ahmet tonak

Emeğe dönük vaatlerin sınırı, sermaye ile ilişkilerin muhtevası…

E.Ahmet Tonak - 3 Mayıs 2015 - Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

sendika.org’un Ahmet Tonak’la CHP ve HDP’nin seçim beyannameleri, bu iki partinin sosyalizm, emek ve sermaye karşısındaki tutumları üzerine yaptığı röportajı paylaşıyoruz.

Sendika.Org: “Yeni Sosyalizmler: Gündemimize alalım, tasarlayalım…” yazınızı seçim beyannameleri açıklanmadan önce yazmış ve “Hiçbirinde bulamayacağınız kelimeyi şimdiden söyleyeyim: sosyalizm!” demiştiniz. İddianızın doğrulanması üzerine yazdığınız bir sonraki yazınızda da beyannamelerde bu eksikliği yorumladınız. “Sosyalizm”in lügatten çıkmasının nedenlerini sıralarsak birinci sıraya neyi koymamız gerekir?

EAT: Sizin de aktardığınız gibi bildirgelerde sosyalizm kelimesinin kullanılmayacağını tahmin etmiştim. Hatta, tahmin etmekle kalmamış, niçin kullanılmayacağına da değinmiştim. Hatırlamakta yarar var: “Çoğu zaten sosyalizme doğuştan karşı, düşman görüyor o tarz bir toplumu. Bazıları ise sosyalizmin aşıldığını, yani çağ dışı olduğunu düşünüyor, yerine “demokrasi” hedefini yerleştirmiş, hayatından memnun. Çok azı da “sosyalizmin sırası mı şimdi” pozisyonunu benimsemiş durumda.

Kısaca açmaya çalışayım. “Sosyalizmin aşıldığı”, yerini “demokrasi” hedefinin aldığı görüşünü besleyen tarihi eşik reel sosyalizm deneyimlerinin son bulmasıdır. Sadece SSCB’nin, Doğu Avrupa deneyimlerinin çöküşünden değil, aynı zamanda Çin’in piyasacılaşmasını, Kuzey Kore’nin karikatür lider kültünü, hatta Küba’nın neo-liberal tercihlerini de içeren tarihi olgusal bir süreçten söz ediyorum. Bu yenilginin, deformasyonun nedenlerine burada giremeyiz. Ama, ideolojik etkisinin muazzam olduğu, post-modernist, liberal eğilimlerin bu olgudan beslendiği açıktır. Esas neden budur.

İkinci neden, uluslararası düzeyde de gözlemlenmekle birlikte, Türkiye solunda bence abartılı bir biçimde yıllardır egemen olmuş aşamacı zihniyettir. Burada, demokratik devrim anlayışının ideolojik kalıcılığını kastediyorum. Bu anlayış, sosyalizm meselesini tartışmayı bile erteletecek gerekçeler bulmakta hep “yaratıcı” olmuştur. Reel sosyalizmlerin iflası ile aşamacı zihniyet bu kez oldukça sığ “şimdi sosyalizmin sırası mı” tavrına dönüşmüştür.

Üçüncü neden, Kürt özgürlük hareketinin güçlenmesidir. Yanlış anlaşılmamak için açıkça belirteyim, Kürt hareketi doğası gereği ulusal varlığının tanınmasını, kendi kaderini belirleyecek özerk yönetim imkanlarını yaratmayı temel hedef olarak belirlemiştir. Hareketin ilk döneminde açıkça benimsenen sosyalizm hedefi yerini giderek demokratik özerklik hedefine bırakmıştır. Kürt hareketi ile birlikte mücadele eden sosyalist yapılar da, örneğin HDK/HDP içindeki sosyalist partiler bile sosyalizm hedefini gündeme getirmemeyi (şimdilik?) tercih eder olmuşlardır.

Sendika.Org: Sizce HDP ve CHP, programları/beyannameleri dikkate alındığında emek ile sermaye arasında nerede duruyor, nerede durmalı, nerede duramaz? Öznel tercihler ile nesnel kısıtları ayrı ayrı ele alarak nasıl bir değerlendirme yapabiliriz?

EAT: “Nerede duruyor” sorusu en anlamlısı bu soruların. Şundan dolayı, bu partiler kendilerini tanımlayabilen partiler. HDP kendini sol kitle partisi olarak tanımlıyor, CHP ise sosyal demokrat bir parti olduğunu her fırsatta tekrarlıyor. Bu konumlanış, bence bizatihi hem HDP’yi hem de CHP’yi sermayeye yumuşak davranmaya yöneltiyor. Dikkat ederseniz, “emek yanlısı olmamaya yöneltiyor”demiyorum. Çünkü, her iki parti de bildirgelerinde emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirecek vaatlerde bulunuyor. Bu vaatlerin sınırı sermaye ile ilişkilerin muhtevası tarafından belirleniyor.

CHP için durum açık; sosyal demokrat partilerin tarihi misyonu epeyce uzun bir zamandır kapitalizmin çelişkilerini yumuşatmak. Bu misyon sosyal demokrat partilere, yerine ve zamanına bağlı olarak, asgari ücreti 2 katı, 3 katı arttırmayı dayatacağı gibi, işsizlik sigortasını, bedava sağlık hizmetini vs. tesis etmeyi de dayatabilir. Yeter ki, eş anlı bir biçimde sermayenin genel çıkarlarına halel gelmesin. Dolayısıyla, CHP de bildirgesinde bir yandan emekçilerin yaşam koşullarını kısmen düzeltici vaatlerde bulunurken, sermayenin, daha doğrusu kapitalizmin hayat iksiri olarak kendisinin görülmesi gerektiğini hatırlatmayı ihmal etmiyor.

HDP’ye gelince; bir sol kitle partisi olarak yaşadığımız düzenin sermaye-emek çelişkisini göbekten 24 saat yaşayan işçilerin yanısıra, kimliklerinden, cinsel tercihlerinden dolayı horlanan, ezilen kesimlerin de haklarını, taleplerini dillendirmek zorunda. Dolayısıyla, sermayeyi (bu aşamada?) asıl hedef olarak görmesi beklenemez. Emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirici taleplerin yanısıra diğer kesimlerin (onların da büyük bir kısmı emekçi olsa bile) özgürlük, eşit yurttaşlık gibi taleplerini dillendirmeyi esas alan HDP bildirgesi bu beklenti ile uyumludur.

Sorunuzun diğer kısımlarına dönecek olursak, partilerin kendilerini tanımlayışları, konumlandırışları öznel tercihler olmakla birlikte, kendilerine sorulduğunda bu tercihlerin nesnel kısıtlar yüzünden yapıldığını söyleyeceklerdir. Yani, bir tür aşamacı yaklaşım; “şimdi yapılabilecek,” “en geniş kitleyi mobilize edebilecek” talepler bunlardır türü nesnellik iddiası. Bu iddianın, tabii yeterince teorik ve empirik gerekçeleri mevcut ise, değerlendirilmesi ciddi çalışmaları gerektirir.

Sendika.Org: HDP ve CHP’nin emekçilere dönük vaatleri için ne diyebiliriz? Bunlar daha ileri adımları koşullayan olumlu taktikler midir, boş vaat midir, yoksa alternatif bir kapitalist programın öğeleri olarak değerlendirilebilir mi?

EAT: Bu soruyu sormanız iyi oldu. Yukarıda söylediklerimden, biraz zorlayarak da olsa, CHP eşittir HDP sonucunu çıkarmaya eğilimli kesimler olacaktır. Oysa, gerçek durum bence öyle değil.

Sizin sınıflandırmanızı somut vaatler üzerinden ele alacak olursak; bence, ne CHP’nin ne de HDP’nin emekçilerin yaşam/geçim koşullarını iyileştirici vaatleri boş vaatlerdir. Bu yüzden de, yani hem emekçilerin durumunu iyileştirmesi bakımından hem de bölüşümün daha adil yapılabileceğini (hatta kapitalizm sürdükçe ne kadar iyileştirilebileceğinin sınırlarını da) göstermesi bakımından, sizin ifadenizle, daha ileri adımları koşullayan olumlu taktikler olarak görülmelidirler. Asgari ücret de, emekli maaşı da artırılabilir. “Kaynak nerede?” sorusu mugalatadır, sağ partilerin bu soruyu sormasına bile imkân vermemek gerekir. Şüphesiz, partinin sermaye ile arasına koyduğu mesafe, kadrolarınızın teknik donanımı kaynak meselesini bildirgenizde ne kadar ve ne şekilde ele alacağınızı belirler.

CHP’nin özellikle ekonomik vaatleri sosyal demokratik nitelikleriyle, tabii ki alternatif kapitalist bir programın öğeleridir. CHP’nin vaatlerinin kapitalizmi sorgulayan bir yanı yoktur. HDP’nin vaatleri arasında kaydedilen “Köy/kır/kent kooperatifleri ve işçi/emekçi özyönetiminde işletmeler ile dayanışma ekonomisi desteklenerek, kamu destekli bir toplumsal sektör geliştirilecek” gibi yaklaşımlar kapitalizmin sınırlarını aşma isteğini açıkça gösterir.

Bildirgelerin ayrıntılarına girmeden yaptığım bu genel değerlendirmenin, bildirgelerin dilinde ve kimi somut vaatlerde tezahürünün bazen uyumsuz ifade ve tercihlere yol açtığını da geçerken belirteyim.

Hem CHP hem de HDP ihtiyacı olan her haneye ücretsiz elektrik hizmeti verileceğini söylemekte. CHP söz konusu elektrik miktarını 230 kW/saat, HDP ise 180 kW/h olarak belirlemiş. Bu miktarlar niye farklı, hangi çalışmaya dayanıyor, daha emek yanlısı bir parti olan HDP’ninki niçin daha düşük gibi sorular ister istemez akla takılıyor. Dile gelince, “kW/h” birimini CHP’nin kW/saat şeklinde yazması, HDP’nin İngilizce kullanımı seçmesi de dikkat çekici. Konu dilden açılmış iken, HDP’nin kredi kartları borçlarına ilişkin vaatlerini formüle ederken “..borçlular lehineyapılandırma..” ifadesini kullanması adeta uluslararası finans kuruluşlarının dilini hatırlatıyor ve hoş değil. “Borçlarsilinecek” gibi bir ifade ya da o ifade çok sert geliyor ise, “borçların şu kadarı vs. silinecek” gibi bir dil niye tercih edilmiyor? Özellikle, CHP’nin bile borçlar konusuna ilişkin daha Marksizan bir terimi yeri geldiğinde, “.. borçlandırılarak mülksüzleştirme…” kullandığını düşünecek olursak.

Asgari ücret konusunda ise, en azından vaat edilen miktar açısından tersi bir durum söz konusu, yani HDP sermayeden emekçiler adına daha yüksek bir talepte bulunuyor: CHP’ninki 1500 TL, HDP’nin vaadi ise 1800 TL, hem de net ve “ilk etapta”.

Sendika.Org: Her iki parti de sosyalizm’den ve sermaye karşıtı tutumdan bu kadar mesafeliyken sosyalist soldan ve sendikal hareketten çeşitli düzeylerde destek alacak. Bu destek ilişkisinin birincisini mi ilerleteceği yoksa ikincisini mi gerileteceği konusunda ne söyleyebiliriz. Pozitif bir senaryo için ne yapmalı?

EAT: Tamam, her iki partinin bildirgesinde de sosyalizm kelimesi geçmiyor. Ama, bu durumdan her iki partinin “sermaye karşıtı tutuma” aynı mesafede olduğu sonucunu çıkarmamalıyız. HDP’nin hem bildirgesinde hem diğer metinlerinde, daha da önemlisi tabanında dillendirilen görüşlerde (ki bunların bazıları bizzat bu tabanın dergilerinde, hatta Özgür Gündem’de yer almakta) kapitalizmi aşma isteğinin, farklı ekonomik-toplumsal yapı arayışlarının ipuçları mevcut. Önerilenler, kimilerimize yetersiz gelse bile bu farklılığı tespit etmekte yarar görüyorum. Böyle bakınca da, seçimler öncesi HDP’ye, dışındaki sosyalist kesimlerden ve sendikalardan verilecek desteğin, mutlaka birilerinin kazandığı, birilerinin kaybettiği bir durumu yaratmayacağı düşünülebilir. Açıkçası, seçim sonrası ortaya çıkacak sonucu ve sonrasını karşılıklı etkileşime açık uzun bir süreç olarak ele almak doğru olur diye düşünüyorum.

Kısacası, HDP’nin vaatlerine, programına daha uzun bir perspektiften bakarak, yani “pozitif bir senaryoyu” gerçekleştirme niyeti ile yaklaşılması gerekir. Önerim, kapitalizmin sonuçlarını dillendirmekle yetinmeyen, aynı zamanda kapitalizmin yerinden edilmesi gereğini, sosyalizmi inşa edici somut adımları öneren eleştirilerin yapılmasıdır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: CHP / Emek / HDP / sermaye / sosyalizm /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.