lazkiye-rabia-kasabasi-suriye-askerleri-afp

Üçlü deklerasyonun meali: AKP-Erdoğan rejiminin Suriye politikası çöktü…

Seyfi Adalı - 21 Aralık 2016 - Dünya / Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Rusya, İran ve Türkiye dışişleri bakanları, Büyükelçi Andrey Karlov’un tekbir getiren Türk polisi tarafından öldürülmesinin ertesi gününe denk gelen üçlü zirvede, ortak bildiriye imza attılar. Ortak bildiri metnini ekte okuyabilirsiniz.

Kuşkusuz, bu ortak bildirinin Türkiye-Suriye politikası kısmıyla ilgiliyiz. Suriye rejiminin karakteri ve demokratik muhalefetin mücadelesine dair bildirinin metniyle aynı düşünmemiz söz konusu değil. Ancak şimdi bunun sırası değil. İlk bağlamda bu metinden bizim çıkardığımız sonuçları kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Birincisi “çok sayıda etnik yapı barındıran, çok dinli, mezhepçi olmayan, demokratik ve laik bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti”ne üç ülke adına bakanlar saygı duymaktadır. Suriye’nin iç siyasi sürecinin yeniden başlanmasında üç bakan hemfikirdir. Yani Esad’ın iktidardan el çektirilmesi gibi bir madde ortak bildiride bulunmuyor.

Herkes biliyor ki, Türkiye önce Esad gidecek demişti, Erdoğan 6 ay ömür biçim Emevi camisinde Cuma namazı kılacağını ilan etmişti. Ardından Rus uçağını düşürdüler ve Esad’la görüşülebilir ama Esad gidecek fikrine geldiler. Büyükelçinin öldürülmesinin hemen ardından imzalanan ortak bildiride ise, Esad’ın gitmesiyle ilgili tek kelime yer almıyor.

İkincisi, krizin siyasi çözümü Suriye rejimi esas alınarak ele alınıyor, sivillere güvence veriliyor. Rejimin tesis edilmesi hedefleniyor.

Üçüncüsü, Türkiye’nin sözde IŞİD’e karşı mücadele ettiğini ileri sürdüğü El Nusra’yı terör örgütü saymadığı biliniyor, Özgür Suriye Ordusu esasen El Nusra-Türkiye merkezli bir oluşum. Ortak bildiride IŞİD ve El Nusra terör örgütü sayılırken, bakanlar PYD/YPG’yi terör örgütü ilan etmemektedir.

Üçlü bildiri sonrası Türkiye siyasi manzarasına bakacak olursak üç sonuç karşımıza çıkıyor:

Birincisi, Türkiye’nin Suriye politikasının feci biçimde iflas etmiştir. Bu bahisle, Türkiye’yi yönetenler belki El Nusra’yı, IŞİD militanlarını oyalayıp arkasından iş çevirmeyi başarmış olabilir ama Rusya ve İran ile önce işbirliği sonra arkasından iş çevirme tezgahına girmeyi belki isterler ama cesaret edemezler, bedeli bugünkü kriterlerle ölçülemez. Türkiye vekalet savaşının organik bir parçası haline gelmektedir.

İkincisi, Türkiye istikrarsızlaştırılan, bombalar patlayan, büyükelçileri koruyamayan, devlet aygıtı, bürokrasisi, ordusu çözülen, sokağa çağırdığı kitlelere verdiği ideolojik zehri kendi içmek zorunda kalan dolayısıyla yönetilemeyen bir ülke olma yolunda hızla ilerlemektedir. “Hasta devlet” konumuna sürüklenmektedir.

Üçüncüsü, mevcut parlamentonun siyasi aktörleriyle veya yeni askeri müdahaleler ile daha istikrarlı ülke konumuna çıkılamaz. Üç bakanın Suriye tanımından alarak söyleyecek olursak “çok sayıda etnik yapı barındıran, çok dinli, mezhepçi olmayan, demokratik ve laik bir devlet” programından çok uzakta olan bir Milli Seferberlik anlayışı mevcuttur.

Dolayısıyla “çok sayıda etnik yapı barındıran, çok dinli, mezhepçi olmayan, demokratik ve laik bir devlet”i gerçek manada savunmak ve gerçekleşmesi için uğraşmak, içine sürüklendiğimiz iç ve dış politikadan, sömürü ve baskı politikalarından çıkarı olmayan işçilerin, Kürtlerin, kadınların, Alevilerin, devrimci ve sosyalistlerin birlikte mücadelesiyle mümkün olabilir.

Gazete Manifesto’da yayınlanan deklarasyonun tam metni şu şekilde:

1) İran, Rusya ve Türkiye, çok sayıda etnik yapı barındıran, çok dinli, mezhepçi olmayan, demokratik ve laik bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygılarını bir kez daha ifade ederler.

2) İran, Rusya ve Türkiye, Suriye ihtilafının askeri çözümünün olmadığına emindir. Birleşmiş Milletler’in, BMGK’nın 2254 No’lu kararı ile uyumlu bir şekilde krizin çözümüne yönelik temel rolünü kabul ederler. Uluslararası toplumun tüm üyelerini, bu belgelerin içerdiği anlaşmaların uygulanmasının önündeki engellerin kaldırılması için iyi niyetle işbirliğine çağırır.

3) İran, Rusya ve Türkiye Doğu Halep’teki sivillerin gönüllü tahliyesini ve silahlı muhalefetin örgütlü ayrılışına izin verilmesini memnuniyetle karşılar. Bakanlar ayrıca Fua, Kefraya, Zebadani ve Madaya’daki sivillerin kısmi tahliyesini de memnuniyetle karşılar. [Ülkeler] sürecin müdahale edilmeden, kesin ve güvenli bir şekilde tamamlanmasını garanti altına almayı kabul eder. Bakanlar, Uluslararası Kızılhaç ve Dünya Sağlık Örgütü’ne tahliye koşullarına yardımları nedeniyle şükranlarını iletir.

4) Bakanlar, tüm ülke çapında ateşkesin, insani yardımın engellenmemesinin ve sivillerin rahatça dolaşımının önemi konusunda hemfikirdir.

5) İran, Rusya ve Türkiye Suriye Hükümeti ile muhalefet arasındaki muhtemel anlaşmanın müzakerelerinde garantör olmaya ve kolaylaştırmaya hazır olduklarını ifade ederler.

6) [Bakanlar] BMGK 2254 No’lu karar doğrultusunda Suriye’de siyasi sürecin yeniden başlaması için gerekli momentumu yaratmak için bu Anlaşma’nın yararlı olduğuna inanırlar.

7) Bakanlar, Kazakistan Devlet Başkanı’nın, konuyla ilgili toplantıların Astana’nın ev sahipliğinde yapılmasına ilişkin nazik önerisini not ederler.

8) İran, Rusya ve Türkiye, IŞİD ve El Nusra’ya karşı birleşik mücadele ve silahlı muhalif grupları onlardan ayırma kararlılıklarını tekrar ederler.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: El Nusra / İran / IŞİD / Rusya / Suriye / YPG /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.