ataturk_un_stalin_ile_neden_gorusmedigi_belli_oldu_h43210_a720f

Stalinizm ve Kemalizm

Sol Defter- Haber - 10 Kasım 2016 - Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Stalinizm ve Kemalizm arasında en kaba gözlemcinin bile dikkatini çekecek paralellikler vardır. Bu paralellikler onların öze ilişkin kimi ortaklıklarının yansımasıdır.

Her ikisi de, varlıklarını borçlu oldukları sınıfların zayıflığı temelinde, bu sınıfların demokrasisine karşı, bürokrasinin bir karşı devriminin adı ve ideolojisidir. Celladı oldukları devrimlerin vasiyetini, tıpkı Napolyon ya da Bismark gibi yukardan ve diktatörce yöntemlerle uygularlar. Bu nedenle Bonapartist bir karakterleri vardır.

Stalinizm, Ekim devriminden sonra, muazzam bir köylü ülkesinde işçi sınıfının küçüklüğü ve uzun iç savaş ve müdahale yıllarında fiilen yok oluşuyla pekişen zayıflığı temelinde egemen olmuştur. Kemalizm ise, Türk ve Müslüman burjuvazinin güçsüzlüğü, korkaklığı ve cılızlığı temelinde.

Türkiye’de elbette adam gibi bir burjuva devrimi görülmedi ama “Kurtuluş Savaşı”na karikatür de olsa burjuva demokratik devrim olarak bakılırsa, paralellikler daha çarpıcı olur.

Ekim Devrimi ve izleyen ilk bir kaç yılın Türkiye burjuva devrimindeki karşılığı, Osmanlı ordusunun fiilen çöktüğü, iktidarın silahlı çeteler ve Ankara’daki Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunduğu, Çerkez Ethem’in tasfiyesine kadar olan dönemdir. Çerkez Ethem ve Kuvayı Milliye çeteleri, bir bakıma, Lenin-Troçki ve iç savaşın Kızıl Ordusunun karşılığıdır.

Çerkez Ethem’in tasfiyesi, Ali Fuat Cebesoy’un Batı Cephesi komutanlığından alınıp Moskova’ya elçi yapılması, Mustafa Suphi’lerin öldürülmesi ve iktidarın giderek Mustafa Kemal’in etrafındaki asker ve sivil bürokratların elinde toplanması ile karekterize olan dönem, Lenin’in hastalığıyla birlikte başlayan Devrimin ve Devrimi yapan önderlerin tasfiye edilmeye başlamasının karşılığıdır. Zinovyev, Kamanev, Buharin’lerin Türkiye’deki karşılıkları Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay gibi tiplerdir. Rusya’da Kirov’un öldürülmesi bahanesiyle 30’lu yıllardaki temizliklerin karşılığı, İzmir suikastı bahane edilerek yapılan idamlar ve daha sonra Takrir-i Sükun’dur.

Paralellikler burada bitmez. Bir zamanlar bütün sosyalist kuşakların temel eğitim kitabı; karşı devrimin resmi devrim tarihi olan ve Stalinin Rus devrimindeki yerini olağanüstü büyütüp gerçek devrim kahramanlarını tarihten silen SBKP Tarihi‘nin Türkiye’deki karşılığı, “Kurtuluş Savaşı”nın kahramanlarını tarihten silen ve Mustafa Kemal’in yerini, sonra elde ettiği noktadan yeniden yazan Nutuk‘tur, ve tıpkı SBKP tarihinin resmi devrim tarihi olması gibi Türk “Kurtuluş Savaşı”nın resmi Tarihi olmuştur.

Kişilikler bile benzer. Stalin Bolşevik Partisinin, en yeteneksiz üyelerinden biridir, kimse onu ciddiye bile almaz; Mustafa Kemal de Osmanlı ordusunun en yeteneksiz generallerinden biridir kimse onu ciddiye almaz. Askeri ve siyasi bakımdan hiç bir göz alıcı başarısı yoktur. Her ikisi de, başlangıçta çok güçsüzdür, çatışan taraflar arasındaki dengelerle ayakta durmaya çalışırlar. Ama her ikisi de, en sıradan, ortalama tiplerden, kendilerine bağlı bir bürokratik avadanlığı adım adım oluştururlar. Hatta içkicilikleri ve en önemli kararları, akşamları bir yığın kapıkulunun sofra ahalisini oluşturduğu içki sofralarında almaları bile aynıdır.

Devrimci Yükselişin ön çıkardığı önderlerin sonraki kaderi bile benzer. Çerkez Ethem ve Troçki sürgünde “hain” damgasıyla ölürler. Tarihten isimleri ve resimleri silinir.

Elbette bu paralellikler, birisi orijinal bir işçi devriminin, diğeri ise karikatür ve suyunun suyu bir burjuva devriminin kıyaslamasının olanak sunduğu ölçülerdedir. Fransız devrimi de benzer paralellikleri sunar. Jakoben iktidarının karşılığı, Çerkez Ethem ve TBMM Hükümeti dönemidir. Thermidor karşı devrimi, Çerkez Ethem’in, yani silahlı köylü ordusunun tasfiyesidir; Napolyon’un imparatorluğunu ilan etmesi ise, Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’i ilan ederek, fiili padişahlığını başlatmasıdır.

Ne var ki, Kemalizm, Ekim Devrimi ya da Fransız devrimi gibi, dünya tarihindeki en büyük devrimlerin ardından gelen bir karşı devrim değildir. Daha baştan bürokratik bir yozlaşma özelliği taşıyan, hiç bir zaman gerçek bir sosyalist demokrasi ve işçi iktidarının yaşanmadığı, Tito’nun, Mao’nun yaptıklarına benzeyen bir yanı vardır Kemalizm’in. Eğer onlar, daha baştan bürokratik bir çarpılma içindeki işçi sınıfının son derece zayıf olduğu ülkelerdeki sosyalist devrimler olarak tanımlanırsa, Kemalizm de burjuvazinin son derece zayıf olduğu bir ülkede, daha baştan bürokratik bir çarpılma içindeki burjuva devrimidir. Her ikisinde de daha başından beri o sınıfların gerçek demokratik iktidarları hiç olmamıştır. Bu bakımdan onların dayanmayı hedefledikleri veya temsilcisi gibi davrandıkları sınıfların, orijinal iktidar biçimleri ve örnekleri farklılıklar onların ideallerini ve gelişimlerinin de farklı olmasına yol açmıştır.

Var sayalım ki, Rus devrimini bir karşı devrim izlemese ve işçilerin iktidarı ve sosyalist demokrasi var oluşunu sürdürebilse, Mao’lar, Tito’lar, böyle bir sosyalist demokrasiye geçmeyi hedef alırlardı. Ama bir yanılsama sonucu örnek aldıkları, sosyalist bir demokrasi ve işçi iktidarı değil, bürokrasinin diktatörlüğü olduğu için, daha baştan var olan çarpılmışlık azalmamış, aksine pekişmiştir ve örneğin sosyalist bir demokrasi hiç bir zaman söz düzeyinde bile hedef olmamıştır.

Buna karşılık, Kemalizm’in örneği olan kapitalist ülkelerde, genellikle burjuva demokrasisi olduğundan, Kemalizm, bir Mao veya Tito’nun bir sosyalist demokrasi hedefi olmamasının aksine, bir burjuva demokrasisi hedefine sahip olmuştur. Bu Serbest Fırka gibi deneyleri; çok partili hayata geçişi mümkün kılmış ve Kemalizm’e Stalinizm’den daha büyük bir esneklik, dolayısıyla da uzun yaşama olanağı sağlamıştır.

Bu gün Stalin’in heykelleri yıkılmasına rağmen, Atatürk’ün heykelleri hala ayakta durabiliyorsa, bunun nedeni, kazanan sınıfın tarafında olmanın yanı sıra, gösterebildiği bu esnekliktir.

Ne var ki, bu esneklik sınırlarına gelmiş görünmektedir. Genel Kurmay artık kendisini bu kadar uzun ömürlü kılan, Atatürk veya İnönü veya 27 Mayıs’ın gösterdiği esnekliği gösterememektedir. Çünkü Türkiye’de modern sınıfların gelişmişlik düzeyi ve Kürt Demokratik hareketinin yükselişi, bunun toplumsal ve sınıfsal temellerini yok etmiştir. En küçük bir esnekliğin, fiili iktidarın elden gitmesine yol açacağını görmektedir. Bunun sonucu olarak, Batılılaşma ve Demokrasi tarihsel bir hedef olmaktan çıkmakta, bir stratejik ve jeopolitik zorunluluğa indirgenmiş olmaktadır Genel Kurmay’ın Avrupa Topluluğu bağlamında belirttiği gibi. Bir ideal olarak batılılaşma ve demokrasi vurgusunun yerini; demokrasiden hiç söz etmeyen bağımsızlık vurgusu almakta, ve bir zamanlar nasıl sosyalizmi savunmak, her türlü demokratikleşme çabasına karşı, bürokrasinin iktidarını korumanın bir aracı idiyse, Türk Genel Kurmayı için de şimdi Bağımsızlık aynı fonksiyonu görüyor.

İşin ilginci, bu onu giderek, hiç bir zaman bir demokrasi hedefi olmayan Stalinizm’e yaklaştırıyor. Batılılaşma hedefinin terk edilmesi, bağımsızlık vurgusunun ardında gizleniyor. Kemalistler, şimdi de “Komünist” ve “bağımsızlıkçı” olurlarsa kimse şaşırmasın. Aslında, Aydınlık ve İşçi Partisi’nin böyle öne çıkarılması bunun bir ifadesi. Kemalizm, kendini ölümden kurtaracak son silahı Stalinizm’de buluyor. Stalinistler ise, demokratikleşmeye karşı Kemalist bürokrasinin direnişini, ve bu direnişin ihtiyacı olan ideoloji ve politikanın kendilerinde bulunması ve bu nedenle öne çıkarılmalarını, Ordu’nun anti emperyalist ve Ulusal kurtuluşçu güçlerinin etkisinin artması ve bu geleneğe dönüş gibi görüp göstererek, bu kastın egemenliğini sürdürmesi için gerekli ideolojik ve politik desteği sağlıyorlar. Kemalizm ölümünü engelleyecek son ideolojik ve politik silahları ölmüş Stalinizm’de arıyor. Stalinizm ise Kemalizm’de ölümden sonraki bir diriliş.

19 Mayıs 2001 Cumartesi

(Bu yazı Özgür Politika’da Yayınlınmıştı)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Kemalizm / Stalinizm /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.