tkpler

Her eğilimden Partizanlı, TKP’li gençler, işçiler ve kadınlara çağrı: Kör şiddeti durdurun, örgüt içi şiddetin siyasal nedenleri üzerine düşünün!

İşçilerin Sesi - 15 Haziran 2017 - Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

1 Mayıs 2017’de Taksim yürüyüşü sırasında kamuoyunun gündemine giren “Partizan” grubu içindeki şiddet, Şubat ayından itibaren yaşanan siyasal ayrılığın yeni bir aşaması oldu. Partizan grubu içinde yaşanan iç çatışma henüz son bulmamışken, Haziran ayının başında TKP’nin farklı eğilimleri arasında iki yıl önceki ayrılığın şiddet uygulama aşamasına gelindiğine tanık olduk.

Gazete bürolarını basmalar, demir çubuk, sopa ve bıçaklarla karşılıklı olarak yoldaşlarına acımasızca saldırılar yaşandı. TKP üzerinden “isim” kavgasının çok ötesinde anlamlar taşıyan olaylar bunlar. Kuşkusuz her iki taraf da bu gibi olayların olmasını istenmeyeceklerini açıklıyorlar. Ancak bu gibi davranışlar bu örgütler içinde ve aynı uluslararası siyasal gelenekten gelen diğer devrimci örgütler içinde sürekli yaşanmaktadır. Öyleyse neden? Bu sorunun siyasi cevabı verilmelidir.

İşçilerin Sesi Gazetesi olarak şiddetin tarafları arasında “haklı-haksız” ayrımı yapmayı ve bunun üzerinden bu olayları kınamayı ikiyüzlü buluruz. Ya da “AKP diktatörlüğü var vb. izahın ardından şimdi zamanı mı” diye tarafları sakinleşmeye çağırmayı da, şiddeti meşrulaştırdığı kanaatindeyiz. Ya da baka zaman ve zeminde şiddet yöntemini onaylamak anlamına geliyor.

İşçilerin Sesi Gazetesi örgüt içi şiddetin her iki tarafına da aynı mesefaden çağrı yapıyor ve bu karşı devrimci yöntemi terk etmelerini ve siyasal farklılıklarını siyasal düzeyde, siyasal tartışmalar içinde çözmelerini tavsiye ve talep ediyor.

Çünkü bu yöntem başta şiddeti uygulayan tarafların kendisine, ama genelde devrimci, komünist değerlere zarar veriyor. Ancak şiddeti durdurmak yetmez! Bir daha yaşanmaması için gerekli siyasal önlemleri almak gerekir.

Bu nedenle çağrımız şudur:

Partizan ve TKP eğilimlerine üye gençler, işçiler, kadınlar siyasal tartışmanın yerine geçen şiddetin siyasal kökleri, nedenleri üstüne düşünmelidir. Siyasal sonuçlar çıkartmalıdır.

Kamuoyunda öne çıkan TKP eğilimleri arasındaki kavganın da yeni olmadığı biliniyor. Çok değil 5 yıl önce TKP ismini kullandığı için hem parti yaşı hem biyolojik yaşı hayli fazla olan eski TKP’lileri bugün kavgaya tutuşan TKP’nin eğilimleri birlikte, el birliğiyle Beyoğlu’nda demir çubuklarla dövmüştü. Bu şiddet, eskiden beri TKP’li olan bu kişilerin, isimlerini değiştirmeleriyle son buldu, Toplumcu Kurtuluş Partisi adını aldılar, kısaltılmasıyla TKP 1920 ismini kullanmaya zorlandılar. Demek ki, bugünkü tkavganın haklı tarafı yoktur!

Öyleyse, bu şiddetin sebepleri neler? Bunun birkaç temel nedeni var:

Birincisi, devrimci örgütler bir daralma sürecine girmiş bulunuyor ve sınıf mücadelesinden kopuk, kendi içine kapanmış durumda. Birbirleriyle uğraşıyorlar.

İkincisi, örgüt kültürü ve yoldaşlık ilişkisi parti/örgüt üyeliğiyle edinilmiyor. Siyasal kültür ve devrimler tarihihi bilgisi, eğitim yetersizdir.

Üçüncüsü, şiddet uygulayan ve şiddet gören örgütlerin siyasal geleneği, Stalinizm devrimci ilişkiler içinde şiddeti uygulamış ve meşrulaştırmıştır. Maoizm de aynı yolu takip etmiştir.

Maoizm ve Stalinizm’le sol içi şiddet vesilesiyle hesaplaşma zamanı

Maoizm ve Stalinizm komünizmin zorunlu birer sonucu değildir. Marks ve Engels’in komünizm ideolojisi veya Lenin’in Ekim Devrimi pratiği yoldaşlar arası siyasal ayrılıkları şiddete başvuran yöntemlerle çözmek gibi bir uygulamayı meşru saymadı.

Öyle ki, Ekim 1917 arifesinde Zinovyev ve Kamenev’in ayaklanma zamanını ifşa etmeleri gibi en ağır siyasal suçlarda bile, Lenin ve yoldaşlarının aklına şiddete başvurmak gelmedi. Aksine, şiddete başvuranlar Sosyalist Devrimciler oldu, Lenin’e suikast yaparak onu ağır yaraladılar. Lenin’in erken aramızdan ayrılmasına yolaçtılar. Bu yöntemi daha sonra Stalin yönetimi uyguladı ve 1940’ta Troçki Stalin’in ajanı tarafından süikaste kurban gitti.

Siyasal farklılıklara karşı şiddet uygulama yöntemi, Lenin’den sonra Stalin eliyle ve ondan öğrendiği kadarıyla Mao’ eliyle sürdürüldü. Bu iki gelenek (Maoizm ve Stalinizm) komünizmin diyalektik sonuçları, zıtları olmuştur. Muhaliflerini ve farklı düşünen yoldaşlarını kolayca “karşı devrimci, hain, işbirlikçi” gibi sıfatlarla yaftalamış, düşmanlaştırmış ve fiziki olarak ortadan kaldırmayı “devrimci yöntem” saymışlardır.

Mao’nun Kültür Devrimi ve ardından Kamboçya’da Pol Pot rejimi onbinlerce insanı devrimci dönüşüm adına imha etmişti.

Stalin ise, 1917 Devrimi’nin bütün merkez komitesini (kendisi hariç) düzmece mahkemelerle, iftiralarla, sahte yargılamalarla tasfiye etmiş, Sol Muhalefet ve Troçki başta olmak üzere siyasal ayrılığı olanları hapishanelere, sürgünlere göndermekle kalmamış, on binlercesini kurşuna dizdirmiştir.

Bugün, başta Partizan grubu ile TKP’nin farklı eğilimlerinden gençler, işçiler, kadınlar samimi biçimde siyasal tartışmanın yerine geçen şiddetin siyasal kökleri üzerine düşünmeden, şiddetin siyasal nedenleri üstüne kafa yormadan, bu siyasal sorunu kavrayıp üstüne yürümeden örgüt içi ve örgütler arası şiddet önlenemez.

Adı geçen örgütlerin üst yöneticileri kuşkusuz bu tartışmayı yapmayacakları ve iktidarlarını koruma kaygısıyla hareket edecekleri için şiddetin siyasal olarak üzerine gitmek üzere soruna siyasal düzeyde yaklaşma çağrımız tabandaki samimi komünistleredir.

İşçilerin Sesi Gazetesi

 

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: HTKP / KP / Maoizm / Partizan / Stalinizm / TKP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.