kazlicesme-son

Seçimlerin ardından…

B.Umutcan - 16 Haziran 2015 - Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

7 Haziran 2015 tarihinde yapılan seçimler nihayet bitti. Seçim sonuçlarını her kesim kendi bakış açısına göre değerlendirecektir. Görülen o ki 53 milyon seçmen ülkenin geleceğinden duyduğu kaygıyı sandığa yansıttı. Ve görülen o ki tüm olanaksızlıklara rağmen seçimin başarlı (herkesçe kabul edilen) partisi HDP’dir.

Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin, eşcinsellerin, işçilerin, emekçilerin, gençlerin, liberallerin ve kısacası, sistem tarafından dışlanan, ötekileştirilen, farklılıklarına rağmen yok sayılmayan, kendisini olduğu gibi kabul eden bir parti çatısı altında bir araya gelebilenlerin zaferi olarak görülmeli.

Yıllardır siyasi parti liderlerini izledikleri politikalarından, üsluplarına kadar değerlendiren seçmen, aynı zamanda toplumu kucaklayan, ötekileştirmeyen, birbirini meydanlarda yuhalatmayan bir profil görmek istedi. Ve seçmen sandıkta bunu oylamış oldu.

Ayrıca, bugüne kadar siyasi partilerin muhalefet tarzını beğenmeyen, siyasi olarak HDP ile ideolojik yakınlık duymayan, kendisini ilişkilendirmeyen kesimlerde  de HDP’ye şans tanıdı.

Evet, HDP’nin barajı geçmesi aynı zamanda 12 Eylül 1980 darbesinin eseri olan antidemokratik seçim barajını, tüm ezilenler ve yok sayılanların yıktığı gündür.

Açıklanan seçim sonuçları toplumda görece bir rahatlama yarattığını gözlemleyebiliriz. Çünkü AKP’nin 13 yıllık iktidarı boyunca uyguladığı ve her geçen gün daha da artan baskıcı politikalarına tepki sandıkta verilmiş oldu.

Sandıkta cumhurbaşkanı…

Bu seçim sonuçları, aslında sadece siyasi partilere verilmiş bir cevap değil, aynı zamanda siyasi bir parti lideri gibi seçim meydanlarında ‘açılış’ yaparak ‘hayırlı’ işler yaptığını düşünmemizi isteyen cumhurbaşkanına da bir cevap niteliğindedir.

Cumhurbaşkanı seçim sonuçlarını değerlendirirken “tüm partiler tarafından sağlıklı ve gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutacağına inanıyorum” dedi. Sanki iki aya yakın meydan meydan dolaşarak “gönlündeki” partiye oy istediğini söylemekten çekinmemiş, gönlündeki partinin dışındaki bütün partileri ötekileştiren bir dil kullanmış olan kendisi değil! Sanki, bağımsız olduğu düşünülen cumhurbaşkanlığına gölge düşmemiş, bağımsız durmayı beceremeyen kendisi değilmiş gibi… Seçmen gördü ama bir O görmedi. Meydan meydan dolaşan cumhurbaşkanının bu tarzının kendi gönlündeki partiye oy verenleri dahi rahatsız etmiş olabileceğini seçim sonuçlarından sonra da göremediğini, görmemiz gerekiyor.

Bu seçimler aynı zamanda meydanlarda seçmenlerin zekâsıyla alay edenlerin, seçim sandığında seçmenden bildiği ve anladığı şekilde cevabını alındığı bir seçim.

Seçim sonrası…

Seçimlerden sonra siyasi parti liderleri seçmenin vermiş olduğu mesajları aldıklarını ve bu mesaja uygun davranacaklarını beyan ederlerken, cumhurbaşkanı belli ki bu seçim sonuçlarının mesajlarını üzerine almak istemiyor. Seçim sonuçlarını üzerine almayarak tarafsız olduğunu mu göstermeye çalışıyor?

AKP yönetiminin seçim sonuçlarından dolayı bir hazımsızlık yaşadığını gözlemleyebiliyoruz. Tabii ki bu hazımsızlığın sonuçlarını önümüzdeki günlerde daha iyi görebiliriz. Bu konuda herkesin çok dikkatli olmasında fayda var. Toplumun büyük bir kısmını rahatlatan seçim sonuçları, AKP’yi rahatsız etmiştir. Çünkü eskisi gibi toplumu baskılayamayacak, dikta edemeyeceğini anladığından hazımsızlığı devam edecek. Ne zamanki bu sürecin farkına vardığında hazımsızlık o zaman bitecek. Bunu süreç içinde göreceğiz. Ama bu sürecin de sancılı geçeceğinin bilincinde olmakta fayda var. Çünkü elinde bulundurduğu zehirli iktidar gücünü kaybetmeyi AKP de Erdoğan da gönül rahatlığıyla kabullenmeyecek.

Seni bundan sonra balkona çıkartmayacağız

AKP’nin seçim sonrası balkon konuşmalarının yapılıp yapılmayacağı tartışılırken, Konya’dan apar topar Ankara’ya getirilen Davutoğlu balkona çıktı. Davutoğlu ateşli balkon konuşması yaparken, arkasında dizilmiş parti yöneticilerin suratları görülmeye değer. Hangisine inanalım? Davutoğlu seçimleri kaybettiğini ise, Demirtaş’tan öğrendi.

Milli irade palavrası

13 yıldır iktidar da her vesileyle sandıktan çıkan sonuçları topluma “milli iradeye saygı” diye gösterenlerin aslında milli iradeden anladıkları kendileridir. Bugün seçimlerde büyük bir başarı gösteren ve tüm maddi olanaksızlıklara rağmen anti demokratik seçim barajını yıkan HDP’nin bu başarısını gölgelemeye çalışacakları aşikar.

Öncelikle seçim sonuçlarından rahatsız olan kesimlerin HDP’ye yönelik “yumuşak” eleştirileri üstten ve akıl veren cinsten olduğu gözden kaçmamalı. Öncelikle hem HDP’ ye oy vermeyen, hem de HDP’nin nasıl davranması gerektiğini söyleyebilecek şuura sahip, aklı evvellerin ruh hallerini düşünmek dahi sıkıntılı. Çünkü kendilerini ülkenin sahipleri olarak gören bu güruh, düşünceleriyle de toplumu zehirlemeye çalıştıkları gibi HDP’yi de bu temelde baskılama çabaları içindeler. “80 milletvekili kazandılar, Kandile silah bıraktırsınlar. Ya da şiddeti durdursunlar” gibi söylemleriyle HDP’ye verilen oyların kırılganlığını test etme çabaları içindeler. 90 yıllık cumhuriyet tarihindeki bütün şiddet üreten politikaların üretim merkezi bu sistemin kendisidir. Uygulayıcıları ise, bu güne kadar ki iktidarlardır. Unutulmamalıdır ki yakın tarihimizde Roboski ve Soma katliamı ortada durduğu sürece bu cenahtan birilerinin söz söyleme hakları yoktur.

Lütuf mu emanet mi?

Ayrıca HDP’ye verilen oyları kimse bir lütufmuş gibi göstermeye kalkmamalı. Bu HDP’ye oy veren seçmeni küçümsemektir. Toplumun yıllardır beklediği bir samimiyetle muhalefet etme biçimini sergileyen HDP, toplumla kurduğu bağın seçmen tarafından karşılık bulduğunu gösteriyor. Ayrıca da HDP’nin Demirtaş’la simgeleşen seçim kampanyası kitleler tarafından sıcak ve samimi görüldü. Kitleler de bu sıcaklığa ve sahiciliğe tüm ön yargılarından arınarak desteğini sundu. Bu kıymetli bir düşünce ve bu düşünceye karşılık Demirtaş’tan cevap gecikmedi: “Bize her ne gerekçeyle oy vermiş olursa olsun biz bunların kıymetini bileceğiz” dedi. Evet, bu kadar basit. Dolayısıyla isteyen bu oylara emanet diyebilir, isteyen bunu seçim taktiği olarak değerlendirebilir, bu kısmı hiç önemli değil, önemli olan, tüm bu olasılıkların bütünü içinde bu süreci iyi yönetebilme becerisini, ötekileştirmeden, yok saymadan, tüm ezilenlerin sesi olduğunu topluma anlatabilme becerisini göstermiş olmalarıdır. HDP’yi seçimlerden başarılı çıkaran da budur.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 7 Haziran Seçim Sonuçları /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.