chp

Tezkere vesilesiyle “CHP ile ne yapılır ne yapılmaz” hakkında kullanma kılavuzu

Foti Benlisoy - 4 Eylül 2015 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bu kısa yazı, CHP’nin savaş tezkeresi lehine oy vermesinin müsebbibi olduğu hayal kırıklığından istifade ederek CHP tipi partilerden (bu “tip” için aşağıya bkz.) ne beklenip ne beklenemeyeceği hususunda çok kısa ve çok kaba bir “kılavuzdan” ibaret.

Hemen başlayalım:

CHP sermayenin özellikle belli bir fraksiyonuyla organik-tarihsel ilişkileri olan bir sermaye (daha ana akım bir tabirle “merkez”) partisidir. Yani CHP nihayetinde bir düzen partisidir ve CHP’nin en genel manada “kırmızı çizgileri”, devlet ve sermayenin “kırmızı çizgileridir”.

CHP’nin (aslında bizatihi kendisi küresel düzeyde krizde olan) sosyal demokrat gelenekle tarihsel, ideolojik, programatik bağları cılızdır, “ortanın solu” serüveni aslında çok özel koşullarda cereyan etmiş bir “istisnadır”.

Daha da önemlisi CHP’nin işçi sınıfıyla hiçbir zaman tarihsel sosyal demokrasi benzeri özel bir örgütsel-politik-kültürel bağı söz konusu olmamış, CHP bir işçi partisi, emekçilerin partisi kimliğine sahip olmamıştır. Bugün de CHP, alt sınıfları kendi etrafında örgütleyen bir parti olma hüviyetinden uzaktır. Tam da bu nedenle CHP içinden örneğin bir Jeremy Corbyn çıkması pek mümkün değildir.

CHP’de solcu, toplumsal hareketlere aktif olarak katılan kimi vekiller ve parti kadroları elbette vardır ve bu iyi bir şeydir. Ancak CHP bir bütün olarak (yani parti yapısı, programı vs. itibariyle) “sol” değildir. ABD’de Demokrat Parti içerisinde de benzer kadrolar, yani sola yakın ve sosyal muhalefette etkisi olan isimler yer alır mesela ama bu Demokrat Parti’yi sol yapmaz.

AKP otoriterizmine karşı CHP gibi sermaye partileriyle “somut” konularda kısmi işbirlikleri elbette gündeme gelebilir, gelmelidir. Ancak bu birlikteliklerin sınırları baştan bellidir. En iyisi bu sınırları hızla ve bir nefeste sayalım:

  • Sosyalistlerin siyasi, örgütsel ve programatik bağımsızlığının muhafazası,
  • Birlikte vurmak fakat “ayrı yürümek”,
  • Geniş kitleler karşısında AKP neoliberal otoriterizmine karşı CHP gibi bir burjuva seçeneğin gerçek ve tutarlı bir alternatif olamayacağının, bunun yetersizliğinin ısrarla vurgulanması,
  • Güncel sorunlara müdahaleyle birlikte sürekli antikapitalist propaganda ve sosyalist çözümlerde ısrar,
  • İşbirliğinin kısmi bir karakteri olması, somut ve belirli siyasal konuları, somut  reformları hedeflemesi (Yani örneğin CHP ile demokratik haklar ya da somut kent ve ekoloji mücadeleleri yahut mesela barış konusunda ortak inisiyatifler, birleşik eylem zeminleri içerisinde bulunmak mümkün ve hatta gereklidir. Ancak bunların solun örgütsel ve politik bağımsızlığına halel getirecek şekilde sürekli ve “politik” birliktelikler olmaması da gereklidir) ve
  • CHP gibi sermaye partileriyle birlikte yerel ya da ulusal düzeyde kapitalist devlet kurumları içerisinde ortak hükümet-yönetim işlevleri üstlenmemek, buna soyunmamak.

Sonuç olarak: Somut ve kısmi eylem birlikleriyle CHP tabanını etkilemeye, “kazanmaya”, onu sola doğru seferber etmeye çalışmak elbette mümkün ve önemlidir. Ancak bundan hareketle CHP’nin yapısal (düzen içi) sınırlarını aşmasını beklemek ham hayalden başka bir şey değildir. Kendi misyonunu CHP liderliğine akıl vererek onu “sola çekmek” ya da CHP ile HDP ve solu bir araya getirecek izdivaçlar arayan “çöpçatanlık” ile sınırlayan bir tür solculuğun gündüz düşlerini derhal terk etmesinde yarar var. Yoksa son tezkere örneğinde olduğu gibi hüsran mukadderdir…

baslangicdergi.org

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: CHP / sol /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.