı partiyle hesaplaşmaktan kaçılıyor?

Aslında işçiler tarafından aforoz edilmeyi en fazla hak eden partidir AKP. Gözü olan da, olmayan da görüyor ve biliyor ki, AKP iktidarıyla birlikte, işçi hakları neredeyse 12 Eylül dönemi kadar ağır bir saldırı altında kaldı. AKP, iktisadi hayatta makro düzeyde sağladığı stabilizasyonun örtüsü altında emekçilere yönelik büyük bir taarruz sürdürdü. İşçi haklarını budadı, işçilerin ücretlerini baskıladı, grevleri yasakladı, grev yoluyla hak arama eğilimini düşürdü. Özelleştirme, taşeronlaştırma yoluyla işçileri güvencesizleştirdi. İşyerlerini çalışma kampına, işçileri köle durumuna düşürdü. İşçi ölümleri AKP ile tavan yaptı. Tayyip Erdoğan’ın  TÜSİAD’a kızıp, “bizim zamanımızda servetlerini 5’e katladılar” cümlesi de bu tablonun özetidir. AKP sermayeye çalışırken işçileri ağır biçimde ezdi.

AKP, işçi haklarına yönelik bu kadar yoğun saldırı yürütürken en fazla üyeye sahip konfederasyon olan Türk-İş’ten tek ses çıkmadı.  Türk-İş son 35 yılın en sessiz, en etkisiz dönemini yaşadı. Hem Mustafa Kumlu’nun hem de Ergün Atalay’ın genel başkanlık yaptığı dönemlerde Türk-İş ısrarla hükümetle karşı karşıya gelmekten kaçındı. Soma’da olduğu gibi mecbur olmadıkça,  çok zor durumda kalmadıkça göstermelik eylemlerden bile itinayla uzak durdu. Türk-İş yöneticileri, Hükümet üyeleriyle buluştukları toplantılarda eleştiri yapmak, hükümet politikalarının yol açtığı sorunları dile getirmek yerine içinde bolca “rica ediyoruz” lafının geçtiği cümleler kurdular. İşçiler yüzer yüzer öldüğünde bile hükümetin bu konudaki sorumluluğunu deşifre etmek yerine, Cumhurbaşkanı ile aynı kare içinde yer almayı yeğlediler. Seçimlerde hükümete karşı tutum almama, tercih belirtmekten kaçınma hali de Türk-İş’in sessizlik oyununun devamından başka bir şey değil. Hal böyle olunca AKP hükümeti de bu kuyudan daha çok su çıkar diye kıdem tazminatı da dahil, elde kalan işçi haklarının tasfiyesini listeye yazdı. Şimdi seçimlerin geçmesini bekliyor. Çünkü, hükümet, işçilerin tepkisi oya yansırsa karşılığının kendileri için hüsran olabileceğini biliyor.

Haksız da sayılmazlar, zira örneği var;  Türk-İş’in 1991 seçimlerinde “ANAP’a oy yok” kampanyası,  ANAP’ın iktidardan uzaklaşmasında önemli bir etkendi. Keza 89 Bahar Eylemleri de yerel yönetimlerden uzaklaşmasında etkili olmuştu. Adına “partiler üstü politika” denilen, aslında politikasızlığına kılıf olarak hayatta karşılık bulan yaklaşımına rağmen Türk-İş, siyasette önemli roller üstlendi. Örneğin 1965 seçimlerinde, işçi aleyhtarı olarak ilan ettiği milletvekillerine karşı seçtirmeme kampanyası, bugünün Türk-İş yöneticileri için ders alınacak nitelikte bir eylemdir. O dönemde Türk-İş, yeniden seçilmemesi gereken üç AP’li, dört CHP’li, bir MP’li ve bir YTP’li milletvekilinin adlarını “kara listeye” yazıp seçtirmemek için çalıştı. Bu kampanya nedeniyle Türk-İş basıldı, kampanya broşürlerine el konuldu. Türk-İş başkanı ve genel sekreteri hakkında dava açıldı.  Baskılar üzerine Türk-İş sendika başkanlarını topladı. Toplantıda konuşan Türk-İş Başkanı Seyfi Demirsoy, bugün onun koltuğunda oturanların aklının, havsalasının alamayacağı cümlelerle hükümete posta attı: “Hür sendikacılığı tahrip, Türkiye’nin en büyük teşkilatını yok edecek tutum ve davranışlar olmadığı müddetçe, kanunlar dairesinde hareket etmeyi şiar ediniyoruz. Fakat biz kanunsuz şekilde muamele yapmaya itildiğimiz takdirde, icap ederse kanunsuz işler de yapacağız.” Türk-İş baskılara rağmen kampanyaya devam etti. Kampanyanın sonunda dokuz milletvekilinden altısı meclise yeniden giremedi.(Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. Aziz Çelik,  Vesayetten Siyasete Türkiye’de Sendikacılık, 1946-1967, İletişim Yayınları, İstanbul, 2010.)

Yukarıda verdiğimiz örnekler bir emek örgütü için doğal ve olması gereken  davranış biçimidir. Doğal olmayan bugünkü Türk-İş yönetiminin sergilediği tutumdur. Bu tutumun başta kıdem tazminatı olmak üzere, elde kalan biri dizi hakkın gaspına giden yolu ardına kadar açacağı çok belli. Dolaysıyla kendi ayaklarına da kurşun sıkıyorlar. Bu tutum Türk-İş yöneticilerinin AKP ile arasındaki ideolojik ve örgütsel bağla izah edilemez.  Çünkü bu bağ vazgeçilmez koparılamaz bir bağ değil. İşçi düşmanı bir iktidar karşısında partilerini bir kalemde silip atmış onlarca örnek var sendikal hareket içinde.  Mevcut yöneticilerin de varlıklarını sorgulatmak yerine, parti bağını koparmayı tercih edeceklerini tahmin etmek zor değil. O halde bu tavırsızlığın nedeni ne? Türk-İş Yönetimi “işçi haklarına karşı en düşmanca tutum sergileyen AKP’ye oy yok” niye diyemiyor? Neden kafa kaldıramıyor? Niye sessizliği oynuyor? Yoksa… Yoksa Türk-İş yönetimi hükümetin elinde rehin mi?

Mugalata, yapmadan, lafı evirip çevirmeden bu sorunun cevabı verilmeli. Sadece Türk-İş üyeleri  değil, Türk-İş üyesi olsun olmasın, milyonlarca emekçi bu soruya cevap bekliyor. (BirGün)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 7 Haziran Seçimleri / Türk-İş /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.