Lula-da-silva

Lula meselesi – Sbrina Fernandes

Sol Defter- Haber - 9 Şubat 2018 - Dünya Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Lula’nın davasının temyizine ilişkin nihai oylama yapıldığında, Brezilya’nın eski başkanının ceza kararının, piyasalar São Paulo borsasının tüm zamanların en yüksek seviyesini kutladığı sırada onaylanmış olması şaşırtıcı değildi. Şaşırtıcı olan, cezasının dokuz yıldan on iki yıla çıkmasıydı. Bu durum, Brezilya solu için, seçime ilişkin ve seçimin ötesinde ne anlama gelmektedir?

Mahkemenin hükmü Lula’nın derhal tutuklanacağı anlamına gelmemekle birlikte, halen devam eden bir dizi davası olduğu göz önüne alındığında, bu durum onun kampanya umutları üzerine gölge düşürüyor. Tüm itirazlar reddedildiği takdirde, Brezilya’nın Ficha Limpa (Temiz Sicil) yasası sayesinde, Lula, bu yıl başkanlık yarışından men edilmiş olacak. Bu, diktatörlük sonrası yeniden demokratikleşme sürecinden bu yana, her yarışta bir başkan adayı bulunan İşçi Partisi (PT) açısından bir sorun anlamına geliyor. PT adayları partinin sol üzerindeki seçim hegemonyasını güvence altına alarak, her zaman diğer sol adaylarını geride bırakmıştır.

Yine de Lula PT’den daha büyük ve partinin halihazırdaki yüzde 20-30’luk potansiyel seçmen aralığını ileri taşıyacak başka bir temsilcisi bulunmuyor. PT’nin en iyi ikinci senaryosu, Lula’nın bir zamanlar Dilma Rousseff’le yaptığı gibi meşru bir halef senaryosunu yürürlüğe koyması. PT’nin Lula’yı başka bir adayla değiştirmek için teknik olarak Seçim Gününden yirmi gün öncesine kadar vakti var, bu da Lula son dakikaya kadar kampanyaya katılabilir anlamına geliyor.

Elbette bu belirsizlik, Brezilya solunda yaşanan yoğun çözülmeyi seçim zeminine taşıyor. PT’nin müttefik partisi Brezilya Komünist Partisi (PcdoB), Manuela D’Avila’yı kendi başkan adayı olarak gösterdi; Demokratik İşçi Partisi (PDT) ve Ciro Gomes ise sağa karşı bir merkez sol projesini güçlendirmek için bir ittifak kurdular. Gerçi sağ tehdidi, Brezilya Sosyal Demokrasi Partisi’nin (PSDB) Geraldo Alckmin ve João Doria ile sürtüşmesiyle ve liberal muhafazakârların sağcı Jair Bolsonaro’ya karşı yaptığı manevrayla birlikte kendini dağıtmasıyla azalmıştır. PSDB, PT’nin seçimlerde ezeli rakibidir ve partinin geleneksel tercihi Alckmin olmasına rağmen, Doria 2016 yılında, önemli bir medya ve siyaset profili kazandığı São Paulo belediye başkanlığı seçiminde başarılı bir kampanya yürütmüştür.

Bolsonaro, kazanmak için gerçek bir şansa sahip olsun ya da olmasın, Sol için bir sorundur. LBGTQ topluluklarına karşı öfkeli bir tutum sergilemekte, polis gücünü tepeden tırnağa silahlandırmak ve onlara daha fazla öldürme yetkisi vermek istemekte, geleneksel aile yapısının korunmasından söz etmekte ve başkan olunca Brezilya’nın Trump’ın en iyi dostu olacağını iddia ederken milliyetçi söylevlere başvurmaktadır. Bolsonaro korkusu, İşçi Partili olmayanları bile Lula’ya doğru geri itiyor. Solun, Sağı sandıkta yenilgiye uğratmak için çok zayıf olduğunu ispat etmesi ihtimaline karşı bir birlik ortaya çıkarmak ve kendi suçlarının cezasını şimdiden çekmek çabasındalar.

Bu, Brezilya solu içindeki derin bir melankoli tarzını yansıtıyor. Radikal sol, geçmişe yönelik güçlü bir arzuyu gelecekteki imkanların anahtarı olarak görerek mücadele ederken –özellikle de PT tarafından boşa harcanmış fırsatlar söz konusu olduğunda­– ılımlı sol, bu olasılıkların niçin asla gerçekleşemeyeceğine ilişkin tekrarlayıp duran bir kendini haklı çıkarma tarzına saplanmış durumda. Özeleştiri ve siyasi programların incelenmesinin yerini, suçu dış güçlere –piyasa, politik ilişkiler, Sağ– atmak almış durumda. Lula’nın durumu ve Sağ’dan yönelen tehdit bu melankoli halini daha da güçlendirmiş ve güncel olasılıklara dair farklı görüşler arasındaki bazı çizgileri bulanıklaştırmıştır. Radikal sol, kalan en son tutarlığını da yitirmekte ve kötünün iyisi mantığı yeniden güç kazanıyor.

Örneğin Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi (PSOL) PT’ye yakınlaşma baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu, PSOL’nin az biraz bir orta sınıf partisi kadar olmak için daha fazla taban inşa etmesi gerektiği esasına göre haklı bir durumdur. Bununla birlikte, PT’nin uzun süredir seçim zamanı dışında ciddi bir taban inşası çabasından vazgeçtiği de bilinmektedir. Artakalan sadık taban, genellikle Topraksız İşçi Hareketi ve Merkezi İşçi Sendikası gibi diğer örgütlere bağlıdır.

Bu, son yıllarda büyüyen Evsiz İşçiler Hareketi’ni (MTST) bir çekişmenin ortasında bırakmıştır. PT ile geçmişteki ilişkileri ve Lula kovuşturmasının 2016 darbesinin ikinci aşaması olduğuna dair açıklamaları, hareketin Lula ile beraber olduğunu kesinleştirmektedir. Aynı zamanda PSOL üyeleri ve grupları, karşılarındaki PT hükümeti olduğunda bile, işgaller gerçekleştirerek ve birlikte protestolar düzenleyerek MTST’yi yalnız bırakmamışlardır. Bu arada, MTST’nin ulusal koordinatörü Guilherme Boulos, PSOL’un öncelikli başkan adayı olarak görülüyor. PT ve PSOL arasındaki bu itme ve çekme, Brezilya’nın kentsel krizinin kaçınılmaz doğası nedeniyle ciddi potansiyel barındıran evsiz işçi hareketi ile her iki taraf arasındaki ilişkiyi gerginleştirebilir.

Melankolik düşünceden doğan karışıklıklar ve çelişkiler, Solu savunmacı pozisyona itmektedir. Yapılacak her eylem seçim konjonktürü tarafından sınırlandırılmış ve kalıcı bir çözülmeyle sonuçlanmış durumdadır. İşin kötüsü, Sol, daha dün yaşanmış acı sonuçlar sanki hiç gerçekleşmemiş gibi halen daha şu soruyla felç olmuş haldedir: Lula 2018’de başkanlık adayı olacak mı?

[Nacla’daki İngilizce orijinalinden Gamze Boztepe tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Brezilya / Lula da Silva /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.