ekim-devrim-demokrasi-lenin-aa

Ekim Devrimi’nin 99’uncu yıldönümü… Nuray ÇETİN

İşçilerin Sesi - 7 Kasım 2016 - Dünya / Dünya Solu / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

1871 Paris Komününden sonra Dünya tarihinin ilk başarılı işçi devrimi o tarihte Rusya’da kullanılan Jülyen takvimiyle 25 Ekim’de, miladi takvimle 6-7 Kasım 1917 günlerinde Rusya’da gerçekleşti. Devrim, işçilerin ve köylülerin iktidarını hedefliyordu ve 160 milyonluk bir ülkede gerçekleşti. Emperyalist kapitalist devletlerin en zayıf halkası kırıldı. İşçi devriminin 99’uncu yıldönümünde bu köklü altüst oluşu anlamak kıymetli.

Bugün işçi sınıfı hem yerel hem de uluslararası ölçekte büyük saldırılarla karşı karşıya. İşçi ve emekçiler arasında birlik ve dayanışma ihtiyacı kendini hissettiriyor. Geçmiş deneyimlere sahip olmayan genç devrimci işçiler başta olmak üzere, her işçi çalıştığı işyerinde en küçük birliğin imkânsız olduğu fikrinde. Bu düşünce patronlar ve siyasi iktidarın yarattığı büyük bir karabasana dönüşüyor.

Bu karabasana karşı mücadele etmede en önemli araç geçmiş mücadele deneyimleridir; tarihimizdir. Rus devrimi, işçi sınıfının 160 milyonluk bir ülkede nasıl Çarlardan, toprak sahiplerinden, bankacılardan, büyük patronlardan iktidarı aldığını kulağımıza fısıldamaktadır.

ekim-devrimi

Devrim sırasında Rusya’da bulunan Fransız sosyalist Jacques Sadoul bize yaşananları tarihin raflarından birinci dereceden tanığı olarak aktarmakta: Bolşevik hareket 6 Kasım gecesi patlak verdi. Odamdan, biraz uzakta meydana gelen çatışma seslerini duydum. Her saat başı, istasyonların, bankaların, telefon ve telgraf idaresinin, bakanlıkların birbiri ardına isyancıların eline geçtiğini öğreniyoruz. Hükümete bağlı birlikler ne yapıyor acaba?

Meydanda yürürken, Astoria otelinden saray muhafızlarına birkaç el ateş açıldı. Hızlandım. Ateş bir müddet devam etti ama pek etkili olmadı. Saat 4’te Kerenskiy’le beni tanıştırması gereken bakanlar konseyi sekreteri Halpern ile randevum vardı. Ancak Kışlık Saray Bolşeviklerce çevrilmişti ama zaten başbakanın beni kabul etmekten daha önemli işleri vardı herhalde.

Bütün kavşaklar kızıl muhafızlarca gözetim altına alınmış durumda. Her yerde devriyeler dolaşıyor, arada bir zırhlı araçlar hızla geçiyor. Saat 22’de Kışlık Saray’ın önünde şiddetli çatışmalar oluyor. Komite savaşa mı karar verdi? Bolşeviklerin coşkusu giderek artıyor. Menşevikler’in suratı asık. Hiçbir şeye güvenleri yok. Sadece Bolşe­vikler inisiyatif kullanan eylem adamı niteliğine sahip.

Yine Bolşevik devrimi tanıklarından Anatoli Lunaçarskiy ikinci Sovyetler Kongresi Smolniy Enstitüsü’nde yaşananları şöyle özetlemekte: Ekim Devrimi günlerinde Devrimci Askeri Komite’nin yaptığı işleri, insan enerjisinin bir devrimcinin yüreğinde depolanmış bitmek tükenmek bilmeyen kaynak bolluğunda ifadesini buluşu ve bu yüreğin Devrimin gök gürültüsüyle uyarıldığında neler yapmaya muktedir olduğunun bir örneği olarak görüyorum.

İkinci Sovyet Kongresi o gece Smolniy Enstitüsü’nün Beyaz Salonu’nda açıldı. Delegeler zafer coşkusuyla ve neşeyle doluydu. Muazzam bir heyecan vardı ama Kışlık Saray’da çatışmalara sürdüğü ve zaman zaman çok kaygı verici haberler ulaşmasına rağmen hiç kimsede şu kadarcık olsun panik yoktu.

Panik yoktu derken Bolşeviklerden ve Kongrenin onlardan yana olan ezici çoğunluğundan söz ediyorum. Oysa kafaları karışık, içleri kararmış, sinirli sağ “sosyalist” unsurlar paniğin pençesine düşmüşlerdi. Oturum sonunda başladığında Kongrenin havası da belirginleşti. Bolşeviklerin konuşmaları muazzam bir coşkuyla karşılanıyordu. İçeriye dalarak Kışlık Saray’daki çatışmaların seyri hakkında bilgi veren genç denizcilerin anlattıkları hayranlıkla dinleniyordu. Çoktandır beklenen Kışlık Saray’ın ele geçirildiği ve kapitalist bakanların tutuklandığı haberi nasıl bitmek tükenmek bilmez bir alkışla kutlandı!

Lenin’in keyfi yerindeydi. Dur durak bilmeden çalışıyor ve uzak bir köşede çağımızın en ünlü sayfasını oluşturacak olan yeni hükümetin genelgelerini kaleme alıyordu. Lenin müthiş zekasıyla görevlerin nasıl yerine getirileceğini değerlendiriyor ve tecrübeli bir kaptanın dev bir transatlantiğin dümenini kavraması gibi ele alıyordu.

Tanıklar işçi ve emekçilerin imkânsızı mümkün kıldığını ifade ediyor. Bu başarının ardında ise, Bolşeviklerin büyük sanayi fabrikaları başta olmak üzere işçi sınıfı içinde bir umut, inanç ve örgütlü gücü temsil etmesi vardır. İşçi sınıfı arasında bu inançı, güveni, umudu yeşertip büyütecek; onun örgütlenmesini başaracak devrimci işçi ve aydınlar olmadan, onların devrimci bir parti şeklinde örgütlenmesi gerçekleşmeden baskı ve sömürü düzenini ortadan kaldıramayız.

ekim-2

99 yıl sonra bugün işçi sınıfı hem sayıca çok daha kalabalık hem maddi üretim güçleri bir asır öncesine göre son derece modern ve gelişmiştir. Dolayısıyla eksik olan maddi, nesnel şartlar değil, irade, örgüt, umut, güven ve inançtır; kısacası devrimci parti, devrimci önderliktir.

Ekim Devrimi liderlerinden Troçki’nin 1938 yılında IV.Enternasyonal’in programınında ifade ettiği gibi, “Tarihsel koşulların sosyalizm için henüz yeterince “olgunlaşmadığı” muhabbeti, cehaletten veyahut kasti çarpıtmadan başka bir şey değildir. Sosyalist devrimin yokluğunda insanlık medeniyeti felakete doğru sürüklenmektedir. Sıra proletaryaya, devrimci öncüye gelmiştir. İnsanoğlunun tarihsel krizi, devrimci liderlik krizine indirgenmiştir artık.”

İşçilerin Sesi Gazetesi’nin Ekim sayısından alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Ekim Devrimi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.