1-Temmuz-2014-Asgari-ucret-

Asgari ücret artışının arkasında ne var?

Seyfi Adalı - 31 Aralık 2015 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

AKP gibi, işçi sınıfının çalışma yaşamında işçi aleyhine köklü dönüşümlere imza atmış bir hükümetin, asgari ücreti bir seferde yüzde 30 artırmasının nedenleri olmalı. AKP tararftarları bunu partilerinin iş bitirici bir icraatı sayarak övecekler. Ancak bu zammın arkasında AKP’nin ve burjuvazinin iyi niyeti değil siyasi ve ekonomik çıkarları var.

 Önce matematik…
1300 liralık rakam olmasaydı, yeni asgari ücret ne olacaktı? Ortalama artış için yüzde 10 diyebilir miyiz? Yani yeni asgari ücret normal şartlarda 1100 lira olacaktı.Şimdi 1300 lira olunca ne oldu?

Patronlar işçi başına 110 lira destek aldılar. Böylece 1300 lira 1190 liraya indi. Aradaki fark 90 lira.

Bu 90 lira da vergi diliminin yüzde 5 yükseltilmesiyle birlikte işçiden Haziran ayından başlayarak geri alınacak.

Kısacası, AKP 110 lira patronlara teşvik verirken, işçinin vergisini yüzde 5 artırdı.

Sendika ağası Türk-İş genel başkanı Ergün Atalay bile itiraf ediyor “vergi dilimindeki artışla sene başında 2000 lira alan işçi sene sonu ancak 1600 lira alabiliyor, pirince giderken evdeki bulgurdan olduk”; “imzaladığımız sözleşmelerle aldığımız zamlar geri alındı” diyor.

Öyleyse patronlara teşvik, işçiden vergi işte size 1300 liranın sayısal sırrı.

Üstelik bu zamm, yıllardır yapılmayan, işçilere ödenmeyen ama ödenmesi mümkün olduğu bugün apaçık görülen bir iyileştirmedir. DİSK’in yaptığı araştırmaya göre eğer işçiler son 35 yıllık dönemde ekonominin büyümesi oranında ücretlerine zam yapılmış olsaydı, bugün ellerine geçecek olan asgari ücret 1690 lira olacaktı. Ekonomi neredeyse 4 (3,9) kat büyürken işçi ücretleri 2,4 kat arttı. Öyleyse 1300 liralık asgari ücret olması gereken asgari rakam değil.

Nitekim neden 2 bin lira olmasın, diye sormak hakkımız.

… sonra siyasi nedenler 

Bu zammın arkasında siyasi nedenler var. Eğri oturup doğru konuşalım: 7 Haziran seçimlerinde AKP oylarını kaybetmeseydi; daha doğrusu HDP oylarını yüzde 13,1’e çıkartıp 80 milletvekiliyle meclisin kapısına dayanmasaydı, ne 1 Kasım seçimleri olurdu ne de seçimlerde oy kazanmak için yapılan 1300 liralık asgari ücret vaadi. AKP’nin seçim başarısında asgari ücretin 1300 lira olacağı vaadi etkili olmuştur.

İlk saptamamız şu olsun: Asgari ücret zammı olduysa, AKP’yi tek başına hükümet kuramayacak hale getirmiş olan, onu hırpalayıp kenara atan 7 Haziran seçim sonuçları ve esasen HDP’nin seçim başarısı olmuştur. AKP tekrar iktidar olabilmek için kesenin ağzını açmak zorunda kalmıştır (Ayrıca emekli aylıklarına aylık 100 lira zammı da unutmamak gerekir).

İkinci siyasi neden ise, Kürt halkına karşı acımasız savaş yürütürken, işçileri karşısına almamak isteğidir. Ekonomik olarak iyice dibe vurmuş işçilerin ücretlerinde düzeltme yapılarak, onları karşısına almamak yönünde bir adım atmış oldu. Kuşkusuz herşey ücret değil. Ancak, işçi sınıfının sınıf bilincindeki siyasi gerilemenin şiddetli yaşandığı koşullarında ekonomik iyileştirmelerin siyasi etkisi, burjuvaziye yarıyor.

Maaşa zam, kıdem tazminatına son

AKP hükümeti asgari ücreti yüzde 30 artırdıysa, karşılığını ekonomik olarak da misliyle almak isteyecektir. Bu hedef de yıllardır konuşulan ancak bir türlü adım atmaya cesaret edilemeyen işçilerin kazanılmış haklarının en büyüklerinden ve elinde en son kalan kıdem tazminatı hakkıdır. Nitekim asgari ücret zammının konuşulduğu sırada Başbakan Yardımcısı Lütfü Elvan, kıdem tazminatı hakkının fona devredilmesini öngören yasayı Ocak sonu ya da Şubat başında meclise getirmeyi planladıklarını açıkladı. Böylece yüzde 30 zammın ardından hedefe kıdem tazminatı konmuştur. Hükümetin parolası “maaşa zam, kıdem tazminatına son” biçimindedir.

Hükümetin hesabı, işçiye uymaz

Siyasi hesapları şimdilik tutsa da hükümetin hesabının tutmayacağına dair birçok neden var. Kıdem tazminatının fona devredilmesi, 1300 liranın vergi dilimine kurban edilmesi, 1300 liradan yüksek ücret alan işçilere yapılacak zammın oranı/miktarının ne olacağı gibi sorular cevapsızdır. İşçilerin ekonomik hakları konusunda siyasi haklarından daha duyarlı olduklarını biliyoruz.

Nitekim, Mayıs ayının hemen başında başlayıp bugün de etkisi devam eden Bursa merkezli, otomobil işçilerinin liderliğini yaptığı ücret zamlarının eşit biçimde verilmesi, ücret kayıplarının karşılanması talepli mücadelelere güçlü bir katılım oldu. Eylemler hızla İzmit, Eskişehir, İzmir’e yansıdı ve özellikle de Renault fabrikasındaki başarı öne çıktı. Renault işçileri işyeri örgütlenmelerine dayanarak patronların oyunlarını boşa çıkarttılar ve tek bir işçinin bile işten atılmasına izin vermediler.

Öyleyse, önümüzdeki ay Renault işçilerinin mücadelelerine benzer mücadelelere şahit olabiliriz. İşyerlerinin birinci gündemi asgari ücret ve diğer ücretlere yapılacak zammın nasıl uygulanacağı, patronların işçi çıkartmaya gidip gitmeyecekleri, toplu sözleşmelerin yüzde 3-5 arasındaki zam öngörüleri karşısında yüzde 30’luk artışın sendikalı işyerlerine nasıl yansıyacağı vb. konular, işçilerin temel tartışma konusu olacaktır. Bu sorulara verilecek cevapların işçilerin lehine olabilmesinin tek yolu ise, Renault işçilerinin yolundan yürümek, işyeri örgütlenmelerini hızlıca oluşturarak geleceğimizi patronların çıkarlarına teslim etmeyecek mücadelelere hazırlanmaktır.

http://iscilerinsesi.org/index.php/tr/emek/702-asgari-ucret-artisinin-arkasinda-ne-var
Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / Asgari Ücret / HDP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.