syriza varoufakis

Yunan krizine dair dokuz efsane – Prof. James K Galbraith

Sol Defter- Haber - 5 Temmuz 2015 - Dünya Solu / Güncel Politika / Teorik Tartışmalar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Yunan maliye bakanı Yanis Varoufakis’le geçtiğimiz dört yıl boyunca [birlikte] çalıştığım için, süreci hem ABD hem de Atina yönünden yakından izledim ve kriz hakkında çok fazla efsanenin dolaşıma sokulduğunun farkına vardım; görülmesi gereken dokuzunu sayalım.

  1. Referandum avro konusundadır. Yunan Başbakan Alexis Çipras referandum kararını ilan eder etmez, François Hollande, David Cameron, Matteo Renzi ve Alman Şansölye Yardımcısı Sigmar Gabriel, Yunanlara, “hayır” oyunun Yunanistan’ın Avro Bölgesi’nden ayrılması anlamına geleceğini söylediler. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker daha da ileri gitti ve “hayır”ın Avrupa Birliği’nden ayrılma anlamı taşıyacağını belirtti. Gerçekteyse, Yunan hükümeti -evet te çıksa hayır da- Birliğe ve Avro Bölgesi’ne bağlı olduğunu defalarca belirtmişti. Hukuki açıdan da, anlaşmalar gereği, Yunanistan her ikisinden de ayrılmaya zorlanamaz.
  2. IMF esnek davranmıştır. IMF Üst Yöneticisi Christine Lagarde, kuruluşun Yunanlarla yürütülen müzakerelerde “esneklik” gösterdiğini öne sürmekte. Gerçekteyse, IMF, dört ay boyunca hemen hiçbir şeyi kabul etmemiştir: vergiler, emekli aylıkları, ücretler, toplu sözleşme ve Yunanistan’ın toplam borcu konularında hiçbir şeyi. Yunan başmüzakereci Euclid Çakalatos müzakerelerin kesilmesi konusunda ayrıntıları içeren kısa bir bilgilendirmede “Bu durumda, Yunan hükümeti Kurumların öne sürülen esnekliği konusunda ne düşünür? Mükemmel bir fikir olurdu” sonucuna varmakta.
  3. Alacaklılar cömert olmuştur. Angela Merkel, alacaklıların Yunanistan’a önerdiği koşulların “çok cömert” olduğunu belirtmiştir. Gerçekteyse, alacaklılar, Yunanistan’ın karşılayamayacağı [faiz dışı] bütçe fazlası hedefini ve zaten Yunanların [ulusal] gelirinin dörtte birine malolan ve ülkeyi durgunluğa sürükleyen acımasız politikaların sürdürülmesini temel alan ezici kemer sıkma programında diretmişlerdir. Borcun yeniden yapılandırılması, kaçınılmazlığı açık olmasına rağmen, reddedilmiştir.
  4. Avrupa Merkez Bankası [AMB] Yunan[istan’ın] mali istikrarını gözetmiştir. Bir merkez bankasının muteber bankaların mali istikrarını gözetmesi beklenir. Ancak, AMB, Şubat ayı başından itibaren Yunan bankalarının doğrudan finansmanını kesmiş, bunun yerine özel “acil” koşullarda pahalı likidite [yoluyla] serumla/damlamalı beslemiştir. Bu, bankaların temposunu yavaşlatmış ve ekonomik faaliyeti felce uğratmıştır. Müzakereler kesildiğinde, AMB desteğini çekmiş, hızlı bankacılık temposunu hatırlatmış ve sermaye kontrolü uygulamasını gerekçe göstererek bankaların faaliyetlerini önemli boyutta durdurmuştur.
  5. Yunan hükümeti Amerikan ittifakını tehlikeye atıyor. Bu, özellikle, iktidarda solcu bir hükümet gören ve bu hükümetin Rusya yanlısı ve NATO-karşıtı olduğunu düşünen Amerikalı bazı muhafazakarların endişesi. Yunan solunun, özellikle CIA’nin 1967-1974 arasındaki askeri cunta yönetimine desteği nedeniyle, ABD’ye yönelik tarihsel suçlamaları bir gerçek. Ancak, kısmen Almanlarla deneyim sayesinde, Yunan Solu’nun tavrı değişmiş durumda. Ìşbaşındaki hükümet Amerikan yanlısı ve NATO’nun sıkı bir üyesi.
  6. Alexis Çipras IMF’yi bir “suç” örgütü olarak tanımladı. Bu, hoşgörüyle [bakıldığında], Bloomberg’in mecliste yapılan çok ılımlı bir konuşma üzerine attığı aşırı heyecanlı bir manşet. Bu konuşma, IMF’nin Yunanistan’a yönelik ekonomik ve borç planlamalarının, kemer sıkmanın ilk kez dayatıldığı 2010’a geri dönüldüğünde yıkıcı düzeyde iyimser olduğunu gerektiği düzeyde vurgulamaktaydı. Gerçekteyse, Çipras’ın alacaklılara yazdığı her mektup, resmi ve saygılı bir dille kaleme alınmıştı.
  7. Yunan hükümeti oyun oynuyor. Maliye Bakanı Varoufakis ekonomik alanda oyun teorisini bildiği için, uyuşuk uzmanlar aylar boyunca onun “poker” ya da bir başka oyun oynadığını düşündüler. Varoufakis, defalarca yapmış olduğu gibi, iki hafta önce Heraklion’da da bunu reddetti: “Blöf yapmıyoruz.” Gerçekten de bütün kartlar açık. Ìşçi hakları konusunda ve yoksulluk sınırındaki emekli aylıklarında kesintilere ve haraç mezat özelleştirmelere karşı Yunan kırmızı çizgileri -bu hükümetin değişiklikleri reddettiği ilkeler manzumesi,- daha baştan açıktı.
  8. “Evet” oyu Avrupa’yı kurtaracak. “Evet,” daha fazla kemer sıkma ve sosyal yıkım anlamına gelecektir ve bunu uygulayan hükümet kalıcı olamaz. Bu, Alexis Çipras ve Yanis Varoufakis’in, belki de Avrupa’da otantik Avrupa-yanlısı solun son liderlerinin öncülüğüne soyunacağı sonuç değil. Bu hükümet düşerse, muhtemelen Yunan Nazi partisi Altın Şafak gibi aşırı-sağcı unsurları içeren Avrupa karşıtları [iktidara] gelecek ve Avrupa-karşıtı yangın, diğer ülkelerin yanısıra, Fransa, Birleşik Krallık ve Ìspanya’ya da yayılacaktır.
  9. “Hayır” oyu Avrupa’yı yıkacak. Gerçekteyse, sadece “Hayır” Yunanistan’ı kurtarabilir -ve Yunanistan’ı kurtararak Avrupa’yı kurtarabilir. “Hayır,” Yunan halkının eğilmeyeceği, Yunan hükümetinin düşmeyeceği ve alacaklıların sonuçta şimdiye kadar [uygulanmış olan] Avrupa politikalarının başarısızlığını kabullenme gereğini duymaları anlamını taşıyacaktır. Müzakereler bu durumda kaldığı yerden devam edebilir -ya da, daha doğrusu, gerçek müzakereler başlayabilir. Avrupa kurtarılacaksa, bu [nokta] yaşamsal önem taşır. ABD’nin ılımlılık/sosyal uyum ve demokratik değerler -ve ulusal çıkarlarımız- yönünde konuşması gereken bir an varsa, şimdi tam zamanıdır.

3 Temmuz 2015

[Global Research’teki İngilizcesinden Dursun Bayrak tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 5 Temmuz Referandumu / Yunansitan /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.