1-Temmuz-2014-Asgari-ucret-

Murat Özveri: Asgari ücret olması gereken yerde değil

Sol Defter- Haber - 12 Aralık 2015 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

murat özveri

Hasret Gültekin KOZAN
Evrensel / Kocaeli

1 Kasım seçimleri öncesi AKP’nin “Yeniden iktidara geldiğimizde asgari ücreti 1300 TL yapacağız” söylemi, seçimlerin sonrasında gerçekleşip gerçekleşmeyeceği en çok merak edilen vaat olarak karşımızda duruyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu geçtiğimiz günlerde toplandı ve işçilerin gözü kulağı artık oradan gelecek haberde. Biz de işçilerin son günlerde en çok konuştuğu bu meseleyi İş Hukuku Uzamnı Av. Dr. Murat Özveri’yle konuştuk. Asgari ücretin ne olduğunu, komisyonda kimlerin olduğunu, nasıl belirlenmesi gerektiğini sorduğumuz Özveri, “Asgari ücret olması gereken yerde değil” dedi.

Asgari ücretin tek bir tanımının yapılamayacağını belirterek sözlerine başlayan Murat Özveri, asgari ücretin yasalarda da tanımlanmış bir durumda olmadığını söyledi. 4857 sayılı Yasa’nın 39. maddesine göre, iki yılda bir Asgari Ücret Tespit Komisyonunun toplanmasının öngörüldüğünü belirten Özveri, “Bu, noktada bağımlı çalışan herkes için en az ödenecek ücretin belirlenmesi açısından çok önemli. Fakat Türkiye’nin başka bir gerçekliği daha var. Alınan ücret ne yazık ki gerçek ücret üzerinden görünür kılınmıyor. ‘Çift bordro’ uygulaması diye bir uygulama var. İşverenler, vergi verip daha az SSK primi yatırmak için en alt verecekleri ücreti kayıtlarda gösteriyorlar, fazlası elden verilen bir başka ücretle karşılanıyor. Böyle bir yasal olmayan uygulama var ne yazık ki. Sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir boyutu da bulunan asgari ücret, çok büyük bir kesimin geleceğini ilgilendiren bir ölçüt aslında” dedi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan bir başka ücret tanımının daha varolduğunu aktaran Özveri, insan onuruna yakışır ve uygun bir iş tanımının, kişinin yeteneklerine uygun bir işte kendisi ve ailesiyle birlikte insan onuruna yakışır bir ücret almasının gerekliliğini belirtti. Türkiye’de asgari ücretin bu koşularda belirlenmediğini ve eksik olduğunu ifade eden Özveri, “Avrupa’da bu koşulların dışında yapılan çalışma, çalışma olarak kabul edilmiyor, buradaki istihdam eksik istihdam olarak nitelendiriliyor. Ama Türkiye’deki uygulamaya bakılırsa bunu ölçü olarak alırsanız, hiçbir zaman asgari ücretin olması gereken yerde olmadığını görürsünüz” dedi.

‘İŞVERENİN TEK DERDİ ÜCRETLERİ AŞAĞI DÜŞÜRMEK’

Asgari Ücret Tespit Komisyonunda yer alan Türk-İş’in 4 kişilik bir aile için belirlemiş olduğu açlık sınırının bile baz alınmadığını belirten Özveri, “1300 liraya çıkartılacağı söylenen asgari ücretin açlık sınırının altında bir ücret olduğunu görüyoruz. Açlık sınırının altında bir ücretin işçilere verilmesine tepki gösteren işverenlerin bu tepkilerinin arkasında olana bakmak lazım. Büyük işverenler ‘Biz zaten asgari ücretle çalıştırmıyoruz, asgari ücretin üzerinde bir maaş veriyoruz’ diyorlar. O zaman asgari ücretin artması seni neden bu kadar rahatsız ediyor? Asgari ücret aslında üretimin röntgen filmini çekiyor bize. Çünkü ana firmalar birden fazla fason üreticiyle üretimi parçalıyorlar, ücreti üretimde esnekleşme üzerinden aşağılara çekiyorlar. Onlar için tek yol ücretleri aşağı düşürmek, ücreti ne kadar aşağı düşürürlerse o kadar fazla bir diğer tedarikçi firmaya göre daha fazla kâr elde edecekler, tek dertleri bu” diye konuştu.

‘HÜKÜMETİN POLİTİKALARINA İTİRAZ ETMİYORLAR’

Asgari Ücret Tespit Komisyonunda işçileri temsil eden Türk-İş ve bağlı sendikaların durumuna da değinen Özveri, “Birbirimizi kandırmayalım, bugün Türkiye’deki var olan örgütlü kesimin en büyük temsilcisi Türk-İş’e bağlı sendikalar. Ama bu sendikalarında en azından şu günlerde hükümetin politikalarına itiraz etme niyetleri yok. Müzakere adı altında, daha da olumlu, hükümetle iyi geçinerek kendi statülerini korumaya dönük bir politika izliyorlar. Son Türk-İş kongresinde de bence bunun zımni anlamda ortaklaştırılmasıyla bir politika haline dönüştürülmüştür diye düşünüyorum” dedi.

KESİNTİLER, VERGİLER, VERGİ DİLİMİ…

SOSYAL güvenlik kesintilerinin ve vergilerin neden bu kadar yüksek olduğunu sorgulamak gerektiğinin altını çizen Özveri, “Vergi matrahları neden bu kadar yüksek?” sorusunu yöneltiyor. Asgari ücretin net üzerinden değil, brüt üzerinden tartışılması gerektiğini aktaran Özveri, “Brüt bir rakam belirleniyor, bu brüt rakam üzerinden kesintiler yapılıyor. Bu kesintiler de işçiden yapılan kesintiler. Ayrıca vergi dilimi çok kısa bir sürede, 3-4 ayda artıyor ve yüzde 35’lere ulaşıyor. Makul olanı yüzde 14-15, hatta yüzde 10 olan bu oran ülkemizde yüzde 35’leri buluyor Avrupa ortalamasının çok çok üstünde yani. Ücretten vergi kesen bir sistem, o andan itibaren ücretleri karşısına almış bir sistem demektir” dedi.

‘AÇLIK SINIRININ ALTINDA MİLYONLARCA İNSAN…’

ASGARİ ücretin yükselmesini istemeyen patronların sistemin merkezine müdahale korkusu bulunduğunu ifade eden Özveri, “24 Ocak 1980’den beri uygulanan ekonomi politikaların merkezine dinamit koymak istemiyorlar. Bu koşullarda asgari ücretin arttırılmasına feryat etmeleri, işçinin cebine girecek olan paranın yüksek olması veya kendilerinin ‘Bunu ödeyemem’ demesinden değil, sistemin merkezine müdahale riski olmasından kaynaklanan bir durum. 1300 lira yapacaklarını söylüyorlar asgari ücreti ama açlık sınırı 1391 lira. Aslında bunun tartışılacak bir şeyi yok. Bu iki veri elimizdeyken, ‘Asgari ücretin 1300 liraya çıkması fazladır’ demek için açlık sınırını halletmeniz lazım. Onu ne yapacaksınız? Dolayısıyla baktığınız zaman asgari ücretle çalışıyor demek açlık sınırı altında milyonlarca insanların varlığı demek. Tabii bir de bunun kayıt dışı çalışanı var” dedi.

‘KOMİSYON YARGI DENETİMİNE KAPALI’

ASGARİ Ücret Komisyonun içeriğinden bahseden Murat Özveri, “Komisyonda işçi tarafı var, işveren tarafı ve hükümet tarafı var. İşveren tarafıyla hükümet tarafı aynı doğrultuda oy kullandığı zaman işçi tarafı azınlık kalıyor, komisyonun özet olarak yapısı bu. Ama dikkat çekmek istediğim bir başka konu var, bir dönem ülkede Askeri Şûra Kararlarının yargı denetimine açılması tartışıldı ama Asgari Ücret Tespit Komisyonunun yargı denetimi yok mesela. Herhangi bir yerde itiraz edemiyorsun, yargı denetimine açılması gereken aslında bu. Ama sistemi ayakta tutan ucuz işçilik olduğu için bu komisyon yargı denetimine açık değil. Bu sistem aynı bu şekilde sürsün istiyorlar ama bunun da bir sınırı yok. ücretleri aşağı çek çek nereye kadar çekeceksin? Sorgulanması gereken Asgari Ücret Tespit Komisyon kararlarının yargısal denetime neden kapalı olmasıdır” dedi.

‘BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET TUZAĞINA DÜŞÜLMEMELİ’

ASGARİ ücretin “Bölgesel asgari ücret”e dönüştürülmesinin dönem dönem işveren ve hükümet tarafından talep edildiğini de aktaran Özveri, “Gerçekleşirse iş gücü dünyasının parçalanması anlamında gerçekten vahim durumlar ortaya çıkacaktır. O yüzden asgari ücreti tartışırken ölçütü mutlaka doğru yerden almamız gerekiyor Asgari ücretin ölçütü kişilerin yeteneklerine uygun bir işte kendileri ve aileleriyle birlikte insan onuruna yakışır yaşam sürdürebilecekleri bir ücrettir, çalışmanın karşısında bunun alınması gerekir.

İşçi sağlığa ulaşmada sorun yaşıyorsa, o asgari ücret eksik bir asgari ücrettir. Eğer sağlıksız koşullarda yaşamak zorunda kalıyorsa asgari ücret eksik demektir. Asla bölgesel asgari ücret tuzağına düşmemek lazım, bu durum iş gücü piyasasını birbirine düşürecek ve işçi kitlelerini düşmanlaştıracaktır” diye konuştu.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / Asgari Ücret / işçi sınıfı /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.