veysi-sarisozen

“El Kaide veya El Nusra Kuvvetleri Basit’i alırlarsa yarım saat içinde Samandağ Kıyılarına çıkarlar” – Veysi Sarısözen

Sol Defter- Haber - 5 Haziran 2015 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Özgür Gündem Gazetesi başyazarı Veysi Sarısözen’le Türkiye’deki seçimleri, Türkiye’nin  dış politikasını, Suriye ve Türkiye gündemini değerlendirerek Ortadoğu’daki gidişatı tartıştık.

Amanos  Haber:  Daha önce Antakya’ da bulundunuz mu?

Veysi Sarısözen: Ben burada doğdum ve Antakya’ da 25 yıl yaşadım.

Amanos Haber: Hatay’da yaşadığınız dönemle şimdi ki dönem arasında değişiklikler nelerdir?

Hatay resmi devlet ideolojisinin dışında kalan ideolojilere açıktı…

Veysi Sarısözen: Ortaokul ve liseyi okuduğum dönemde farklı bir Antakya vardı. Her şeyden önce çok küçüktü ve henüz önyargılar olsa bile kimlikler arasında gerginlikler yoktu. Özellikle 1957/58 yıllarına kadar burası çok kültürlü bir şehirdi. 1950’li yılların başlarına kadar insanlar birbirlerine Fransızca selam verirlerdi. Çünkü burası Fransa işgali altında kalmıştı bir dönem ve buranın nüfusu büyük ölçüde Fransızca konuşurdu. Tabi sömürgeciliğin her zaman iki etkisi vardır. Birinci etki halkları baskı altına alıyor, ekonomisini sömürüyor. İkinci etki ise sömüren güç kültürünü empoze ediyor. Bu gibi sömürücü güçlerin kültürü sadece egemen sınıfın kültüründen ibaret olmadığı için, aynı zamanda orada ki devrimci demokrat kültürde sömürge sisteminin içine yansıyor. Dolayısıyla burada sosyalist, komünist fikirler başka şehirlere nazaran daha yaygın oluyor. Bu Fransız işgalinin bir sonucu, düşün ki orada işçi sınıfı gibi bir hareket var ve bu fikirler buraya yayılmıştır. Dolayısıyla burası kültürel bakımdan zengin ve çeşitlilik içindeydi. Aynı zamanda resmi devlet ideolojisinin dışında kalan ideolojilere de açık bir şehirdi.

Amanos Haber: Fransız Dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti Dönemi kıyaslandığında hangi dönemde baskı ve sömürü daha fazlaydı?

Cumhuriyet Dönemi’nde kimlik baskısı!

Veysi Sarısözen: Burası bir süre bağımsız bir devlet olarak yaşadı. Bu devletin içinde egemen unsurlar yani Türkiye’ye sırtını dayamış olan unsurlar kısa bir süre sonra muazzam toprak sahipleri haline geldiler. Amik Ovası’nı paylaştılar, Antakya’nın bütün zenginliği onların eline geçti. Burada Türk nüfus çoğaltılarak Arap etkisi azaltılmaya çalışıldı ve sonuçta bunu bir ölçüde başardılar. Fakat zamanla tabi bu iktisadi baskı, her şeye rağmen özellikle çalışkan Alevi toplumu tarafından bu çember bir ölçüde kırıldı. Pek çok doktor mühendis çıktı bu toplumun arasından ve kendilerini korumaya çalıştılar. Fransız işgali sırasında kimlik üzerindeki baskı biraz daha hafif bir baskıydı. Cumhuriyet Dönemi ile beraber kimlik baskısı biraz daha arttı. Fransız dönemindeki ekonomik baskı nasıldı bilemem ancak burada en ağır koşullarda yaşayan kitle her zaman emekçi kitle olmuştur. Muhakkak sömürü sürecinde de bir ekonomik baskı olmuştur ancak kimlik üzerindeki baskı daha azdı.

Amanos Haber: Yereldeki yaşlı Alevi insanlarının söylediği  “Sokaklarda bile gezmemiz bizim için tehlikeliydi.” sözünü nasıl yorumluyorsunuz?

Arap Halkı ikinci sınıf vatandaştı!

Veysi Sarısözen:  Arapça konuşmaya karşı büyük baskılar vardı. Burada Cumhuriyet Dönemi’nde Arap Alevi toplumu ‘fellah’ diye nitelendirilerek, hakarete maruz bırakıldı. Bu Arap Alevileri üzerinde büyük kültürel baskı anlamına geliyordu. Bu ayrımcılığı bireysel olarak gördüğüm bir örnekle açıklamaya çalışayım, lise eğitim hayatımda hatta ortaokulda sınıflar A ve B olarak ayrılırdı. Genelde A sınıflarına Türkler ve az sayıda Araplar alınırdı. B sınıfına ise ezici çoğunlukta Arapları yerleştirirlerdi. A sınıfında İngilizce dersi verilirken B sınıfında Fransızca dersi verilirdi. Çünkü Fransızca ikinci sınıf topluma öğretilen bir dersti ve B sınıfları ikinci sınıf olarak nitelendirilirdi. En iyi hocalar A sınıflarında olurdu, biraz daha yeni veya iyi olmayan hocalar B sınıflarında eğitim verirlerdi.

Amanos Haber: Son yıllarda özellikle bölgedeki Arap Alevi gençlerinin Arapça konuşması unutulmaya yüz tutmuş durumda, bunu uygulanan asimilasyona bağlayabilir miyiz?

Arap Kültürü asimilasyonu frenledi..

Veysi Sarısözen: Bunu söylememiz tabi ki mümkün. Ne yazık ki Arap Dili ve Kültürü büyük ölçüde geri plana itildi ve çok büyük bir asimilasyon gerçekleşti fakat Nusayri olarak tarif edilen Arap Alevilerinin dini inançları sayesinde bu asimilasyon bir ölçüde frenlenebildi. Eğer Alevi Araplar sözcüğün gerçek anlamında Arap olsaydılar ve Alevi inancına sahip olmasaydılar daha kolay asimile edilirlerdi.

Amanos Haber: Yerel halkın Suriye’de ve Orta Doğu’da yaşanan katliamları gördükçe ve kimliklerini göz önünde bulundurunca endişelenmemeleri mümkün olmuyor.  Bu tabloya bakışınız nedir?

Büyük tehlike ve tehdit!

Veysi Sarısözen: Sveydiye’ye (Samandağ) gittiğiniz zaman Kel Dağı’nı ve bu dağın denizle birleştiği noktayı görürsünüz. O nokta Basit isimli bir yerleşim yeri ve Suriye’ye ait. Eğer Lazkiye’ye girebilirse El Kaide veya El Nusra kuvvetleri ve Basit’i alırlarsa yarım saat içinde Sveydi’ye kıyılarına çıkarlar. Bu tablo büyük bir Alevi soykırımının bize ne kadar yakın olduğunu anlatır. Bu çok büyük bir tehlike ve tehdittir. Çünkü bu güçler şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğini almaktadırlar. Bu açıdan bakıldığında burada olan tedirginliği anlamak çok kolay olur.

Arap Alevilerinin bağrında Alevilere karşı bir kuvvet eğitilip donatılıyor..

Halkın tedirgin olması için pek çok sebep var. Mesela 121. Jandarma Alayı’nın bulunduğu yer olan Serinyol’un %85 i Alevi olan bir bölgedir ve bu askeri alanda El Nusra ya katılacağı belli olan güçler Amerikan programı çerçevesinde eğitiliyor ve donatılıyor. Bu örnek hükümetin Arap Alevi toplumuna olan tutumunu gözler önüne seren çok iyi bir örnektir. Yani Alevilerin bağrında Alevilere karşı bir kuvvet silahlandırılıyor ve eğitiliyor. Bunları eğiten güçler, bunlar Antakya’nın Alevilerine karşı değilde Suriye’deki Alevilere veya rejime karşı eğitiliyor diyebilir ancak o rejim denilen yerde buradaki Alevilerin akrabaları yaşamaktadır. Yani bir yapay sınır var ve sınırın iki tarafındakiler yakın akrabadır. İstedikleri kadar biz bu güçleri Suriye rejimine karşı donatıyoruz desinler sonuçta o donatılan güçler Suriye’deki rejimin himayesinde olan Nusayrileri öldürmeye yöneliktir. Bu durum tedirginliği tabi ki artırır ve Türkiye’nin bütün güneydeki sınırı boyunca bu sakatlıkları görmek mümkündür.

Arap ve Kürt Halkı aynı kaderi paylaşıyor!!

Doğu’da Kürt Halkı’da aynı şeyleri yaşamaktadır. Bir tren hattı var ve iki halk bu tren hattı ile ayrılmış durumda. Daha doğrusu tek halk, aynı köyün insanları iki ülke arasında paylaştırılmış durumdalar. Hatay’ın ilhakı ile birlikte aynı şey burada da oldu. Ancak bu sınırlar yapay sınırlardır ve er ya da geç değişime uğrayacaklardır. Bizim isteğimiz bu sınırlar değişmeden silikleşmeli sınır olmaktan çıkmalı, halklar istediği yere pasaportuz gidebilmeli. Arap Halkı’nın akrabaları ile aralarına tel örgü, mayın tarlası olmamalı. Aynı şey Kürt sınırı içinde olmalı. Oysa şimdi tam tersine bu sınırlar ters yönden açılıyor ve bu sınırlardan El Nusra’ya bombalar, top mermileri, silahlar paralar, sağlık yardımları, lojistik destek giriyor çıkıyor ve buna karşılık olarak sizler oraya gitme imkânını kaybediyorsunuz çünkü orada ölüm tehlikesi var. Bu durum Hatay’ı burada yaşayan Nusayri Alevilerini derinden etkilememesi mümkün değildir ve burada hava zehirlenmiştir, burada ticaret çökmüştür, toplumun psikolojisi bozulmuştur. Diğer taraftan Arap Halkları birbirine düşürüldü Orta Doğu’da.

Alevi ve Sünni Araplar arasında hiçbir sorun yok.

Ancak bu bölgeyi gezdik Sünni Arap temsilcilerini dinledik ve gördük ki buradaki Sünni Arap halkı bütün ciddi provokasyonlara karşı kendi konumunu koruyor, ne olursa olsun aradaki ön yargılar nasıl yükseliyor olursa olsun Sünni Araplarla Alevi Araplar arasında herhangi bir husumet, çatışma ve gerilim yaşanmıyor. Ben buraya gelmeden önce Sünni Arap toplumundan gençlerin Suriye’ deki El Nusra’ya katılıp savaştıklarını tahmin etmiştim. Ancak buraya geldikten sonra burada böyle bir olgu yaşanmamış. Bu çok büyük bir avantajdır. Çünkü böyle bir olgu olsaydı El Nusra burada çoktan olurdu ve bu Araplar arası iç savaş demektir.

Anadolu Halk’ı birbirine daha yakın.

Diğer taraftan şimdi burada yeni bir olgu var; Hıristiyanlar öteden beri Arap Alevileri ile iyi ilişkiler içinde, buna karşılık Kürtlerle bütün Araplar arsında bir uzaklık vardı şimdi görüyoruz ki bu ortadan kalkıyor Kürt Halkı ile Arap Halkı giderek birbirine yakınlaşıyor. Çünkü Hatay bütün halkların kenti ve burada bir iç kargaşa başlarsa, Suriye’ de rejimi devirme adı altında bir işgal hareketi olursa El Nusra tarafından bu bütün Hatay’ı derinden etkileyecek, burası yaşanmaz bir yere dönüşecektir. Suriye gibi, Irak gibi, eski Lübnan gibi olacak ve böyle bir durum buradaki bütün halkların menfaatinin aleyhinedir. Yani Sünni Arap’ ta, Alevi Arap’ ta, Hıristiyan’da, Türk’ de böyle bir şey olmasını istemez çünkü bütün bu halkların ortak vatan toprağıdır burası.

Amanos Haber:  Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye’ deki politikası ve desteği göz önünde bulundurulduğunda ve El Nusra veya DAİŞ topraklarımıza sıçrarsa yerel halkın veya devletin savunması ne ölçüde olur?

Çetelere karşı Hatay Halkı’nın dostu Kürtler.

Veysi Sarısözen: Her halkın kendini savunma potansiyeli vardır. İnsanlar arasında bu halk cesur, bunlar cesur değil gibi ayrımlar yapılsa da tabi bunlar uydurma ayrımlardır. Her halk yeri geldiğinde kendi toprak parçasını, kendi onurunu, kendi yaşam şartlarını savunur. Burada tecrübe kavramı ön plana çıkar tabi ki. Tecrübesiz bir halk kendini daha zor savunur. Oysaki buradaki Arapların, Türklerin, Türkmenlerin, Hıristiyanların savaşta bir dostu var ve bunlar Kürt Hareketi’nin insanlarıdır. Bunlar Kobane’de DAİŞ kuvvetlerini muazzam bir bozguna uğrattılar ve uluslararası arenada öyle bir etki yaratılar ki onları oradan kazımak isteyen Amerika gibi güçler Kürtlerle dayanışma kurmak zorunda kaldı. Onları yok etmek isteyen Türk Devleti orada adım atamaz hale geldi. Kürtler aynı zamanda Türkiye topraklarında yaklaşık 35 yıldır bir direniş sürdürmektedirler ve çok büyük tecrübeler kazandılar ve bu insanlar şu anda Hatay’ da varlar ve herhangi bir DAİŞ veya EL Nusra saldırısı durumunda Arap Halkı, Türkler, Hıristiyanlar Kürtlerden büyük bir destek alacaklardır ve en az Kürtler kadar kendi ülkelerini savunacak güce ulaşacaklardır.

Amanos Haber: Türkiye 7 Haziran’da herkes için çok önemli bir seçime gidiyor. Bu seçim hakkındaki görüşleriniz nedir?

AKP kaybetti..

Veysi Sarısözen:  HDP’nin seçime parti olarak girmesi şu anda tehditlerle tehlikelerle yüz yüze olan bütün halklar için büyük bir avantajdır. Çünkü bütün bu tehditlerin altında aslında AKP hükümetinin Orta Doğu’da izlediği politikalar yatıyor. Bu öyle bir politikadır ki aslında Türkiye’yi Suudi Arabistan’nın kuyruğuna takmıştır çünkü AKP Orta Doğu’da kendi öncülüğünde hegemonya kurma kavgasını kaybetmiştir. Bu kayıp Suriye’nin rejimini devirme konusundaki ön görülerinin iflas etmesiyle başladı ve tüm Rojova’yı bir tampon bölge haline getirme planları Kobane’de bozguna uğrayınca AKP nin ünlü hegemonyacı bölgesel güç merkezi olma siyaseti çöktü. Sünni cephenin öncüsü olma gücünü kaybedince bu öncülüğü Suudi Arabistan ve Katar’a bıraktı ve onların peşine takıldı. Yenilgi bir de Mısır’da oldu bilindiği üzere Müslüman Kardeşleri destekliyordu ve orda da darbe sonucunda kaybetti.

AKP duruma tekrar adapte olmaya çalışıyor!

Kısaca Türkiye birçok alanda elindeki kozları kaybetti. Ama şimdi yeniden duruma adapte olmaya çalışıyor, Suudi Arabistan’nın peşinde tehlikeli bir ittifak kurmuştur. Bu ittifakın karşı tarafında İran yatıyor. İsrail’in nasıl bir rol oynayacağı belirsizdir. Amerika duruma hala acaba kim mezhepsel olarak duruma hakim olacak hesapları içindedir, Şii cephesi mi yoksa Sünni cephesi mi? Türkiye’de bütün kartlarını Sünni cephesine yatırmış bulunuyor. Durum böyle olunca HDP’nin barajı aşması AKP’yi durduracak bir faktördür.

HDP baraj altında kalırsa bölgeden göç başlayabilir!!

AKP durdurulduğu anda bunu anlamı şu olacaktır; NATO ülkesi bir devlet Orta Doğu’daki mezhep savaşlarından çıkarılmış olacak. Bu tabi cephedeki durumu değiştirecek savaş potansiyelini zayıflatacak, barış potansiyelini yükseltecektir. Bu bölgede Nusayri halkının kaderi, büyük kan deryaları meydana gelmeden, HDP’nin barajı aşmasına bağlıdır. HDP barajı aştığı zaman Nusayri halkı kendisine karşı gittikçe gelişen soykırım tehlikesinden kurtulacaktır. AKP, HDP’yi bir takım oyunlarla baraj altında bırakırsa, Hatay’da dengeler kökten değişir ve buradan göçler başlar. Çünkü Orta Doğu’ da savaş derinleşirse, Suriye’ deki rejime karşı saldırılar amaca ulaşmaya başlarsa buradaki halk kendini asla güvende hissetmeyecektir ve bölgeden göç başlayacaktır. Bu Anadolu’ da yaşayan farklı bir kimliğin bir kere daha yok olmasına doğru bir sürecin başlamasıdır.

CHP’li olabilirler ancak…

Türkiye’yi karıştırabilirler, herkesi birbirine düşürebilirler ve Alevi toplumu HDP başarıya ulaşamaz ise en büyük desteğini kaybetmiş olacaktır ve bu çok tehlikeli sonuçlara sebep olacaktır. Bu yüzden Alevi toplumunun Suriye’deki olaylara dikkatle bakması gerekir ve bu faciaların burada tekrar etmemesi için, HDP’nin programını benimsemeseler bile, Kürt Hareketi’nin örneğin PKK’ nin, gerilanın faaliyetlerine olumsuz baksalar bile bu seçimde, gelecek seçimlerde oylarını geri almak üzere olsa bile HDP’ye vermeleri Alevi toplumunun kendi menfaatlerine olacaktır. Çünkü kendilerini başka türlü koruma şansına sahip değiller. CHP’li bir eğilime sahipler, olabilir buna kimse bir şey diyemez ve saygı duyarız. Gelecekte bir daha düşünüp hangi partiye oy vereceklerine kendileri karar verecektir ancak şu anki şartlarda HDP’ye verecekleri her oy HDP’yi tasvip etmekten ziyade AKP’yi durdurmaya yönelik olacaktır.

Freni patlamış kamyon!!

Yani ortada freni patlamış bir kamyon var, direksiyonda Erdoğan, muavin koltuğunda Davutoğlu memleketi tehlikeli bir şekilde son hızla duvara doğru sürüklüyorlar. Bunun karşısına geçecek güç CHP değildir. CHP oylarının % 8 artırması bile bir şeyi değiştirmeyecektir. AKP büyük bir çoğunlukla eğer HDP’yi baraj altında bırakırsa meclise hakim olacaktır. Ancak HDP % 1’lik (Cumhurbaşkanlığı % 9.5) fazladan oy alırsa HDP barajı aşacaktır ve freni patlamış kamyonu durduracaktır. Çünkü o zaman AKP en az 60-70 tane vekil kaybetmiş olacaktır ve onlar zaten HDP’nin potansiyelinin sağladığı vekillerdir ve böyle olunca Anayasa’yı kendi başına değiştiremeyecek ve büyük bir olasılıkla kendi başına hükümet kuramayacaktır.

AKP ile HDP arasındaki ittifak!!!

Bu argümanı zayıflatmak amacı ile bazı CHP’liler kendi halklarının menfaatlerini de unutarak HDP’nin baraj altında kalması için manasız iddialar ortaya atmaktadırlar. Bunlardan bir tanesi HDP barajı aştığı zaman AKP ile ittifak kuracağına dair uydurulmuş iddiadır. Tabi ki ortada böyle bir ittifakın en küçük bir işareti bile yoktur. Bu partinin yöneticileri böyle bir ittifakın ufukta değil hiçbir yerde görünmediğini defalarca belirtmiştir. Onlara inanmak gerekir neden? çünkü zaten hiçbir zaman öyle bir ittifak kurulmamıştır, AKP’ye hiçbir zaman böyle bir destek verilmemiştir. Ancak sosyal demokratların tarihinde, Erdoğan’nın yaratıcısı onun akıl hocası Erbakan ile ittifakı biz biliyoruz yani CHP, tarihte İslamcı çevrelerle ittifak kurdu. Buna mukabil HDP geleneğinden gelen hiçbir parti bu güne kadar bu çevrelerle ittifak kurmadı. Öyle ise ittifak kurandan mı şüpheleneceğiz yoksa ittifak kurmayandan mı? Neden biz HDP’den şüphelenelim? HDP hiçbir zaman kurmadı böyle ittifaklar. Şimdi HDP kalkıp dese ki Kılıçdaroğlu oylarını artırırsa gidip AKP ile koalisyon kuracak HDP biraz haklı gibi olabilir çünkü eskiden kurmuşlardı. Ancak HDP öyle bir şeyden bahsetmez çünkü Kılıçdaroğlu hiçbir zaman koalisyondan bahsetmedi ve ona karşı öyle bir tutum takınmak siyasi ahlakla bağdaşmaz.  Bu siyasi ahlakla bağdaşmıyorsa eğer CHP’lilerin de HDP hakkında uydurdukları AKP ile koalisyon yapacaklar iddiası siyasi ahlakla bağdaşmaz.

Amanos Haber: Hatay özelinde düşünecek olursak bağımsız adayın HDP karşıtı söylemleri ve bazı CHP’lilerin söylemleri “HDP gitsin doğudan oy alsın” hakkında ne söyleyebilirsiniz?

HDP Batıdan oy alıyor ancak diğer partilerin Doğudan oy alamaması utançtır..

Veysi Sarısözen: Gitsin doğudan oy alsın söylemi ayıplanması gereken bir söylemdir. HDP zaten doğudan oy alıyor. HDP’nin Kürdistan’da oyları % 80’lere varacak bu seçimde. Esas olan şey bu söylemin peşinden gidenlerin Kürdistan’dan oy alması lazım çünkü oradan hiç oy alamıyor ve bu durum utanç verici bir durumdur. Çünkü İstiklal Harbi sürecinde o küçümsenen Doğu dedikleri yerde Kürtler Mustafa Kemal’i destekledi. Çünkü Kürtlere pek çok sözler verdi. Mesela bir özerklik tanıma konusu vardır ve Kürtler tarih boyunca hep özerk yaşadıkları için Mustafa Kemal’ in verdiği bu sözü kabul ederek onu desteklediler. Düşünün tek bir isyan olmadı o savaş boyunca neden? Çünkü bütün Kürt Halkı, aşiretler Mustafa Kemal’in yanında yer aldı. Kürt tarafından oy değil silah aldılar, silahlı mücadelede de destek aldılar, CHP’liler ne kadar da çabuk unutmuşlar? Şimdi diyorlar ki HDP’ye siz burada fazla durmayın gidin oylarınızı Kürdistan’dan alın. Bu ayıptır eğer o gidin dediği yer olmasaydı ne Türkiye olurdu ne CHP olurdu her şey korkunç olurdu belki. Böyle ucuz, demagojik, çirkin ve düzeysiz iddialarla ortaya çıkmak, Arap Halkı’nın karşı karşıya olduğu büyük tehlikeleri göze alırsak ayıp kaçıyor, dolayısıyla bu söylemle gelen arkadaşlar sözlerini yeniden düşünmeli ve hesap kitap yapmalı.

Bir gün Kobane’ye yapılan saldırı buraya yapılırsa Kürtlere Doğu’ya gidin denilecek mi??

Bir gün burada Kobane’de olduğu gibi bir vahşetle karşılaşırsak o zaman diyecek mi buradaki Kürtlere çekin gidin Doğuya? Yoksa tıpkı Irak’ ta olduğu gibi Iraklı Kürtlerin, Kürt Özgürlük Hareketi’nin savaşçılarını davet etmesi gibi yardım mı isteyecek? Bunların hesaplanması gerekiyor. Bu basit bir seçim değildir, kritik ve tarihi bir seçimdir. Burada bütün Orta Doğu’nun kaderi ile ilgili, Türkiye’ deki demokrasinin kaderi ile ilgili, tek adam diktasını önleme mücadelesinin kaderi ile ilgili ve Nusayri Halkının hayatı ile ilgili oylama yapılacak. Bu oylamada nerede yer alacağını herkesin iyi hesaplaması gerekiyor. Nerede yer alacağız AKP yi durduracak güç ile dayanışma içinde mi olacağız yoksa AKP nin kamyonunun arkasında Erdoğan’ın freni patlak kamyonunu içerden durdurmaya çalışan bir acayiplik mi yapacağız? Kılıçdaroğlu böyle bir acayiplik yapmış; binmiş kamyona, Türkiye diyeceğimiz kamyona, Erdoğan acayip gaza basıyor fren patlak, duvara çarpmak üzereyiz. Kılıçdaroğlu kamyonun arka tarafına asılıyor onu durdurayım diye ancak kamyon içine binilerek durdurulmaz, kamyonun karşısına çıkacaksın cesaretle onu göğüsleyeceksin. Kim göğüsleyebilir? HDP’nin dışında hiçbir kuvvet bu freni patlak kamyonu durdurmaya muktedir değildir.

Amanos Haber: Bağımsız aday Refik Eryılmaz’ın HDP’nin AKP ile koalisyon kuracak iddiası ile ilgili söyleyebileceğiniz bir şey var mı?

Koalisyon düşünülseydi bağımsız adaylarla seçime girilirdi…

Veysi  Sarısözen:HDP AKP’nin canına okuyacak, AKP’yi azınlığa düşürecek sonra koalisyon kuracak, kim inanır bu saçma sapan iddiaya? Eğer koalisyon kuracak olsaydı bağımsız adaylar ile girerdi ve gider koalisyon kurardı. Daha iyi değil mi bu daha inandırıcı olmaz mıydı? AKP’nin iktidarını keseceksin, AKP’yi azınlıkta bırakacaksın ondan sonra AKP ile koalisyon yapacaksın. Yani bu kulağı tersten göstermeye benziyor. Bu uydurulmuş bir iddiadır ve inandırıcı olan hiçbir yanı yok ama bu arkadaş tek başına aday oluyor, ne için aday oluyor? Koalisyonu mu önleyecek? AKP’yi nasıl durduracak? Ben iddia ediyorum ki AKP’yi durdurmak için muazzam bir kaya parçasına ihtiyaç var ve bu HDP’dir. Kamyon kayaya çarptığı zaman durur. Peki, buna çarparsa ne olur? Bu durdurabilir mi? Tek başına gülünç bir adam bence ciddi değil bu adamın iddiaları.

Refik Eryılmaz’ın cevaplaması gereken sorular…

İnsan bu aşamada böylesine kritik bir kavşakta tek başına aday olarak hiçbir şey yapamaz. Bu sadece seçilmek için çıktı piyasaya başka da hiçbir niyeti yok. Bunu anlayabiliyoruz çünkü ne yapabilir ki? Kiminle koalisyon kuracak? Hangi partiye kendini satacak? Tek başına mı yapacak? Kaç kişi ile yapacak? AKP ile mi anlaşacak, yeniden CHP ile mi anlaşacak? MHP’ye mi gidecek? Bu soruların cevabını vermedikçe bu adamın ciddiyetine kimse inanmaz. Ve bu soruların cevabı yoktur. Bu aşamada tek başına kalkıp bağımsız aday olup örneğin HDP oylarının bir kısmını cebine indirmek AKP’ye hizmet etmekten başka bir anlama gelmez.

Amanos Haber 

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / El Kaide / El Nusra / HDP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.