serbest-birakilan-akademisyenler-imzalarimizin-arkasindayiz

AKP’den hep birlikte kurtulalım

Osman Öztürk - 18 Ocak 2016 - Güncel Politika / Türkiye / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Sabah, polis kapılarına geldiğinde, Onur mesaj atmış…

Terörle mücadeleye götürüyorlar!..

Onur, Özlem, Nilay, Kuvvet Hoca, Cengiz, Ümit, Güven, Yücel…

Toplam on altı kişi gözaltına alınmışlar.

Öğleyin Çapa’da Barış Nöbeti var.

Önce oraya uğrayıp ayaküstü de olsa değerlendirme, görev paylaşma.

Hüseyin’le İncilay sabahtan gitmişler…

Sadık’la biz öğleden sonra vardık.

Daha arabayı park edip Adliye sokağına girdiğimizde bir arbede.

Az önce basın açıklaması yapılmış…

Polis, yolu kapatıyorsunuz, bahanesiyle saldırıp dört kişiyi gözaltına aldı.

Sonra ortam daha sakinleşti.

O arada Başsavcı’yla görüşülmüş…

Böyle olmasından üzgünmüş, ifadeler alınıp serbest bırakılacaklarmış.

Akşama kadar bekledik.

İlk Nilay çıktı, en son Onur, Özlem, peşlerinden Yücel.

Sarılıp kucaklaşmalar…

Adliye merdivenlerinde basın açıklamasından sonra biz İstanbul yolcuları olarak müsaade istedik.

Onlar diğer gözaltılar serbest bırakılana kadar beklemeye devam ettiler.

***

Yazıldı, çizildi, konuşuldu.

Kenan Evren de Aydınlar Dilekçesi imzacılarını vatan hainliğiyle suçlamış…

Haklarında dava açtırmış…

Vahdettin de aydındı ama vatan hainiydi, diye kükremiş…

Aziz Nesin de ağzının payını vermişti.

Vahdettin’in aydın olup olmadığı tartışılır ama devlet başkanı olduğu kesindir!..

Ve fakat…

Bir bildiriye imza attılar, diye insanları gözaltına almayı 12 Eylül darbecileri bile tahayyül edememişlerdi!..

***

Haziran İsyanı’nda meşruiyetini kaybedip…

7 Haziran seçimlerinde öldürücü bir darbe alıp…

1 Kasım’da durumu kendi lehine çevirdikten sonra…

AKP’nin hukuksuzlukta, baskıda, şiddette, zulümde daha da ileri gideceği açıktı.

Seçimde oyların yarısını almış da olsa toplumun diğer yarısına meşruiyetini kabul ettiremiyor…

Bırakın rıza üretmeyi…

Boyun eğdirmeyi bile başaramıyor.

Şu yandaş medyanın içine düştüğü zelil duruma bakın, mesela.

Artık yalansız, dolansız, hakaretsiz, iftirasız tek bir haber dahi yapamıyorlar.

Tamam, Akit baştan beri tutarlı, her daim tetikçiydi de…

Bir zamanlar demokrat taklidi yapan Yeni Şafak’a ne demeli?..

Beyaz Show’da atılan “Ayşe öğretmen yalnız değildir!” sloganını bile “Biji Serok Apo!” diye montajlayarak veriyor…

Bir zamanlar Kürt sorununda solcuları bile sözde sollamışken…

Barış İçin Akademisyenler imzacılarını PKK’nın suç ortakları olarak manşete çekiyor.

(Yeni Şafak aslına rücu edip Kürtlere karşı yürütülen vahşi savaşın propaganda ayaklığını yaparken Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu’nun barış heyetlerine daveti de, ayrıca hazin, tabi ki.)

***

Durum tam da Nazım Hikmet’in Taranta-Babu’ya Sekizinci Mektup’undaki gibi.

Mussolini çok konuşuyor TARANTA-BABU/çok korktuğu için/çok konuşuyor!

AKP de çok korktuğu için çok konuşuyor…

Çok korktuğu için çok saldırıyor!..

Aslında, 1 Kasım’da ne kadar oy almış olursa olsun, bu kadar baskının maddi dayanağı yok, hâlâ.

Fevkâlâde kırılgan bir zeminde gidiyorlar.

Nitekim, Kocaeli’ndeki gözaltılardan sonra Barış İçin Akademisyenler Bildirisine gelen destek…

AKP karşıtı muhalefetin tıpkı Gezi’de olduğu gibi yan yana gelebileceğinin…

Ve de durumun her an hızla tersine dönebileceğinin işareti oldu.

Çok iyi oldu.

Devamını getirmemiz lâzım.

Acil ihtiyacımız…

AKP’den hep birlikte kurtulacağımız bir birliği hızla inşa edebilmek!..

BirGün

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / Barış İçin Akademisyenler Girişimi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.