vladimir_lenin

Lenin’in seçim stratejisi: Birinci Duma toplanırken…

Sol Defter- Haber - 27 Mayıs 2018 - Dünya Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Duma toplanınca Lenin’in de saldırıya geçmesi uzun sürmedi. Ama etkin bir Duma çalışması kitle çalışmasıyla bağlantılı olmalıydı. Bundan bir gün önce, Bolşevikler St. Petersburg’da Volna [Dalga] isimli yasal bir günlük gazete yayımlamaya başladılar ve geri kalan siyasi alandan bu şekilde yararlandılar. Nikolay’ın küçümseyici bir konuşma yaptığı törensel açılış oturumundan yaklaşık bir hafta sonra Lenin’in gazetede yayımlanan ilk makalesi, “evrenin merkezi olduklarını düşünen… [ve] barışçıl parlamentarizm hayali kuran” Kadetlerle dalga geçiyordu. Kadetlerin 480 vekilliğin 180’ini alarak Dumadaki en büyük bloku oluşturmalarına rağmen, gerçek tarihin, “halk” tarafından, “kalabalıklar” tarafından yapılacağını yazıyor ve bir tavsiyede bulunuyordu: “Dumadaki azınlığın, ‘Trudovik Grubun’ ve ‘Duma İşçi Grubu’nun Kadetlerden farklı bir duruş sergileyeceğini … [ve] bütün çabalarını ve faaliyetlerini önümüzdeki büyük işi ilerletmek üzere bir şekilde yardımda bulunmaya yoğunlaştıracaklarını umalım.” Lenin, bu amacın yerine getirilmesini, kısacası somutlaştırılmasını şansa bırakmayacaktı.

Lenin, “Dumadaki azınlık”la, öncelikle, Trudovik parti olarak bilinegelen parti içinde gevşek biçimde örgütlenen 90 civarındaki köylü vekili ve ikinci olarak da seçim sürecinin geç aşamalarında seçilen ve Dördüncü Kongre tarafından kendi Duma grubu olarak yetkilendirilen 15 vekili kastediyordu. Bu iki Duma grubuna umut bağlaması tesadüf değildi. Bunlar, Lenin’in Nisan 1905 Bolşevik kongresinin arifesinde yazdığı Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği başlıklı broşürde önerdiği “proletarya ve köylülüğün demokratik diktatörlüğü”nün, Rus devrimi için gerekli olan koalisyonun potansiyel temsilcileriydi. Rejim, köylülüğün monarşiye sadık olduğunu varsaydığı için şaşırtıcı derecede büyük bir vekil sayısıyla temsil edilmelerine yol vermişti, Dumada soylular/toprak sahipleri sınıfının temsilcileriyle birlikte davranmalarını bekliyordu. Lenin’in Trudoviklere ve “Duma İşçi Grubu”na seslenmesi, bu ihtimalin gerçekleşmesini önleme amacıyla yaptığı başlama vuruşuydu.

“Duma İşçi Grubu”na gelince; Lenin bir gün sonra Duma üzerine yazdığı ilk önemli makalesinde bu on beş kişinin kim olduğunu ve Dumaya nasıl girdiklerini temkinli bir biçimde açıklıyordu: “Bu kişiler, işçi örgütleri tarafından aday gösterilmediler. Parti onları, çıkarlarını Dumada temsil etmekle yetkilendirmedi. RSDİP’in tek bir yerel örgütü bile üyelerini Devlet Dumasına aday göstermek konusunda (yapabilecek olmasına rağmen) karar almadı. İşçi vekiller Dumaya parti harici kanallarla girdiler. Neredeyse hepsi, hatta hepsi Kadetlerle yapılan doğrudan ya da dolaylı, zımni ya da açık anlaşmalarla girdiler. Pek çoğu Dumaya öyle bir biçimde girdi ki, anayasal demokratlar olarak mı yoksa sosyal demokratlar olarak mı seçildiklerini söylemek bile zordur. Bu bir gerçektir ve … bugün pek çok sosyal demokratın yaptığı gibi, bunu örtbas etmek affedilemez bir durumdur ve yararsızdır… çünkü bu, genel olarak seçmenleri ve özel olarak da işçi partisini bilgilendirmemek anlamına gelir. Yararsızdır çünkü gerçek, zamanla ortaya çıkacaktır.” Aslına bakılırsa, bu vekillerin nasıl seçildiği ve kime hesap verecekleri konusunda dürüst olmamak, işçi sınıfının yanlış eğitilmesi anlamına gelecekti ve bu suretle parlamenter çalışmanın potansiyel değerinin altını oyacaktı -başlangıç böyle olmamalıydı.

Lenin aynı zamanda, vekillerin RSDİP’in Duma grubu olarak yetkilendirilmesi konusunun oylandığı sırada, partinin Dördüncü Kongresinin bu konu üzerinde yeterince durmadığını iddia ediyordu. Ama “doğrusu”, kongre, Bolşeviklerin grubu partiye hesap verir hale getirmek konusunda ısrar etmesi üzerine, yukarıda alıntılanan “talimatları” kabul etmişti. Ve Menşeviklerin çoğunluk olduğu Merkez Komite bu “talimatları” yayımlamadığı için Lenin -bir keresinde “ne yazık ki” diye belirttiği gibi- o üç koşulu türeterek “Merkez Komitenin yayınındaki bu çok ciddi boşluğu” okurları için memnuniyetle doldurmuştu.

Esas önemlisi, diye devam ediyordu Lenin, mevcut durum ve ne yapılması gerektiğidir. “Grubun lideri Mihailiçenko, Dumaya girmesiyle ilgili olarak, kendisinin sosyal demokrat olduğunu açıkladı. Duma İşçi Grubu, onun aracılığıyla kendisini Kadetlerden ayrıştırmak istediğini açıkça ifade etti ve gerçek bir sosyal demokrat grup haline geldi. Böylesi bir istek bütün iyi duyguları hak eder. Kongrede resmî bir parlamento grubunun kurulmasına karşı çıkmıştık. Bizi buna iten sebepler, dün yayımlanan kararımızda açıkça ve ayrıntılı bir biçimde ortaya konmuştur.” Burada daha önce tartışılan Duma vekilleri üzerinde “üçlü denetim” kurulması önerisine atıfta bulunuyordu. Bunun yayımlanması, Lenin’in devrimci parlamento çalışması stratejisinin ayrılmaz parçasıydı; bunu yapabilir olmak, bir yayına, özellikle Volna gibi bir günlük gazeteye sahip olmanın öneminin altını çiziyordu. “Ama şunu söylemeye bile gerek yok ki, resmî bir parlamento grubu kurmanın uygun olmadığını düşünüyor olmamız, anayasal demokratlardan [Kadetler] sosyal demokratlara geçme yönündeki herhangi bir işçi temsilcisinden gelen herhangi bir isteği teşvik etmemizi asla engellemez.” Bir başka deyişle, tamamen Menşeviklerden oluşması da dahil, sorunlu doğmuş olmasına rağmen sosyal demokrasi yanlısı açıklamalarında samimi idiyse gruba kucak açmak gerekirdi. Rusya’nın 1906’daki siyasi gerçekliğinin bize dağıttığı el buydu ve bu eli kendi lehimize olacak şekilde oynamak bizim yükümlülüğümüzdür, diyebilirdi Lenin.

Lenin okurlarını, en önemli dinleyici kitlesini ilerisi için uyarıyordu: “Birinin kendine sosyal demokrat demesi yetmez. Sosyal demokrat olabilmek için kişi gerçek bir sosyal demokrat işçi siyaseti yürütmelidir. Parlamentodaki acemilerin içinde bulundukları durumun zorluklarını elbette tamamen anlıyoruz. Anayasal demokratlardan sosyal demokratlar tarafına geçmeye başlayanların yapabilecekleri hatalar konusunda hoşgörülü olmak gerektiğinin tamamen farkındayız. Ama bu geçişi tamamlamak bir kez kaderlerine yazıldıysa bu, ancak bu hataların açık ve dürüst eleştirisiyle olacaktır. Bu hatalara, elini gözlerine kapatıp parmaklarının arasından bakmak Sosyal Demokrat Partiye karşı ve bütün proletaryaya karşı affedilemez bir suç olacaktır.” Lenin’in vadettiği, yüce gönüllülüğe eşlik eden ilkeli ve yapıcı bir eleştiriydi, ki “acemiler” bir sonraki paragrafta ilk dozunu alacaklardı.

Dumanın açılış oturumunda kısa bir konuşma yapmaya tenezzül eden Nikolay, otokrasisinin ayrıcalıklarından ve yetkilerinden feragat etmek üzere olmadığına açıklık getirmişti. Ayakları önüne eldiven fırlatılan Kadet Partisinin, Dumanın lider partisinin, özetle, madde 87’ye göre parlamento umutlarını söndürebilecek olan monarşiyi sinirlendirmeden köylü kitleleri yatıştıracak ve kandıracak bir cevap vermesi gerekiyordu. Kaleme aldıkları “Tahta Çağrı” ile altın madenini bulmaya çalışan Kadetler hem sağı hem solu kızdırdılar; gelecek beklentileri açısından kötü bir işaretti bu. RSDİP grubu çekimser kaldı. Lenin bunun bir “hata” olduğunu söylüyordu:

Kadetleri aşarak herkese ulaşacak şekilde ayan beyan ifade edilmelidir ki: “Siz, Kadet Partisinin beyefendileri, yanlış bir üslubunuz var. Sözlerinizden bir pazarlık kokusu geliyor. Bırakın bu diplomasiyi. Yüksek sesle bağırın ve deyin ki, köylüler toprağın hepsini istiyor, köylüler hiçbir karşılık ödemeden toprağın tamamına sahip olmalıdır. Deyin ki, halk tam özgürlük istiyor ve sadece kâğıt üzerinde kalan özgürlüğe değil gerçek özgürlüğe kavuşmak için tüm iktidarı alacak. Yazılı ‘anayasalara’ güvenmeyin, sadece mücadele eden halkın gücüne güvenin! Bu çağrınızın aleyhine oy kullanacağız.”

Bu, Lenin’in RSDİP Duma grubuna ilk tavsiye verişi olacaktı. Bu tavsiye, Lenin’in devrimci parlamento çalışması hakkındaki en temel görüşlerini kısa ve öz biçimde açıklıyordu. Bu tavsiyenin özünde, parlamento alanına alışılmışın dışında bir gözle bakması için “kalabalıkları” harekete geçirmek amacıyla bu alandan faydalanma ve “proletarya ve köylülüğün demokratik diktatörlüğünün” tohumlarını atma çabası vardı.

Son olarak Lenin, Menşeviklerle, acemi vekiller üzerinden değil Mayıs başlarında yayımlanmaya başlayan Nevskaya Gazeta isimli günlük gazeteleri üzerinden kapışıyordu. Menşeviklerin, Kadetlerin kendilerini içinde buldukları ikilemle ilgili, özellikle de rejimin madde 87’ye başvurmasından duydukları korkuyla ilgili yorumları, Lenin’in kulağına sempatik bir üslup gibi geliyordu: “Bu üslup yanlıştır. Dumaya karşı herhangi bir şekilde sorumlu olabilecek insanlar gibi davranmak sosyal demokratlara yakışmaz. Eğer sosyal demokratlar Dumada çoğunluk olsalardı, ya Duma Duma olmazdı ya da sosyal demokratlar sosyal demokrat olmazdı. Dumaya karşı sorumluluğu Kadetler alsın. İnsanlar anayasal hayallerden kurtulmayı öğrensin ama bizim değil, kendilerinin zarar görmesi pahasına.” Marx ve Engels’in Frankfurt Meclisinin “parlamenter kretinleri” ile ilgili eleştirisini hatırlatan küçük bir tavsiye ile bitiriyordu: “Ülkedeki devrimci durumu Dumada olup bitenlere bakarak değerlendirmemeliyiz. Tersine, Dumada ortaya çıkan olayları ve meseleleri ülkedeki devrimci duruma bakarak ele almak durumundayız.” Lenin’in Duma ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken dikkate aldığı kriter buydu, en azından Dumanın toplanmakta olduğu dönemde. Sosyal demokrat bir Dumanın -yani, gerçek sosyal demokratlardan oluşan bir Dumanın− ihtimal dahilinde olmadığına dair görüşü ayrıca öğreticidir. Bu, tıpkı Marx ve Engels gibi, Lenin’in de kapitalist bir rejimin böyle bir neticeye asla izin vermeyeceğini düşündüğü anlamına gelir. Göreceğimiz gibi, Birinci Dumanın kaderi Lenin’in bu varsayımının güçlü bir kanıtını sunuyor.

Lenin’in Duma çalışması ile Dumanın duvarları dışında sürmekte olan çok daha önemli mücadele arasında bağ kurmak için kullandığı birincil araç Volna olmakla beraber, 9 Mayıs’ta St. Petersburg’da, çoğunluğu işçilerden oluşan üç bin kişilik bir izleyici topluluğuna seslenmek gibi nadir bir fırsat yakaladı. Bu fırsat, Kadetlerin Nikolay’a verdikleri cevapla ilgili Dumada yaşanan münakaşa üzerine bir Menşevik ve bir diğer sol muhalif ile yapılan bir tartışmaydı. “Yoldaş Karpov” mahlasıyla yazdığı yazıda, Kadetlerle uğraşırken geri adım atmamaları için bazı üyeleri muhtemelen o toplantıda hazır bulunan Duma grubu üzerinde baskı kurmak amacıyla bu fırsatı kullandı. Lenin’in yazdığına şüphe olmayan Volna’daki anlatıma göre “Geniş halk kitlelerini liberal burjuvaziden koparıp… nihai iktidar mücadelesine hazırlanan devrimci demokratik burjuvazi saflarına çekmenin zorunlu ve en akla uygun yolu… Kadet Partisini teşhir etmekti… Elbette, çatışmanın başlama zamanı bizim irademize değil, hükümetin tavırlarına ve halk kitlelerinin siyasi bilinç derecesine ve ruh haline bağlıdır.” Bir başka deyişle, devrim niyete bağlı olamazdı. Devrim kitlelerin hazır olmasına bağlıydı ve Lenin’in parlamenter stratejisinin sağlamaya çalıştığı tam olarak buydu.

Böyle bir fırsatı asla boşa harcamayacak olan Lenin, müdahalesinin sonunda bu toplantının, taslağını kendisinin yazdığı bir önergeyi kabul etmesi önerisinde bulunuyordu. Kadetleri, monarşi karşısındaki tereddütlü tutumlarından dolayı eleştirdikten sonra şöyle bitiriyordu:

Bu toplantı, Devlet Dumasındaki Köylü Grubu (“Trudovik”) ve Duma İşçi Grubundan, her birinin kendi taleplerini ve halkın tüm taleplerini, Kadetlerden mutlak bir biçimde bağımsız olarak, kararlılıkla ifade etmelerini ister. Bu toplantı, özgürlük davasının değerini bilen herkesin dikkatini, otokratik hükümetin tutumunun ve köylülerin ve bir bütün olarak halkın gereksinimlerini karşılamak konusundaki tam başarısızlığının, Duma dışında süren nihai mücadeleyi, tek başına halkın özgürlüğünü sağlayabilecek ve gereksinimlerini karşılayabilecek olan tam iktidar için verdiği mücadeleyi kaçınılmaz hale getirdiğine çeker. Bu toplantı proletaryanın, halkın bütün devrimci unsurlarının başında olmaya devam edeceğine güven duyduğunu ifade eder.

Dolayısıyla “neredeyse oybirliğiyle kabul edilen” bu karar, Duma grubunun, Kadetlerin “Tahta Çağrı”sını eleştirmeyerek yaptıkları “hata”yı düzeltmiş oluyordu. Esas olarak işçilerden oluşan bu kitlesel toplantı “Kadetleri aşmış” ve proletarya ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğü esasını desteklediğini “ayan beyan ifade etmişti”. Lenin’in bu müdahaleyle hayata geçirdiği şey, bir devrimci parlamento çalışması modeliydi -parlamentodaki tartışmayı dışarıdaki “kalabalıklar”a ve gerçek zamana taşımak. Rejim, iktidarda kaldığı sürece, Lenin’in bir daha böyle bir fırsata sahip olmamasını sağlamak için gereken her şeyi yapacaktı.

Kafkasya bölgesindeki gecikmiş seçim turlarının sonucunda on beş kişilik RSDİP fraksiyonuna üç vekil daha katıldı. Diğerlerinden farklı olarak bu vekiller, parti örgütlerinin onayını ve Kadetlerle hiçbir seçim anlaşması yapmamayı gerektiren Dördüncü Kongre kararına uygun olarak seçilmişlerdi. Bu nedenle Lenin, “Hepimiz, birleşik bir partinin üyeleri olarak, onların bu meşakkatli görevi yerine getirmelerine yardım etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız” diyordu. Ama yine, bir kez daha temkinli olmayı tavsiye ediyordu:

Rusya’nın içinden geçmekte olduğu zamanlara benzer zamanlarda, sosyal demokratların seçimlere katılması, hiçbir şekilde, kitlelerin seçim kampanyası sırasında gerçekten güçlendikleri anlamına gelmez. Sosyal demokratların, serbest gazeteler olmadan, açık toplantılar olmadan ve yaygın bir ajitasyon olmadan seçilmesi, sıklıkla, proleter ve tam bir Sosyal Demokrat Partinin güçlenmiş olduğunu değil, sadece halkın sert itirazını ifade eder. Rusya’nın tamamı için geçerli olan boykot taktiklerinin değeri ile ilgili görüşler, eğer tek başına Tiflis seçimlerinin sonuçlarına dayalıysa, büyük bir ihtiyatsızlık ve düşüncesizlik olacaktır.

Lenin, RSDİP’in aldığı oyların, tıpkı Kadetlerin aldığı oylar gibi tepki oyları olabileceği konusunda uyarıyordu, özellikle de rakip siyasi perspektiflerin açıkça tartışılabileceği yeterli demokratik alanın olmadığı bir durumda. Lenin’in demokrasiye araçsal yaklaşımı, konuşmasının sonunda yeni vekillere yaptığı çağrıyı açıklıyordu: “Kafkasya’dan Dumaya vekil olarak gelen dostlarımızın, bu yeni platformdan ilk kez yüksek sesle seslenmelerini, bütün acı gerçekleri dile getirmelerini, sözcüklere, vaatlere ve kağıt parçalarına duyulan inancı insafsızca teşhir etmelerini, açıkyüreklilikle yazdıkları için sınırlandırmalara tabi tutularak baskılara uğrayan gazetelerimizdeki boşlukları doldurmalarını ve kendi sorunlarını açıkça ve kararlı bir şekilde ortaya koymalarını ve Dumanın dışında süren nihai özgürlük mücadelesinde yer almaları için proletaryaya ve devrimci köylülüğe çağrıda bulunmalarını dileyelim.” Böylelikle, bir Duma grubuna neden bu kadar ihtiyaç olduğuna dair bir başka gerekçe daha sunmuş oluyordu. Politik alanın küçülmesi karşısında Dumanın dokunulmazlığı, gerçek demokrasinin tek güvencesi için, işçi sınıfı ve köylülüğün “Duma dışında” güçlendirilmesi için çağrı yapılacak görece güvenli bir “platform” sunuyordu.

***

Yukarıda okuduğunuz yazı, Yordam Kitap tarafından Türkçeye kazandırılan ve bu ay raflardaki yerini alan August Nimtz’in “Lenin’in Seçim Stratejisi-I: Marx ve Engels’ten 1905 Devrimi’ne” kitabının 169-176 sayfalarında yer alıyor.

Seçimler ve parlamento kürsüsü devrimci hedeflere ulaşmak için kullanılabilir mi? Boykot taktiğine hangi durumda başvurulabilir, komünist bir aday parlamentoya seçilirse kürsüyü nasıl değerlendirebilir? Lenin’in seçim stratejisinin kökenleri Marx ve Engels’te bulunabilir mi? Marx ve Engels’in seçimlere dönük görüşleri hangi klasik metinlere nasıl yansımış, Lenin bunlardan nasıl yararlanmıştır? Legal-illegal mücadele koşulları, sınıf ve seçim ittifakları, çarlığa karşı diğer muhalif kesimlerle işbirliği olanakları, Bolşevik-Menşevik ayrımının sıcaklığı ve 1905 Devrimi’nin öncesi ve sonrası göz önünde bulundurulduğunda, Lenin ne gibi stratejik değişikliklere gitmiş, Birinci ve İkinci Duma seçimleri için nasıl bir mücadele örgütlemiştir?

Hepsi, bugüne yansımaları da olan can alıcı sorular… Ve August H. Nimtz’in kitabı, Lenin’in stratejik yaklaşımları temelinde bu ve benzer soruların yanıtını oluşturan eşsiz bir çalışma.

Marx ve Engels’ten yola çıkıp 1905 Devrimi’ne kadar uzanan bu ilk ciltte, Lenin’in, seçim kampanyalarının nasıl yürütüleceği, seçim bloklarında yer alıp alınmayacağı ve bununla ilgili “ehvenişer” ikilemi, vekillerin partiye hesap vermesinin nasıl sağlanacağı ve seçim siyasetiyle silahlı mücadele dengesinin nasıl kurulacağı gibi meselelere nasıl cevap ürettiğini de görüyoruz. Lenin’in, daha sonraları bu çalışmadan çıkan derslerin Bolşeviklerin 1917’deki başarısı açısından “elzem” olduğunu söylediği düşünüldüğünde, bu dönemin ayrıntılı analizi eksiksiz bir Leninizm kavrayışı için hayati önemde…

sendika.org

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Bolşevikler / Rus Devrimi / Seçimler /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.