torunlar

Torunlar Center davası: Bu karar vicdanları kanatır…

Sol Defter- Haber - 25 Mart 2018 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre, İstanbul Mecidiyeköy’deki Torunlar Center inşaatında 2014 yılının Eylül ayında asansörün yere çakılması sonucu hayatını kaybeden 10 işçinin ölümüyle ilgili verilen kararın yankıları sürüyor. Davanın savcısı verdiği mütalaada 9 kişinin, “Bilinç taksirle ölüme neden olmak” suçundan 3 yıldan 22.5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını istemiş, mahkeme heyeti ise karar duruşmasında 16 sanık hakkında beraat kararı verirken 9 sanığa ise adli para cezası verilmesine hükmetmişti. Ancak karar 10 işçinin ölümüyle ilgili bir çok soruyu yanıtsız bıraktı. Müşteki avukatlarından Yıldız İmrek, 4 yılda 16 duruşması yapılan davada neler olduğunu anlatırken, “AİHM dahil bütün başvuru haklarımızı kullanarak, sonuna kadar adalet mücadelemizi sürdüreceğiz” diyerek verilen kararın hukuka aykırı olduğunu söyledi.

‘TORUNLAR İÇİN ANAYASA MAHKEMESİ’NDEN SONUÇ BEKLİYORUZ’

Olayın yaşandığı yıl savcılık Torunlar Center’ın patronları hakkında takipsiz kararı verdi. Bu nedenle davada sadece iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile asansör firmasının imalat çalışanlarından oluşan 25 sanık yargılanmaya başladı. Avukat Yıldız İmrek, dosya henüz soruşturma aşamasındayken verilen takipsizlik kararının patronlar için ‘cezasızlık’ anlamına geldiğini söyledi: “Öncelikle söylemeliyiz ki iş kazalarında ölümlerin tamamının ‘önlenebilir’ olduğu bilimsel ve teknik olarak kanıtlandı. Bu nedenle, iş kazalarını iş cinayetleri olarak adlandırıyoruz. Ölümlerin nedeni, patronların kâr hırsı ve hızlı üretim baskısıyla iş güvenliği tedbirlerini almaması, devletin iş güvenliği tedbirlerini denetlememesi ve yargısal düzeyde de caydırıcı cezaların olmaması, cezasızlık pratiğidir. 10 işçinin yaşamını yitirdiği 6 Eylül 2014 tarihli asansör faciasında da böyle oldu. Soruşturmanın başlangıcında savcılığın Torunlar patronları hakkında takipsizlik kararı vermesine itiraz ettik. Karara ilişkin başvurduğumuz Anayasa Mahkemesi’nin sonuçlanmasını bekliyoruz.”

NEDEN ‘OLASI KAST’LA CEZA VERİLMELİYDİ?

İmrek, sanıklara ‘olası kast’la ceza verilmesi gerektiğini belirtirken gerekçelerini de şöyle anlatıyor: “25 kişi hakkında bilinçli taksirle 10 kişinin ölümüne sebebiyet vermekten dava açılmıştı. Yargılama boyunca, işçi ailelerinin vekilleri olarak olayda ağır kusur bulunduğunu, yetkililerin yasal sorumlulukları olmasına rağmen ve hayati tehlikeyi öngörmelerine rağmen güvenliksiz koşullarda çalışmayı sürdürmeleri nedeniyle ‘olası kast’la cezalandırılmalarını talep ettik. Kaza göz göre geldi. Aynı iş yerinde birkaç ay önce Erdoğan Polat isimli işçi yaşamını yitirmiş ve Çalışma Bakanlığı iş müfettişleri, asansörlerin switch’ler olmadan çalıştırıldığını tespit etmişti. Bu eksikler aradan geçen aylar boyunca giderilmedi ve 10 işçiye mezar olan asansörün düşme nedeni de switch’lerin çıkarılmış olmasından kaynaklandı. İş güvenliği uzmanları çok sayıda hayati tehlike anlamına gelen ‘ramak kala’ tutanağı tutmuş. Aynı asansör bu kazadan önce bir çok kez birkaç kat düşmüş. Bütün bu olanların tutanakları da var. Asansör firması ile Torunlar arasında asansörlerin kapılar açık çalıştığına dair birçok mail yazışması var. İşçilerin tanıklıkları var. İşçiler defalarca asansörlerin arızalandığını, düştüğünü, can güvenliği koşulları olmadan çalışma yapıldığını, bu durumu hem Torunlar’ın hem Geda Majör asansör firmasının ve hem de NCA iş güvenliği firması yetkililerinin bildiğini ama sorunların çözülmediğini anlattılar. Sanıklar dahi kendilerini savunurken aslında iş güvenliği koşullarının olmadığını teyit ettiler. Bu durumda ‘olası kast’la ceza verilmesi gerekirdi.”

‘VİCDANLARI KANATAN BİR KARAR…’

16’ncı duruşmada çıkan kararın ‘vicdanları kanattığını’ söyleyen İmrek, “Cuma günü verilen bu karar, dava açılan 25 kişiden 9 kişiye ödül gibi ceza, 16 kişiye beraatle ‘cezasızlık’ pratiğinin yeni bir belgesi olmuştur” diyor. Ayrıca işçinin yaşam hakkının patronun kâr hırsına feda edildiğini aktaran İmrek şöyle devam ediyor: “İşçi ailelerinin acılarını, toplum vicdanını hiçe sayan insafsız bir karar oldu. 10 işçinin yaşamının karşılığı olarak verilen ceza, devletin yargılama giderinden daha ucuza gelmiştir. Yargılama gideri 80 bin 255 TL’dir. İşte bu karar bu kadar vicdanları kanatan bir karar oldu. Basit taksirle ceza verilse dahi, cezanın para cezasına çevrilmesi zorunluluğu olmadığı halde, para cezasına çevrilmesi ve bunun da 24 takside bölünmesi kabul edilemez. Trafik kazalarında dahi, birden çok kişinin ölümüne sebebiyet verilmişse, cezanın paraya çevrilmesi çoğu kez uygulanmaz. Trafik kazası birkaç dakikalık bir dikkatsizliğin sonucudur. Oysa bir iş cinayetinde aylarca, günlerce yayılan bir vurdumduymazlık söz konusu ve 10 işçinin cenazesi ortadayken para cezasına çevrilmesi ağır bir vebal.”

“Bu karar, iş cinayetlerine yol veren bir karar olmuştur. Asla kabul etmeyeceğiz” diyen İmrek savcılığın kendi mütalaasına sahip çıkması gerektiğini vurguladı: “İstinaf Mahkemesi’nin, Ceza Kanunu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre yaşam hakkını ağır biçimde ihlal eden bu kararı bozmasını bekliyoruz. Savcılık, esas hakkında mütalaasında basit taksirden değil, bilinçli taksirden cezalandırma istemişti. Savcının da kendi mütalaasına sahip çıkıp karara karşı istinaf yoluna başvurması gerekir. İstinaf mahkemesi, hukuka ve vicdana aykırı bu kararı düzeltmediği takdirde, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM dahil bütün başvuru haklarımızı kullanarak, sonuna kadar adalet mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Hangi sanık ne iş yapıyordu?

Kararını açıklayan mahkeme heyeti 9 sanık hakkında ‘sabıkalarının olmayışı’ ve ‘duruşmadaki davranışları’nı dikkate alınarak ayrı ayrı ‘taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan 8 yıl 4’er ay hapis cezası verdi. Mahkeme heyeti 9 sanığı tali kusurlu olmalarını göz önünde bulundurarak 60 bin 800 TL adli para cezasına çarptırdı. Ayrıca mahkeme sanıkların meslek ve sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla suç işledikleri gerekçesiyle 3 ay süreyle meslekten yasaklanmalarını da hükmetti.

Adli para cezasına çarptırılan isimler ve görevleri:

Önder Türksoy: Asansör firmasının imalat sorumlusu.

Ümit Savul, Turgay Dalkıç ve Adem Akyıldız: Asansör bakım ve tamir işlerinden sorumlu şirket çalışanları.

Murat Aytimur: Torunlar İnşaat’ın proje müdürü.

Ahmet Sait Demir, Mert Çanakçı: İş güvenliği çalışanları.

Bünyamin Keskin, Emre Öz: İnşaat firması çalışanları.

Beraat eden 16 sanık: 

Mahkeme heyeti, Kadir Dinç, Selçuk Erdur, Ömer Kuş, Bahadır Uçar, Kadri Şükrü Yılmaz, Remzi Aydın, Metin Karakoç, Hakan Çelebi, Halil Tarık Çalışkan, Onur Uludaşdemir, Ercan Tokmakçı, İsmail Hakkı Doruk, Orhan Demirel, İbrahim Mert Uzun, Levent Yaşar Çelik ve Erkan Okur hakkında ise beraat kararı verildi.

Torunlar için takipsizlik kararı verilmişti

Savcılık 21 Ekim 2014’te 10 işçinin can verdiği faciaya ilişkin soruşturmada Torunlar İnşaat firması için takipsizlik kararı vermişti. Takipsizlik kararı verilen isimler şöyleydi:

Aziz Torun: Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı

Yunus Emre Torun: Torunlar GYO Yönetim Kurulu Üyesi

Mehmet Torun: Yönetim Kurulu Başkan Vekili,

Lütfü Vardı: Torunlar GYO Muhasebe Müdürü

Abdülvahit Kaplan: Torunlar İnşaat Satın Alma Müdürü

Tuncel Akarçay: Torun Center Proje Koordinatörü

Haluk Okur, Bektaş Ateş, Özmen Özmenoğlu: İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı

Ölen işçilerin isimleri…

Tahir Kara, Hıdır Ali Genç, İsmail Sarıtaş, Bilal Bal, Cengiz Tatoğlu, Murat Usta, Menderes Meşe, Vahdet Biçer, Ferdi Kara, Cengiz Bilgi.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: iş cinayeti / iş cinayeti davaları / Torunlar Center /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.