hdpye-saldiri-istanbul-18052015

HDP, aşırı muhalefet partisi olmalı

B.Umutcan - 28 Haziran 2015 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

HDP’nin 7 Haziran seçimlerinde aldığı oylar toplumda bir kırılmayı da beraberinde getirdi. Rejim ve yandaş medya bu oyları oradan ya da buradan gelmiş olduğunu açıklaya dursun, bu tutumları solu da yanına alan Kürt hareketinin başarısını gölgelemek adına yapıldığı ortada.

Temel soru, HDP’ye gelen oyların nerden geldiği değil, HDP’nin bu oyları nasıl ve hangi yöntemleri izleyerek koruyabileceğidir.

Bu düzende anti demokratik seçim barajını yerle bir edilmesi yoksul halk kitleleri ve emekçiler için bir umut oldu. Bu düzen içinde 80 milletvekili önemli bir güç olmasına rağmen, bu gücü nasıl kullanılacağına bağlı olarak tartışılmalı.

HDP öncelikli olarak, bu düzenin yaratmış olduğu sömürü ve baskıcı devlet karakterini parlamentarizmle aşamayacağını bilecek kadar deneyimli kadrolara sahip bir parti.

Seçimlerin kimseyi tek başına iktidar yapmadığı bu süreçte, koalisyon tartışmalarına katılmak, yapılacak pazarlıkların içinde şu veya bu şekil de yer almak,  istenmeyen sonuçları beraberinde getirecektir. Bunun yerine toplumun teveccühünü almış ama iktidarı kazanamamış bir parti gibi davranarak daha da kitleselleşmek mümkündür.

12 yıllık AKP hükümeti boyunca muhafazakârlığı olabildiğince dayattığı ve toplum tarafından karşılık bulduğu bir gerçek. Ama aynı zamanda bu toplumun AKP hükümetinin izlediği ve toplumun büyük bir kısmının gittikçe yoksullaştığını, fakirleştiğini alım gücünün elinden alınarak başkalarına verildiğini görmeye başladığı anda, tercihlerinin de değiştiğini görmemiz gerekir. Önemli olan bu tercihlerin iyi algılanması ve bu tercihlere göre bir hat izlenmesi; siyasi hattın örgütlenmesidir. Bu zemin var.

Sadece Kürtler arasında veya şehirli orta sınıflar arasında değil, işçiler arasında da var. Renault fabrikasında Cuma namazını kılan işçi aynı zamanda patrona ve sendikal bürokrasiye karşı sınıf bilinciyle karşı koyabiliyor. İşçilerin bu tutumları yeni yaklaşımlara ve tercihlere açık olduğunu da gösteriyor. Bunu iyi anlamak ve aşağıdan gelişebilecek bir hareketi nelere kadir olduğunu bir kez daha görme fırsatını yakalamış olduk.

Aksi durumda kendimizi bugünkü düzen partileri gibi yasalarla sınırladığımız da ya da bu düzenin kendisinin yaratmış olduğu sorunları, bu düzenin bir aracı olan parlamentonun tüm sorunları çözeceğini beklemek hayalcilik olur. Böyle bir hayali yaymak ise, en büyük siyasi günah sayılır.

HDP’nin seçimlerde izlemiş olduğu samimi, sahici ve kitlelere doğruları apaçık söyleyen dili ve eş başkanı Selahattin Demirtaş sayesinde toplumun Kürtler dışındaki kesimlerine de sahici bir parti olduğunu gösterebildi. HDP bu sahiciliği koruyabildiği oranda kitleselleşecektir.

HDP şimdi 80 milletvekiliyle tüm ezilenlerin, sömürülenlerin, dışlanmışların sesi olmak için, toplumun tüm kılcal damarlarına girme imkânına sahiptir. Bunu başardığı kitleselliği kalıcılaşabilir.

HDP, bugün koalisyon hükümetinin kurulup kurulmayacağını beklemeksizin, tüm yerellerde oy aldığı seçmelerine çağrı yapmalı ve bundan sonraki süreci birlikte nasıl örebileceklerini sormalı, onlardan öğrenmeli, onlara güven verebilmelidir. Seçimler bitti, sizinle işimiz bitti diyen düzen partilerinden olmamalıdır. Bu öneriye destek verenlerle her düzeyde örgütlenme başlatabilmelidir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 7 Haziran Seçim Sonuçları / HDP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.