gazetecilik

‘4-5 metrelik bir kafesten sizlere yazıyorum’ – Fatih Polat

Sol Defter- Haber - 1 Haziran 2017 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

BirGün gazetesi İmtiyaz Sahibi İbrahim Aydın ve eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Berkant Gültekin, Cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle verilen 21 aylık cezanın infazı için önceki gün Kırklareli Cezaevi’ne girdi. Böylelikle tutuklu gazeteci sayısı 170’e yaklaştı. Tek tesellimiz, denetimli serbestlik kararının 2 yıla çıkması nedeniyle İbrahim ve Berkant’ın 2-3 gün içinde serbest bırakılmasının beklenmesi.

Dün de KHK ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu’ndan 3 yönetici arkadaşımızın duruşması vardı. Hatırı sayılır bir mesleki dayanışmanın olduğu duruşmada avukatlar, her yerinden dökülen iddianamenin çöpe atılarak davanın reddini talep etiller.

Türkiye, içerisi ve dışarısıyla tam bir gazeteci hapishanesine dönüşmüş durumda.

12 Mayıs 2016’dan beri tutuklu olan meslektaşımız DİHA Muhabiri Nedim Türfent, bana bir mektup göndermiş.

Aynen yayınlıyorum:

“Kalemin gizemli gücüyle merhaba

Mühürlü ve tutuklu zamanların akıntısında sırra kadem basmayıp gazeteciliğin büyülü albenisiyle yeniden yaşam bulan ve karanlığa mahkum olmak istemeyen özgür kalemlerin, düş ve düşünce insanlarının, demem o ki, eli kalem tutanların hayatlarının bir müddetini geçirmek zorunda bırakıldıkları ‘mecburi konaklama tesislerinden’ yaprak kımıldamayan bir sessizlik içerisinde, hücredeki izolasyan ikliminde ‘pranga eskitirken’ hepinizi, özlem dolu kalbimle, hasretle, ümitle selamlıyorum.

Brecht’in dediği gibi, ‘karanlık zamanlardan geçmekteyiz lakin, gece ne kadar karanlık olsa da güneş elbet doğar’. Kuşkusuz hakikat pınarında filizlenip büyüyecek olan bu güneş, karanlıkların korkulu rüyası, kabusu olacaktır. Ayrık otlarına ve kalem parmaklı kuklalara inat, peyderpey mayası tutan bu aydınlanma hali karanlığın hükmünü meslek yaşamımızda aforoz edecektir.Yine, ‘sözün bittiği yerleri’ hiç yaşamamak için ağzımızın musluklarının kapatılmasına, kalemlerimizin kırılmasına, bu direngen ışık izin vermeyecektir. Gerçek şu ki, bulutlu ve puslu zamanlarda gözlerine perde çekmek, kabuğuna çekilmek, mürekkebini kurutmak, bukalemunlaşmak, üç maymunu oynamak, vicdanı olan kalemini erk(eğ)e endekslemek ya da havuzda yüzüp, ‘Büyük Birader’in repertuarını kullanmak, ancak mesleğin fişini çekmek, gazeteciliği darağacına çıkarmak olur.

Oysa, yaşamın yegane gayesi, biricik meziyeti, darağacından dahi meyve çıkarmaktır. Yaşam ve yaşatmak için yazmaktır… Sözgelimi yaşamın her renginin, sesinin ve ezgisinin vücut bulduğu cennet bahçesi ülkemizin kangrenleşen sorunlarına bir kıvılcım dahi olsa fener tutmak, görünür kılmak için yazmaktır. Ne yazık ki, bu ışığımızı karartmak isteyenler, tozlu raflarda rotası hakikat, karanlık dehlizlerdeki pusulası özgür gazetecilik olan herkesi susturmak, sindirmek istemektedirler.

İşte, hakikat denizine hep birlikte yelken açtığımız bu şiir gibi meslekte, bu katmerli meşakkatli yolculukta en apansız ve amansız baskılara göğüs geren gazetecilik sahiplenicisi sizler, en diri ve mavi umudumuz oldunuz. Karanlıkların değirmenine su taşımayıp, gerçeklerin diline sahip çıkarak bu kısır döngüde bir kez daha çözüm reçetemiz oldunuz. Suna Aras, ‘umut yer çekimidir, hayatta kalmanın bahanesidir, yaşamla bağıdır insanın’ sözlerini övüyordu kağıt kokan yapraklara. Bu sözler, kemirilmek, kirletilmek, perdelenmek, baltalanmak, tırpanlanmak istenen umudumuzu günbegün diriltmekte, yeşertmekte, büyütmektedir.

Özgür bir ırmağın farklı kollarında birikip dayanışan gazetecilik sevdalıları, değerli dostlar, 26 Nisan 2017’den beri tek başıma tutulduğum 4-5 metrelik, daracık bir kafesten, kutudan sizlere yazıyorum. İddianamemden de alenen görüldüğü/görüleceği gibi salt gazetecilik faaliyetlerim ‘suç’ sayılarak 12 Mayıs 2016 tarihinden beri, 1 yıldır, demir parmaklıkların ardında tutulmaktayım. ‘Cezanın infazına’ dönüşen bu sürecin akabinde, ilk duruşmam 14 Haziran 2017 tarihinde Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecektir.

Mesleğinizi icra ederken Demokles’in kılıcının her an bir yerlerinize battığı bir kentte, ülkemizin ücra noktasında, hem dayanışmak, hem de kent yaşamına, bölgeye tanık olmak adına duruşmaya katılmanızı, kanat çırpıp gazeteciliğin her yerde gazetecilik olduğunu son günlerin moda tabiriyle ‘yedi düvele’ haykırmanızı ve bilakis bizleri onere etmenizi özlemle bekliyor olacağız.

Düşlerimiz ve umudumuz, dayanışma ve desteğinize gebedir.

Gazetecilik aşkıyla, umutla kalınız.

Sevgi ve saygılarımla

Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri ve İngilizce haber editörü Nedim Türfent.

#GazetecilikSuçDeğildir”

14 Haziran’da Hakkari’de Nedim’in duruşmasında olacağım. Evet, gazetecilik suç değildir!

evrensel

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: dava / Özgürlük / Tutuklu Gazeteciler /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.