renault 15 mayis

Çanak çömlek patladı

Zafer Aydın - 24 Mayıs 2015 - Genel / İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Kenan Evren’in toprağa verilmesinin üzerinden bir kaç gün geçmişti ki, Bursa’da otomotiv işçileri onun kurduğu, AKP’nin de bayıla bayıla devam ettirdiği sendikal düzene karşı, büyük bir başkaldırı ortaya koydular. Metal işçileri sadece kendilerine dayatılan toplu iş sözleşmesine değil, o sözleşmenin dayatılmasında rol üstlenen sendikaya da isyandalar. Türk Metal Başkanının “Bizim işçilerle bir sorunumuz yok” diyerek konuyu anlamamış gibi yapmasına rağmen, otomotiv işçilerinin eylemi, Türk Metal kimliğinde ayyuka çıkan sendikal anlayışa ve 12 Eylül’ün sendikal düzenine tepki olarak şekilleniyor. Eylem, yıllardır emek örgütü kimliğini yitirmiş sendikalara ve işverenin işçiler üzerinde kırbacı haline dönüşen bir sendikacılık anlayışına karşı içten içe biriken öfkenin dışavurumu.

12 Eylülcüler, sendika özgürlüğünü kısıtlayarak, işkolu ve işyeri barajları getirerek “tek tip sendika” modelini dayattılar. Böylece alternatif sendikaların ve sendikacılık anlayışının gelişme ihtimaline karşı tedbir alınmıştı. Aynı tasarımın tamamlayıcı bir parçası olarak dizayn edilmiş sendikaların içinde, işçilerin kontrol dışı eylemlerine karşı da önlem niteliğinde düzenlemeler vardı. Böylece seçilenlerin, işçinin iradesi hilafına seçilmesi ve seçilenlerin geldikleri mevkiin imkan ve ayrıcalıklarını kullanarak iktidarını sürdürebilmesinin zemini yaratıldı. Artık sermaye ve sermaye ile birlikte hareket edecek sendikacılar için dikensiz gül bahçesi oluşturulmuştu.

Bu sendikal düzende ilk kırılma, “89 Bahar Eylemleri”yle oldu. 89 baharında, kamu işçilerinin sokakları saran eylem dalgası, yeni ekonomik kazanımlar sağladığı gibi sendikalarda da değişime yol açtı. “Bahar Eylemleri”nin öncü kadroları geleneksel sendikaların içinde değişimi sağladılar. Onların artan etkinliğiyle sendikal hareketin bütününde-çizilen çerçevenin içinde kalma gayreti ve niyeti ağır bassa da -daha mücadeleci, daha demokratik bir çizgi etkin olmaya başladı. Ancak değişimin mimarlarının değişim iddiasına uygun bir performans sergileyememesi tasfiyeyi getirdi. 2000’li yıllara gelinirken bu kadrolar büyük oranda tasfiye oldular ve yaratılan sendikal değişim geniş ölçüde akamete uğradı.

Akamete uğrama süreci AKP döneminde, AKP’nin de özel gayretiyle iyice derinleşti. Sendikal harekette değişim basıncının zayıflaması, yani işçinin sendikacı üzerindeki baskısının kalkması güdümlü sendikacıları “özgürleştirdi.” Sırtlarından yük kalktı. Artık işçiden yana görünmek, mücadele etmeden ediyormuş gibi yapmak türü gösterilerden bile vazgeçtiler. Zoraki kabullenmek zorunda kaldıkları demokrasicilik oyunlarından sıyrıldılar. Sırtlarını işverene ve iktidara dayayıp, işten atma gibi büyük bir susturucu mekanizmayla, işçileri teslim aldılar. Sermaye ile eskiden gizli saklı yaptıkları “al gülüm ve gülüm oyununu”, artık göz önünde ve hiç çekinmeden oynamaya başladılar. Kurdukları sistemin güvenliğinden de o kadar emindiler ki, eskiden olsa içlerinden geçirip ama söylemeye utanacakları şeyleri bile açık açık söylemeye, açıktan yaparlarsa ayıplanacak şeyleri açık açık yapmaya cesaret eder oldular. Mesela “ Artık sendikada demokrasi bitti.” diye konuşabildi bir sendikacı. Mesela asgari ücretin kaç katı maaş aldığı belli olmayan bir konfederasyon başkanı, muhalefetin asgari ücret vaatleri için “Asgari ücrette ayaklar yere basabilmeli” diyebildi. Sendikalarda iyi kötü işleyen temsili demokrasinin kurallarını ya iptal ettiler ya da iyice işlemez hale getirdiler. Toplu iş sözleşmelerde yeni hak talep etmek bir yana “nasıl olsa az insan yararlanıyor” diye kazanılmış hakları “gönül rahatlığıyla” teslim edenler oldu. Mücadeleyi, eylemi, grevi, direnişi, hak aramayı iyice defterlerinden çıkardılar. Sendikaların imkanlarını hoyratça harcamak, sendikacılığın sağladığı imtiyazları kullanmak dışında bir dert taşımaz hale geldiler.

Üç beş sendikayı dışında tutarsak sendikaların tamamı yukarıda sıralananlara benzer görüntü veriyor. Türk Metal ise bu tür sendikacılığın şahikasını oluşturuyor. Metal işkolu 80 öncesi mücadeleci sendikal hareketin gücünü en ağırlıklı hissettirdiği işkoluydu. Bu nedenle, 12 Eylülcüler düzeneklerinin işlerlik kazanmasında en hassas çalışmaları bu alanda ve Türk Metal üzerinde yaptılar. Çok da başarılı oldular.Yıllarca sendikal demokrasi Türk Metal’in kapısının önünden bile geçmedi. Türk Metal, emekli astsubaylardan atanmış şube başkanları, besleme elemanlarla işverenin işçinin üzerindeki kılıcı olarak nam saldı. Bu yüzden işçinin yoz, çürümüş sendikacılığa tepkisinin Türk-Metal’de patlaması tesadüf değil, tam isabet.

Bugün metal işçileri, işçiye rağmen sözleşme imzalayan, işçinin iradesini dışarda tutarak yönetim ve temsilci kademeleri oluşturan, hak arama, yeni haklar kazanma gibi derdi olmayan, işçinin aidatı ile mirasyedi şımarıklığı içinde hayat sürdüren sendikacılığı, aşağıdan gelen eylem dalgası ile aşmaya çalışıyor. Ortaya çıkan tepki, sendikalar arasındaki farkın yeterince açık anlatılamaması ve yasaların işyeri sendikalarının önünü kapatması nedeniyle “sendikasızlığa” övgü gibi görünse de işçinin gerçek sendikasıyla buluşma sürecine evrilme ihtimali elbette mevcut.

İşçilerin “sendikal isyanının” görünen yüzünde Türk Metal var ama aslında hedefte olan sendikal hareketin büyük kısmına hakim olan sarı, güdümlü, payanda sendikacılık anlayışı. Metal işçileri önemli bir deney ortaya koyarak bu anlayışla nasıl mücadele etmek gerektiğine dair ipuçları verdiler. Sendikaları yeniden işçi örgütleri haline dönüştürme yolunda taban örgütlenmelerinin önemine işaret ettiler. İşçinin iradesinin her düzeyde açık bir biçimde tecelli edebilmesi için doğrudan demokrasinin kural ve mekanizmalarını tartışmaya açmanın gerekliliğini gösterdiler.

Çanak çömlek patladı! Metal işçilerinin eylemi nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, “ben işçinin iradesini tanımam”, “istediğimi temsilci atarım”, “istediğimi yönetici yaparım”, “istediğim sözleşmeyi, istediğim gibi imzalarım”, “sendikanın imkanlarını dilediğim gibi kullanabilirim” diye babalanan sendikacılara işçi artık pabuç bırakmaz. (BirGün Pazar)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: metal işçileri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.