metal-iscileri

Metal işçileri OHAL ve savaş çemberinde…

Seyfi Adalı - 29 Ocak 2018 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Metal işkolunda yaklaşık 130 bin işçiyi kapsayan grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri patronların ‘kırmızı çizgi’leri sebebiyle tıkandı. Arabulucu aşamasından bir çözüm çıkmadı. Yasa gereği üç sendika (Türk Metal, Birleşik Metal-İş, Çelik-İş) grev kararı aldı. 2 Şubat Cuma günü grev uygulamaya karar verdiler.

Grevi uygulama günün grev kararıyla (*) birlikte alınması sendikaların işi sıkı tuttuğunu gösteriyor. Metal işkolunda 2015 yılında yapılan toplu sözleşme görüşmeleri, işçi hareketi tarihine ‘metal fırtına’ olarak geçmiş, on binlerce metal işçisi haklarını korumadığını düşündükleri sendikalara tepki göstermiş, üyelikten istifa etmişti. Bu kez sendikalar işçilerin tepkileri ile patronların kırmızı çizgileri arasında sıkıştılar. Bir dizi eylem kararı aldılar.

Türk Metal, Çelik-İş gibi patronların dizinin dibinden ayrılmayan sendikaların işyerlerinde eylem yapmaları pek nadir mümkün olmuştur. Demek ki, bıçak kemikte!

Sendikaların grev uygulama kararını açıklanmasının ardından iki önemli gelişme oldu: Birincisi, patronlar lokavt ilan ettiler, diğeri grev uygulaması bakanlar kurulu kararıyla 60 gün ertelendi. Grev yasal olarak fiilen imkansız hale getirildi. Ek olarak Afrin operasyonu başladı.

Her üç sendika yönetimi tonları farklı olmak üzere bakanlar kurulunun grevi yasaklama kararını tanımadıklarını açıkladılar. İşyeri eylemlerini sürdürdüler. Günde bir saat iş bırakmaya kadar (yarım saat sabah yarım saat öğleden sonra) işi vardırdılar.

Lokavt ve grev erteleme kararı bekleniyordu. Sendikaların bir kısmı grev ertelemeyi ve lokavtı OHAL koşullarında bile göğüslemeyi göze aldığını ifade etmişti. Ancak savaş hali, OHAL’i aşan yeni bir durum.

Afrin operasyonu ve savaş hali, sıkışan patronlar ve uzlaşmacı sendikacılar için bir bahane, mücadeleden kaçış noktası olabilir. İşçiler içinse, sömürü ve baskının katmerlenmesi anlamına gelecektir.

Hükümete karşı çıkan herkesin ‘terörist’ ilan edildiği, vatan-millet edebiyatının tavan yaptığı koşullarda metal işçileri grev kararını uygulayabilecek mi?

Sendikacıların siyasal tutumları savaşın karşısında yer almıyor. Hiçbirinden ciddi bir karşı duruş açıklaması gelmedi. İşçiler tek, tek gelse hem patronlara, hem sendikacılara hem de hükümete karşı tutum almakta zorlanmayabilirdi. Ancak bu kez savaş ve ordu işin içinde…

İşçilerin en meşru ve haklı oldukları bir zamanda olmamıza rağmen, karşılarındaki bloğu yıkabilecek güçleri de olmasına rağmen, işi derleyip toparlayacak, işçi birliğini sağlayıp örgütleyecek ve sendikacıların yarım bıraktığı yerden mücadeleyi omuzlayıp ileriye taşıyacak bir örgütlenmeleri yok.

Savaş hali işçi sınıfı için kötü oldu ve barış talebi bu sebeple işçilerin acil taleplerinden biri olmalıdır.

OHAL’in patronlara yaradığının kanıtı olan metal toplu sözleşme süreci, metal patronları örgütü MESS’in taviz vermemesine yol açıyor. Savaş halinden patronlar yararlanacaktır. Nitekim, Türk Metal MESS’in yüzde 10 daha ücret artışı teklifine karşılık, ücret teklifini yüzde 8 eksilterek yüzde 30’a çektiğini açıkladı. Bu yazı yazıldığı sırada MESS sendikalara yeni bir görüşme teklifi götürdü, 29-30 Ocak günlerinde yeni görüşmeler olacak.

Savaş hali, OHAL ve bakanlar kurulunun grev ertelemesi işçi sınıfı ve sermaye arasındaki güçler dengesini işçilerin aleyhine bozan çok önemli etkenlerdir. Toplu sözleşme, ücret ve sosyal haklar işçi sınıfı ile sermaye arasındaki güçler dengesine bağlı olarak belirlenir. Bu dengeyi işçiler aleyhine bozan etkenler gibi, işçileri güçlü kılan etkenler de var.

Örneğin 130 bin metal işçisinin birlik olması, aileleriyle birlikte 500 bini bulan bir kitlenin harekete geçmesi, bu güçler dengesini işçilerin lehine değiştirecek temel unsurdur. Kuşkusuz böyle bir birlik ve hareketlenme işçi sınıfının diğer kesimlerinden ve demokratik kamuoyundan destek bulacak, sermayenin ve hükümetin işçi düşmanı politikalarını sınırlayacak, geriletecek siyasi bir faktöre dönüşecektir.

Potansiyel olarak bu mümkündür ve ancak bu potansiyeli fiili kuvvete büründürecek birlik ve örgütlenme eksiktir. Mevcut sendikaların bölünmüşlüğü ve liderliklerinin politikaları sözünü ettiğimiz birlik ve örgütlenmeyi yapacak çapta değil.

Bu görev, işçi sınıfının devrimcilerine, devrimci sosyalistlere düşüyor. İşçi sınıfını hem barış döneminde hem de savaş dönemlerinde haklarını, çıkarlarını koruyacak tek şey, birlik ve örgütlenmedir. İşçi sınıfı birlik ve örgütlenmisi başarmadan, sermayenin dayattığı koşulları yırtıp atamaz.

Grev yasağına karşı, TİS ve sendika seçme özgürlüğü için, işyerlerinde her düzeyde birlik ve örgütlenmeye.

Metal işçilerinin greviyle dayanışmaya!

 

 

(*) Toplu sözleşme ve Grev Kanunu, arabulucudan sonuç çıkmaması halinde, sendikaların grev kararı almasını zorunlu tutuyor. Grev kararı yasal bir zorunluluk olarak alınıyor. 60 gün içinde ise, 7 gün önceden bildirilmek üzere grev uygulama kararı alınıyor. Bu kez sendikalar yasal zorunluluk olan grev kararını alırken grev uygulama gününü de karara bağladılar. MESS’e karşı bir kararlılık ifade ettiler.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: metal işçileri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.