ermenek-700x502

Av. Halime Şenli: ‘Ermenek’te Katliam Var, Sorumlusu Yok’

Sol Defter- Haber - 2 Ağustos 2015 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Ermenek’te 18 işçinin ölümüyle sonuçlanan iş cinayeti davasını ve davanın seyrini, kamuoyunun davaya ilgisizliğini davayı takip eden avukatlardan Avukat Halime Şenli ile konuştuk. Her katliam sonrası şahit olduğumuz gibi devletin yine sorumluluktan kaçtığı, olayı soğumaya ve unutulmaya terk ettiği süreç Ermenek’te devam ediyor. Ancak Ermenek Davası’na emek ve demokrasi güçleri sahip çıktığında sorumlular gerçekten yargılanabilir ve hak ettikleri cezaları görürler. Halime Şenli ile direnemek.org adına  Mahmut Yılmaz görüştü.

-Ermenek davasının şimdiye kadar ki seyrinde neler oldu? Davanın seyri içinde teknik nezaretçi ve barutçu defterlerinin sonradan doldurulduğu açığa çıkmıştı. “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçlamasının yanında “Özel belgede sahtecilik”, “bildirim yükümlülüğün ihlali “gibi suçlamalar da bu davanın konusu. İddianameye göre MİGEM’in heyeti, 1 Temmuz 2014’te ocağa gelerek, 25 metrelik sondaj makinesi alınmasını ve eksiklikler giderilinceye kadar faaliyeti durdurulmasını kararlaştırdı. Kapatma talimatının ise 28 Ağustos 2014’te ocağa gönderildiği anlaşılıyor. Ancak Bu talimat ocağa ulaşmadan yedi gün önce MİGEM ikinci kez teftişe geldi ve bu kez, sondaj makinesi alınmadığı halde ‘eksikliklerin giderildiği’ yönünde rapor vererek, ilk kararın kaldırıldığı ortaya çıkmıştı. Dosyaya dair kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini düşündüğünüz başka hususlar nelerdir?

Av. Halime Şenli
Av. Halime Şenli

Ermenek Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın 3-4 Ağustosta 3. duruşması yapılacak. İlk duruşma 15-16-17 Haziranda yapıldı, ilk duruşmada tutuklu bulunan sanıklar Saffet Uyar, Abdullah Özbey, Ali Kurt ile tutuksuz sanıklar Mehmet Özbey, Şerafettin Özbey ile Mustafa Ayan’ın sorguları yapıldı.

Saffet Uyar; rödavancı Has Şekerler şirketinin tek ortağı ve yöneticisi, kazadan doğrudan 1. derece asli kusurludur. “Bölgede eski maden olduğunu biliyordum ama yerini tam bilmiyordum, sondaj makinesi almam gerektiğini bilmiyordum bana teknik nezaretçi, iş güvenliği uzmanı, maden mühendisi daimi nezaretçi kimse bunu söylemedi ben suçsuzum” diyor.

Abdullah Özbey, ruhsat sahibi Cenne şirketi yetkilisi, “Ben ruhsat sahibiyim, yöneticiyim, ben işletmeci değilim madeni ben işletmiyorum, üretim yapmıyorum, üretimi rödavansçılar yapar, benim sorumluluğum yok, ben sanık dahi olmamalıyım” diyor.

Ali Kurt, teknik nezaretçi 1. sınıf iş güvenliği uzmanı, maden mühendisi. “Ben denetimimi yaparım, raporumu yazarım, işi,m biter ,diyor, raporlarımı yazdım, işverene, daimi nezaretçiye verdim ,işim bitti, sorumlu değilim” diyor.

Yavuz Özsoy, daimi nezaretçi, maden mühendisi, 2009’dan beri çalışıyor, Has Şekerler’de resmi olarak değil, fiili müdür, patrondan sonra o geliyor, kazadan sonra tutuklanıyor ancak, bilirkişi raporunda kusursuz deniyor ve itirazla serbest bırakılıyor.    İlk duruşmada yeniden tutuklanmasına karar verildi ama henüz yakalanamadı. Yine ilk duruşmada ölen madenci yakınları, müştekilerden hazır olanlar dinlendi. Sanıklardan Abdullah Özbey ve avukatları (5 avukatı var)  tahliye istediler, çok ısrar ettiler, mahkemeye baskı yaptılar. Saffet Uyar’ın avukatı tahliye istemeyeceğini söyledi,  “Bizim 18 işçi kardeşimiz, toprağın altına girmiş, müvekkilim cezaevine girse ne olur” dedi.  Ali Kurt’un avukatı da ısrarlı tahliye istedi.

2.Duruşma 07.07.2015 günü yapıldı ve tutuksuz sanıklardan Naci Özsoy huzurda dinlendi, diğer tutuksuz sanıklar bulundukları yerlerde SEGBİS sistemi ile canlı bağlantı ile sorgulandı Tahliye istekleri reddedildi.Yarın 3. duruşmada tanıklar dinlenecek dosyada 44 tanık var, ilk 20 tanığa 3 Ağustos’ta, diğerlerine 4 Ağustos için ihzar çıkarıldı.

Dosyada sanıklar birbirine düşmüş durumda ruhsat sahibi sanık, rödavansçıyı suçluyor, rödavanscı mühendisleri, teknik nezaretçi, daimi nezaretçiyi, o teknik nezaretçiyi, o haritacıyı inanılır gibi değil, her biri diğerinin hatalarını kusurlarını anlatıyor, birbirini sıkıştırıyor.

DOSYADA VE BİLİRKİŞİ RAPORUNDA ASLİ BİRİNCİ KUSURLU MİGEMDİR. Özellikle 1 Temmuz 2014’te durdurma kararında belirtilen eksikliklerin başta sondaj makinesi olmak üzere hiç birisinin giderilmediği görülmesine (Örneğin, madende alarm sistemin yetersiz olduğu belirtiliyor, hiç bir şey yapılmamış, eğer alarm sistemi olsa idi, belki daha çok işçi kurtulurdu) rağmen madenin yeniden açılmasına karar veren heyetteki isimler sorumludur. Biliyorsunuz soruşturma izni verilmedi ancak dosyanın savcısı  İdare Mahkemesine itiraz etti, bu davaya sanık  vekilleri ve müşteki vekilleri müdahil olacaklardı. İlk dosyada onlar taraf görünmediği kamu Davası olduğu için taraflara tebligat yapılmamış, sonradan haberleri olmuş.

Ben önce size kısaca davayı, gözlemlerimi aktarayım: Diğerleri gibi Ermenek’te yaşanan da tam bir iş cinayeti göz göre göre,  bağıra bağıra işlenen bir cinayettir. Ermenek, Cenne Bölgesi kömür madeni havzası, ilk işletme ruhsatı 1972 yılında Hüseyin Hüsnü Özbey adına alınmış, 1977 de Hüseyin Hüsnü Özbey, Cenne LTD Şirketini kurmuş ve ruhsatı şirkete devretmiştir. 1979’da yasa gereği ruhsat TKİ’ye devredilmiş, 1987 de yeniden Cenne Ltd. Şti.’ye verilmiş, 1997’de 2007’de 10’ar yıl ruhsat süresi uzatılmıştır.  Uyar’lar ve Özbey’ler kardeş, kardeş çocukları ve bu iki aile yıllardır maden işi yapıyorlar, buradaki madenleri işletiyorlar. Cenne Ltd. Şti’nin 4 rödavansçısı var, Turab Madencilik, Özkar Madencilik, Özmerkez Madencilik, Has Şekerler. Bu şirketlerin hepsinde hep aynı ortaklar var, birisinde Abdullah Özbey, diğerinde oğlu, diğerinde kardeşi, hatta şirketler birbirine ortak, örneğin Has Şekerler Ltd. Şti. kurulduğunda Cenne Ltd. Şti.’ne ortak olmuş, sonra ayrılmış, yani hepsi bölgeyi çok iyi biliyor, hepsi nerede hangi ocak var, hangisi açık hangisinde nasıl kömür var vs. hepsi çok iyi biliyor.

Kazada bildiğiniz gibi rödavansçı Has Şekerler’in ocağında onların çalışması sırasında oluyor, bölgede daha önce işletilip kapatılan numune ocağa ait galerilere çok yaklaşılması sonucu, kapatılan Numune Ocağa ait galeride biriken suyun patlaması sonucu oluşuyor.  Burada şunu sormak gerekiyor, eski ocağa ne kadar yaklaşıldığı bilinemez miydi, öngörülemez miydi, böyle bir kazanın olacağı bilinip önlemez miydi?

Bu sorunun yanıtları şöyle: 1- Maden İşletmecileri her yılbaşında o yıl çalışılacak alanların haritası hazırlanarak MİGEM’e gönderilir ve yılsonunda tekrar çalışılmış alanlar ilk haritadakinden farklı bir çalışma olmuşsa orası işlenerek gönderiliyor ve bu madenin ruhsatı 1972’den beri aynı kişiye ait. Dosyadaki bilirkişi raporunda görülüyor ki, kazanın olduğu Has Şekerler’e ait ocak ile eski Numune ‘ye ait ocağın galerileri, neredeyse birbirine paralel şekilde, aynı yerde kıvrılıp, aynı yerde dönerek bir çalışma yapılmış, bazı yerlerde 4-5 metre yaklaşılmış ama hiç çakışmamış, bu tesadüfen olamaz. Bunu yapanlar eski madeni bilerek çalışmışlar. Ama tüm sanıklar orada eski maden olduğunu bilmediklerini, eski madene ait haritaları hiç görmediklerini söylemişlerdir, oysa tüm haritalar MİGEM’de var, hiç bir yerde yoksa ve isteyene veriliyor, gizli değil. Ayrıca Numune Ocağın binaları, galeri girişleri, dışarıdan görülüyor ve yüz metre kadardır, yani bilmemek mümkün değil.

-Ermenek’te ihmaller zinciri, denetimsizlik ve işçi sağlığı ve iş süvenliği politikalarının kamusal sorumluluktan uzak niteliği 18 işçinin yaşamına mal oldu. Ermenek davasının seyrini, tüm iş cinayetleri davalarında olduğu üzere idari ve siyasi sorumluların yargı önüne çıkarılmasında yaşanan güçlükleri anlatır mısınız?

Bu ocakta daha önce 2011 yılında aynı şekilde bir su basma olayı olmuş ve tüm galeriler suyla dolmuş, içeriye dolan su 20 günde pompalarla boşaltılmış ama tesadüf o gün Cumaymış ve maden kapalıymış, çalışan olmadığı için can kaybı olmamış. Bu durumu başta daimi nezaretçi Yavuz Özsoy olmak üzer, maden sahipleri, ruhsat sahipleri hepsi biliyor. Kazanın olduğu ocakta, patlamanın olduğu 3. başyukarıda çalışma sırasında kazadan 2 ay öncesinden itibaren tavandan su geliyormuş, bu nedenle orada tahkimat yapamamışlar, işçiler bunu daimi nezaretçiler Yavuz Özsoy’a, Cemil Karaca’ya ustabaşlarına bildirmişler ama “Bir şey yok siz çalışmaya devam edin demişler”, işçiler diyor ki,  kömür sert olur bu yüzden dinamitle patlatılır, sonra kazılır maden alınır ama biz bu bölgele değil dinamit, elimizle dokununca kömür dökülüyordu, gelen kömür ıslaktı, bunu sürekli yetkilere bildirmemize, hatta eski ocağa yaklaşılmış olmasın orada birikmiş su olmasın diye uyarmalarına rağmen, Yavuz Özsoy ve Cemil Karaca “Biz bu suyu aldık, incelettik bir şey yok merak etmeyin çalışın” demişler. Yani hiç bir özel işleme gerek kalmadan bu uyarı dikkate alınsa ve orada çalışma durdurulsa dahi bu kaza önlenebilirdi. Dosyadaki sanıkların hemen hepsinin madendeki çalışmayı durdurma yetkisi var, bir tanesi Abdullah Özbey veya Saffet Uyar, Ali Kurt, Yavuz Özsoy veya Cemil Karaca bu yetkisini kullansa bu olay yaşanmazdı.

-Ermenek davasında siyasi bağlantılar da çok açık görünüyor. Başta Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı gibi asli sorumlu kurumların yanında bu davada yargı önüne çıkması gerekenler kimlerdir? Bu sağlanabilecek mi?

Madende galeri açmadan önce sondaj makinesi kullanılması gerekli, bu sondaj makinesi 25 m’ye kadar sondaj yapıp sonra orada galeri açılması gerekli, oysa Cenne’de 3 metrelik basit el matkabı gibi aletlerle sondaj yapıp sonra çalışmaya başlanılıyor. Bu en başından beri böyle gidiyor, tavandan su gelmeye başlayınca Yavuz Özsoy, sondajın ucuna ekleme yaptırmış ve beş metreye çıkmış, bazen onu kullanıyorlarmış. Temmuz 2014’te ocağı kapatan MİGEM heyeti raporunda 25 metrelik sondaj makinesi alınması gerekli deniyor. Bunun üzerine bir teklif almışlar ve MİGEM’e bir proforma fatura göndermişler ama sondaj makinesi alınmamış ve maden yeniden üretime açılmış, eğer sondaj makinası olsaymış bu kaza olmazdı. Bu çok açık net, hem bilirkişi raporunda hem sanıklar duruşmada beyanlarında bunu belirttiler. Duruşmada hâkim ve savcı sordu; “Peki öyleyse neden 25 metrelik sondaj makinesi almadınız” diye. Saffet Uyar, “param yoktu” dedi, Abdullah Özbey “O benim sorumluluğum değil” dedi, hatta madenci yakınları “Bize söyleseler biz toplanıp alırdık, kocamızın kardeşimizin maaşından keserdiniz”, diye bağırdılar. Elbette burada yalnız makinenin fiyatı değil sorun, sondaj olunca çalışma yavaşlayacak, önce sondaj yapılacak, yok burada su var burada galeri açmayalım, başka yere bakalım, ama böyle kara düzen çalıştır işçileri, çıkar kömürleri. Ne kadar çok kömür o kadar para. Bile bile, gelen katliam, vahşi kapitalizm 18 işçinin hayatını kazanacağı paraya tercih ediyor. Burada “Patronu ve kar hırsını başka örneklerde olduğu gibi tanıyoruz  ama neden maden mühendisi ve yetkisi olan çalışanlar müdahale etmedi, kazayı önlemedi” diyorsunuz onun sebebi de para, çünkü bir maden mühendisi patronunu dinlemez, çalışmayı durdurur madeni kapatırsa, işten atılır ve başka bir yerde iş bulamaz. Bu sektör, dar bir sektör, madenciler birbirini tanır ve korur.

Olay böyle Mahmut Bey, göz göre göre insanlar ölüme gönderiliyor.

-Ermenek, Soma, Torunlar GYO vd. işçi katliamı davalarının emek örgütlerinin gündeminde siyasal bir dava, iş cinayetleri ve esnek, güvencesiz, taşeron çalışma biçimlerine karşı mücadelenin simgesi haline getirilmesinde sizce neden eksik kalınıyor?

Bizde her şey göstermelik yapılıyor, insanlar inandıkları için yapmıyorlar, biliyorsunuz Soma davası daha medyatik ve popüler bir dava oraya daha çok katıldı insanlar takip etti ama Ermenek’te olmadı. Geçen celseye Antalya Barosu bir gözlemci gönderdi, ilk duruşmaya Konya CHP’den iki arkadaş, Maden Mühendisleri Odası’ndan iki arkadaş geldi, Hüseyin Aygün de bir gün geldi ve izledi. Eğer ÇHD olmasaydı aileler yapayalnız kalacaktı, ben 30 yıllık avukatım, toplumsal davalara her zaman katıldım ama Ermenek’te ilk kez bir avukat olarak bu kadar çok yararım olduğunu gördüm, mesleğimle gurur duydum. Halkın avukatı olmanın gururunu ilk kez bu kadar çok hissettim.

-Devletin ve şirketin davayı ve aileleri manipüle etme girişimleri oluyor mu? Bu konuda aileler ortak tutum belirleyebiliyor mu? Katliam sonrası işsizlik ve yoksulluk manzaraları kamuoyuna yansıdı. Ermenek’te kırsalın yapısal dönüşümü ve işçileşme süreçlerine dair gözlemleriniz nelerdir?

Devletin değil şirketin özellikle Has şekerler sahibi Saffet Uyar’ın eşi ve çocukları ziyaret ederek, şikâyetten vazgeçerlerse, para vereceklerini söylüyorlarmış, eşini kaybeden bir kadın şikâyetinden vazgeçti, diğer aileler ona ateş püskürüyor, “Satılık, sattı kendini” diyorlar. Ama aileler arasında bir örgütlenme bir araya gelme, ortak tavır, yok, ölenler daha doğrusu çalışanlar farklı köylerden Ermenek’in merkezinde madende çalışan pek yok. O yüzden davaya da Ermenek halkı hiç ilgi göstermedi, Ermenek’ten hiç bir kurum kuruluş, sivil toplum örgütü davaya katılmadı. Ermenek halkının gelir düzeyi köylere göre daha iyi, madenci aileleri gerçekten çok yoksul, aileler söylüyor, mecbur kalmadıkça çalışılmaz diye. İlk duruşmaya katılan Maden Mühendisleri Odası temsilcisi arkadaş anlattı. Cenne’nin ocakları çok kötüymüş, galerilerde doğru dürüst yürüyemezmişsin, çoğu yerde eğilerek yürünürmüş, kömür arabası ortadan geçerken yanda insanın duracağı yer bir yer olmazmış, özel sektör genelde böyle, Zonguldak falan bunların yanında çok iyidir, dedi.

Soma kazasından sonra çıkarılan yasa ile maden işçilerinin çalışma süreleri kısaltılıp, ücretleri artırılınca, işçilere daha önce yemek veren ve işveren yemek vermez olmuş, yemekleri ocak içinde evinizden getirip yiyeceksiniz demiş, işçiler çalıştıkları yerde hatta tuvalet ihtiyaçlarını giderdikleri yerde yemeklerini yiyormuş, kazada öğlen yemeği sırasında olmuş. Aileler bu yüzden çok kızgın. Eğer yemek tatili için dışarıya çıkılsaydı, bu kayıplar olmayacaktı, diyorlar. Eşlerden birisi hakime, sordu: “Hakim bey siz öğle yemeğinizi nerede yersiniz. Burada duruşma salonunda bu masada yer misiniz?. Burası aydınlık güzel bir yer, ama yinede yemezsiniz Adliyenin dışına çıkarsınız, bizim eşlerimiz, burada tuvaletini yapıp şurada yemek yiyordu, kömürlü ekmek yedirdiler eşlerimize” dedi.

Halime Şenli kimdir?

Antalya Barosuna kayıtlı 30 yıllık avukat, evli, iki çocuk annesidir. Antalya Barosu’nda Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. Halen Çağdaş Hukukçular Derneği Alanya Şubesi Yönetim Kurulu üyesidir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Ermenek Davası / maden işçileri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.