hdp_secim_sonuc_manset2-615x340

AKP: Kaynayan suya atılan kurbağa

B.Umutcan - 27 Haziran 2015 - Teorik Tartışmalar / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

7 Haziran seçimlerin üzerinden 20 gün geçti. Seçim sonuçlarının toplumda bir rahatlamaya neden olduğunu söylemek abartı olmaz. Seçim öncesi AKP hükümetin Erdoğan nezdinde baskıcı ve otoriterleşmesi toplumun büyük bir kısmını rahatsız etmişti. Bu rahatsızlıktan kurtulmak isteyen farklı kesimlerin birleştiği nokta, HDP’nin yüzde 10 barajının aşılmasına bağlı idi. Seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra, hükümetin gidişatından rahatsız olan kesimlerin fikir birliği yapmışçasına bu gidişatını durdurdu. Normalleşme kendisini hemen hissettirdi.

Seçimlere devlet olanaklarını kullanarak giren AKP hükümeti ve cumhurbaşkanı iki kampanya yapmalarına rağmen başarısız olmuşlardır. Alınan yüzde 40 oranındaki oyu ikiye bölündüğünde AKP ve cumhurbaşkanının ne kadar başarısız olduğu gözden kaçmamalı. Ayrıca da AKP tek başına iktidar kuramamanın hayal kırıklığını yaşıyor. Bu hayal kırıklığının bir faturasını önümüzdeki süreçte görecek gibiyiz.

Koalisyonlar ne kadar kötü olabilir…

Başta cumhurbaşkanı olmak üzere, AKP kurmayları seçim boyunca koalisyonların ne kadar istikrarsız yapılar olduğunu, bundan dolayı da kendi gönlündeki partinin tek başına iktidar yapılmadığında ise, istikrarsızlığın faturasını toplumun ödeyeceği tehditlerini savurarak oyların AKP de toplanmasını hesaplamış ama evdeki hesap çarşıya uymamış.

AKP hükümetinin 12 yıllık dönemi boyunca toplumda yarattığı ayrıştırıcı dil, otoriterleşme, kutuplaştırıcı ve ayırımcı tutumları, toplum kesimlerinde huzursuzluğun artırmasına, hayat seviyeleri giderek yoksullaşan kitlelerin faturayı AKP’ye ve başkanlık sistemine kestiği ortadadır.

Tek başına iktidar olamayan AKP’nin temsil ettiği oy oranı yüzde 40 iken, diğer üç partinin aldığı oy oranlarının toplamı yüzde 60’ı temsil ediyor.

Seçimler hiçbir partinin tek başına iktidar olmasına imkan vermiyor. Bu durumdan en çok AKP rahatsız görünüyor. Bu rahatsızlığı Davutoğlu “birinci parti biziz, oluşacak koalisyon bizimle olmalı” diyerek üs perdeden öykünüyor.

Seçimlerde hayal kırıklığıyla çıkan AKP, toplumda “bu tabloda hükümet kurulamaz” havası yaymaya ve ülke istikrarsızlaşacak havası yayarak toplumu tedirginleşmesine oynadı ama beceremedi. Şimdi de koalisyonun en büyük oyuncusunun AKP olduğunu, yapılacak koalisyonun AKP’siz olamayacağını dayatmaya çalışıyorlar. Çünkü şu biliniyor diğer partiler yüzde 60’ı temsil ediyor. Bu kesimin bir araya gelmesi halinde AKP hükümeti dönemindeki yolsuzluklar, yüce divan süreci, cumhurbaşkanının örtülü ödeneği ve cumhurbaşkanının eskisi gibi hareket edemeyeceği ortadadır. Erdoğan’ın tahamülsüzlüğü bunadır.

Koalisyonun kötü bir yönetim biçimi olduğunu söyleyen cumhurbaşkanı ve AKP hükümeti aslında koalisyon hükümetinde eskisi gibi toplumu yönetemeyeceklerinin gayet farkındalar ve bu farkındalıktan rahatsızlık duydukları da gizli değil.

Ayrıca da kurulacak koalisyon hükümetlerin işçilerin, emekçilerin ve yoksul halk kitlelerin hayatlarında değişen hiçbir şey olmayacaktır. Bu seçimlerde herkesimden milletvekili gösterildi. Ama işçilerden, köylülerden, emekçilerden aday gösterilmedi. Hatta daha önceki dönemde partiler sendikacıları aday gösterirlerdi. Bu seçimlerde bunu da yapmayarak bu işçi sınıfa karşı tutumlarını da açıkça belirtmiş olduklarını görebiliriz.

AKP hükümeti sürecinde palazlanan yeni sermaye gruplarından paylanamayan sermaye çevreleri AKP hükümetiyle araları açıktı. Seçim sonuçlarından memnunlu duyan TÜSİAD, seçimin yarattığı havadan da hareketle partileri dolaşarak bir an önce koalisyon hükümetinin kurulması yönünde görüş belirtti.

Hükümet kurma ihtimalleri ve at pazarlığı

Seçim sonuçları Yüksek Seçim Kurulu tarafından kesin sonuçlar açıklandıktan sonra milletvekilleri mecliste yemin ederek göreve başlayacaklar. Cumhurbaşkanı hükümeti kurmak için önce en yüksek oyu alan partiye hükümeti kurma görevini verecek.

12 yıllık AKP hükümeti bu süreçte diğer partilere oranla çok tedirgin olduğu açık. Bu tedirginliği gören CHP ve MHP koalisyon pazarlıklarını üst perdeden başlatmak istiyorlar. Kılıçdaroğlu, AKP’siz bir koalisyonu için başbakanlığı Bahçeli’ye verebileceğini açıkladı. MHP ise, HDP’nin içeride veya dışarıdan destekleyeceği hiçbir öneriye açık olmadığını söyleyerek, AKP ile olabileceğinin dışında bir seçeneğin olmadığını da bilincinde. AKP-CHP koalisyonun dışarıdan şartlı destek verebileceğini açıklayan HDP ise, CHP ile birlikte AKP’nin toplumda yaratmış olduğu tahribatları giderebileceğini hesaplamakta.

Seçimlerden sonra ortaya çıkan tablo, özellikle de HDP’nin 80 milletvekili çıkartması gerçek anlamda tüm yapılan ve yapılabilecek hesapları bozmuş ve oyunun yeniden kurulması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu açıdan bakıldığında en rahat parti HDP görülüyor. Ve öyle de davranıyor.

Seçim sonuçları, AKP ve cumhurbaşkanının istemediği bir sonuç olmasına rağmen, ya erken seçimi dayatacak ya da bugüne kadar yapılan uygulamaların bir kısmında kapıyı aralayacaklar.  Başka da bir seçenekleri de görünmüyor. Dolayısıyla AKP, bir koalisyon hükümetine razı, bu razılığı yapılacak at pazarlıklarına bağlı diyebiliriz. Bu pazarlıkların getirisini ve götürüsünü tüm partilerin hesapladığı ortada iken, bir koalisyon hükümetin oluşması zor gibi görünüyor. Çünkü en kısa zamanda bir erken seçim ihtimali olabileceğini hesaplayan partilerin, kendilerini güçlü bir şekilde koalisyonda var etmek istiyorlar. Buna da AKP’nin sıcak (yolsuzluklar, yüce divan, cumhurbaşkanın anayasal çerçevesine çekilmesi) bakmadığı ortada.

AKP’ye can simidi MHP mi?

MHP, içinde HDP’nin olmadığı bir formülü arzuluyor. Görünen bu formül ancak AKP ile yapılabilir. Ama seçim kampanyasını cumhurbaşkanı ve AKP’nin yolsuzlukları üzerine kurması MHP’yi AKP ile bir koalisyon yapmasına engel değildir. Çünkü CHP’nin başbakanlık teklifini kabul etmeyen bahçeli AKP ile koalisyonu HDP’nin yükselişini engellemek adına yaptığını kitlesine açıklayacaktır. Yapılan at pazarlıklarını da söylenmiş sözleri de devlet- millet adına unutturabilecek.

MHP’nin bu tutumunun sonucunda tabanının AKP’ye kayma riskini dahi göze alabilen bir partiden bahsediyoruz. Türkiye de ve Suriye de Kürt hareketinin gösterdiği gelişmeler hem AKP’yi hem de MHP’yi derinden rahatsız ettiği ortada iken.

HDP ise, AKP-CHP koalisyonuna dışarıdan ilkesel destek verebileceğini, AKP’ye tek başına içerden dışarıdan destek vermeyeceğini açıklayan HDP, CHP-MHP koalisyonuna ise, destek vermeyeceğini söylemedi.

Sonuç olarak, seçmenin yüzde 59’u muhalefet partilerine güç verdi. Bu gücü vermesinin nedeni de açık: AKP hükümetinin yolsuzlukları başta olmak üzere, tüm baskıcı, otoriterleşme uygulamalarına son vermesi için verişmiş yetkidir. Bu yetkiyi at pazarlığına kurban etmeyen partiler süreçten başarılı çıkacaktır.

AKP’siz kurulamayan bir koalisyon, hem cumhurbaşkanını hem de AKP’yi güçlendiren argümanlar tedavüle girmesine neden olacaktır. Bu argümanların başında, başkanlık sistemi veya AKP’yi tek başına hükümet olmasının propagandasının daha güçlü bir şekilde yapılmasına zemin hazırlamış olunacak.

Cumhurbaşkanı ve AKP’nin muhalefet partilerine karşı en büyük eleştirisi tekrardan gündeme gelecek “bırakın ülkeyi yönetmeyi, bunlar birkaç koyunu güdemezler” diyerek yükleneceği yeni bir sürecinin, bu kez toplumda karşılık bulma ihtimali yüksek.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 7 Haziran Seçim Sonuçları /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.