kursiyer

Kursiyer ve bursiyerli istihdam mucizesi

Aziz Çelik - 13 Kasım 2017 - Güncel Politika / İşçi Gündemi

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

‘İstihdam seferberliği’ tartışması gündemdeki yerini koruyor. Konu 1 Kasım 2017 tarihinde toplanan İŞKUR 9. Genel Kurulu’na da damgasını vurdu. DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada istihdam artışında asıl payın stajyer, kursiyer ve bursiyerlerden kaynakladığını söyleyince, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu bu verilerin yanlış olduğunu iddia etti. Kursiyer, bursiyer ve stajyer artışına daha önceki yazılarımda dikkat çekmiştim. Bu tartışma vesilesiyle konuyu bir kez daha ele almak istiyorum.

Sigortalı işçi sayısı artıyor mu?

Kayıtlı istihdam artışının en sağlıklı izlenebileceği yer, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sigortalı istatistikleridir. Bu veriler kayıtlara dayalı olduğu için kesin niteliklidir. İstihdam artışına ilişkin spekülasyonları gidermenin en sağlıklı yolu SGK verilerine bakmaktır. SGK’nın sigortalı sayılarının ayrıntılarına bakıldığında, istihdam artışının arka planı daha net ortaya çıkmakta ve hangi alanda istihdam artışı yaşandığı görülmektedir.

Temmuz 2016-2017 dönemi SGK kapsamındaki tüm sigortalı sayılarına bakıldığında, Temmuz 2016’da 20 milyon 451 bin olan toplam sigortalı sayısının Temmuz 2017’de 21 milyon 895 bine yükseldiği görülüyor. Sigortalı sayısındaki toplam artış 1 milyon 444 bindir. Ancak bu artışın hangi istihdam türünden kaynaklandığı önemlidir.

Temmuz 2016-Temmuz 2017 döneminde kamu görevlisi (4/c) sayısı 96 bin azalırken, bağımsız çalışanların (4/b) sayısı 126 bin arttı. Bir diğer ifadeyle sigortalı sayısındaki artışın ezici kısmı 4/a kapsamındaki sigortalı artışından kaynaklıdır. 4/a kapsamındaki artışın toplam olarak 1 milyon 412 bin olduğu görülmektedir (Tablo). Asıl önemli olan burasıdır. Ancak bu artışın bileşimi önem taşımaktadır.SGK istatistiklerinde 4/a kapsamında çalışanlar çeşitli alt kategorilere ayrılıyor. Bunlardan en önemlisi zorunlu sigortalılardır. Zorunlu sigortalılar bir ya da birden fazla işveren tarafından iş sözleşmesiyle çalıştırılanlar olup iş hukuku bakımından işçi sayılanlardır. Sigortalı istihdamın can alıcı kategorisi burasıdır. 4/a kapsamındaki diğer kategoriler yurt dışı topluluk sigortalısı, tarım sigortalısı, kısmi süreli çalışanlar, çıraklar, stajyerler ve kursiyerlerdir. Yurtdışı topluluk ve tarım sigortalısı sayısı son derece sınırlı bir kapsama sahiptir. Kısmi süreli çalışanların sayısında ise son yıllarda önemli bir değişim gözlenmiyor. Bu nedenle 4/a kapsamında bakılması gereken asıl nokta zorunlu sigortası (işçi) sayısı ile çırak, stajyer, kursiyer ve bursiyer sayısındaki değişimdir.

2016’nın temmuz ayında 14 milyon 67 bin olan zorunlu sigortalı (işçi) sayısı, 2017’nin temmuz ayında 14 milyon 195 bine yükselmiştir. Son bir yıldaki artış sadece 128 bindir. Sigortalı sayısındaki artışın asıl nedeni stajyer, kursiyer ve bursiyer sayısındaki patlamadır. 2016’nın temmuz ayında 150 bin olan çırak ve stajyer sayısı, 2017’nin temmuz ayında kursiyer ve bursiyerlerin de eklenmesiyle 1 milyon 430 bine yükseldi.

Böylece 2016-2017 döneminde yaşanan 1 milyon 412 bin kişilik sigortalı artışının 1 milyon 279 bini çırak, stajyer, kursiyer ve bursiyer artışından kaynaklıdır. Çırak, stajyer, kursiyer ve bursiyerler iş hukuku kapsamında işçi değildir. Bu durumda zorunlu sigortalı işçi sayısında Temmuz 2016-2017 döneminde sadece 128 bin kişilik artış yaşanmıştır.

Stajyer, kursiyer ve bursiyer sayısı neden patladı?

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4/a bendi hizmet (iş) sözleşmesi ile bağımlı çalışanları kapsamına almaktadır. 4/a kapsamındakiler, devlet memurları ve kendi hesabına çalışanlar dışındaki iş sözleşmesi ve benzeri şekilde bağımlı ve ücretli çalışanlardır. Sigortalı istihdamın en geniş temelini bu kategori oluşturmaktadır. SGK’nın 4/a kapsamında saydığı stajyer, kursiyer ve bursiyerler iş hukuku açısından işçi olarak sayılmamakta, işi teorik/pratik anlamda öğrenmek için işverenin yanında çalıştırılan kimse olarak tanımlanmaktadır.

Stajyer, kursiyer ve bursiyerlerle ilgili 2016 yılında önemli değişiklikler yapıldı. 16 Şubat 2016 tarihinde ve 6676 sayılı Kanun ile stajyer adı altında çalışanların kapsamı genişletildi. “Staja tabi tutulan öğrenciler” yanında “kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen projelerde görevli bursiyerler” de kapsama alındı. Bu kategoride çalışanlar 5510 sayılı yasanın 4/a maddesi kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı kapsamına alındı ve genel sağlık sigortalısı sayıldı. Böylece İŞKUR projeleri kapsamında cep harçlığı ile İş Kanunu kapsamı dışında çalıştırılan yüz binler sigortalı sayıldı.

2 Aralık 2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanun ile mesleki eğitim kapsamında, 10 ve daha fazla sayıda çalışanı bulunan işletmelerde, çalışan sayısının yüzde beşinden az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurum öğrencilerine staj yaptırılması zorunlu hale getirildi. Aday çırak ve çıraklarla birlikte stajyerlerin de ücretleri (asgari ücretin yüzde 30’u) İşsizlik Sigortası Fonu’ndan “devlet katkısı” adı altında ödenmeye başlandı. Ayrıca yine İşsizlik Sigortası Fonu’ndan finanse edilen Toplum Yararına Çalışma Programlarında çalışanlar da 4/a kapsamında sigortalı kabul ediliyor.

Nitekim 2017 Ocak-Eylül döneminde İşsizlik Sigortası Fonu’nun 19,5 Milyar TL gelirinin yüzde 34’den fazlası (6,7 Milyar TL) stajyer, kursiyer ve bursiyerler için sağlanan teşvikler kapsamında harcandı. İşsizlere yapılan ödeme ise 3,2 milyar TL düzeyinde kaldı. Bu yasal değişiklikler ve teşvikler stajyer, kursiyer ve bursiyer sayısını 2017 yılında ciddi biçimde artırdı. Ücretleri ve primleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödenen ve iş hukukunun işçi olarak kabul etmediği stajyer, kursiyer ve bursiyer sayısında yaşanan artış, gerçek istihdam artışı olarak değerlendirilemez. İstihdam seferberliği kapsamında iddia edilen artış, eğreti ve hormonludur. Dahası İŞKUR tarafından finanse edilen ucuz işgücü deposu anlamına gelmektedir.

Şinasi Yeldan’ı kaybettik

İş hukukunu işçinin hukuku olarak belleyen hukukçuların duayeni, işçi sınıfının emektar hukukçusu, DİSK avukatlarından ve TİP yöneticilerinden Şinasi Yeldan’ı (1930-) kaybettik. Böylece birkaç gün önce kızı Selen’i 16 yaşında kaybeden Erinç Yeldan Hoca babasının da kaybıyla iki büyük acıyı üst üste yaşadı. Şinasi ağabeyin anısı önünde saygıyla eğilirken, Erinç Hoca’ya başsağlığı ve sabır diliyorum.

BirGün

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: istihdam / kursiyer /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir