kandil1

Kandil’e operasyon mu, seçim yatırımı mı? – Mahmut Bozarslan

Sol Defter- Haber - 8 Haziran 2018 - Güncel Politika / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “Şu anda Kuzey Irak’ta 26-27 kilometre ilerilerde bizim evlatlarımız var, Kandil’e az kaldı” açıklamasını yaptı. Daha sonra seçim çalışmaları için Diyarbakır’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sıra Kandil’e de gelecek” dedi. Son olarak Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada “Türkiye Kandil’e girebilir, her an her şey olabilir” şeklinde konuştu.

PKK’nın yönetim merkezi ve önemli kamplarının bulunduğu Kandil Dağı, genel algının aksine tek bir dağ kütlesi değil. Irak Kürdistanı’ndan başlayarak İran’a kadar uzanan, derin vadilerin, uçurumların bulunduğu dev bir dağ silsilesi. Türkiye için Kandil eşittir PKK. Kandil’e kara operasyonu yıllardır gündemden düşmeyen bir konu. Ancak gerek bölgenin coğrafi yapısı gerekse siyasi konjonktür buna izin vermedi. Dağın belli bazı noktalarının havadan bombalanmasının ötesine gidilemedi.

Kandil’e komşu Hakurk bölgesinin kuzeyinde Türkiye ile sınırı oluşturan ve Sidekan olarak adlandırılan dağlık bölgede Türk komandolarının sessizce askeri üsler kurduğu haberi nisan ayında Al-Monitor sayfalarına yansımıştı.

Genelkurmay son günlerde saldırı ve çatışmalarda bazı askerlerin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Ancak açıklamalarda olayların Irak’ın kuzeyinde meydana gelmesi dışında bilgi verilmedi. Bazı sosyal medya hesaplarından ise Türk askerlerinin bölgedeki köylerde çekilmiş görüntüleri paylaşıldı.

PKK kaynaklarına göre operasyonlar 14 Aralık 2017 tarihinde hava bombardımanı ile başladı. Bombardımanın ardından askeri birlikler karadan ve helikopterlerle bölgeye girdi. PKK’ya göre girilen bölgeler Hakurk ve Bradost bölgeleriydi. Hakurk bölgesi örgüt için oldukça önemli. Örgütün Irak’ta ilk yerleştiği bölgelerden biri olan Hakurk, önemli kamplara ev sahipliği yapmasının yanı sıra PKK militanlarının Türkiye’ye geçmek için kullandıkları en önemli güzergâhlardan biri.

PKK 11 Mart 2018 tarihinde operasyonun yeni bir aşamaya girdiğini duyurdu. Karadaki birlikler topçu ateşi desteğiyle Bradost bölgesini kontrol altına almaya çalıştı. PKK bölgede yaşanan çatışmalarla ilgili örgüte yakın haber sitelerine zaman zaman bilgi veriyordu. Ancak bu bilgiler iddianın ötesine geçmedi. Askerlerin ölüm haberleriyle birlikte bölgede “bir şeylerin” olduğu algısı güçlendi. Yetkililerin açıklamaları ise Kandil’e operasyonu gündeme getirdi.

Resmi ve gayri resmi bilgiler yan yana getirildiğinde ortaya çıkan tablo Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönünü Kandil’e çevirdiğini gösteriyor. Bölgenin vahşi coğrafyası, siyasi dengeleri göz önüne alınırsa bu ne kadar gerçekçi?

Türkiye’nin eski Erbil Başkonsolosu Aydın Selcen bunu gerçekçi bulmuyor.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Selcen şöyle konuştu:

TSK 1990’lı yılların başlarından bu yana Irak’ta bulunuyor. İrtibat noktaları, üsler, ileri harekât üsleri, üslerin çevresinde güvenlik amaçlı mevsimsel konuşlanmalar ve dönem dönem tanık olunan çeşitli daha geniş çaplı harekâtlar bu kapsamda. Hedefi deyim yerindeyse ‘Kandil’i fethetmek’ olarak açıklanacak yeni bir harekâtın başladığına dair bir bilgiye ben kamuya açık kaynaklarda rastlamadım. Bu tür bir hedefin gerek kapsam gerek topografya gerek bölgesel siyaset açısından gerçekçi ve akılcı olacağını da sanmıyorum. Amacı ve kapsamı bu olacak boyutta bir harekâtın Bağdat’ın rızası hilafına, Tahran’ın desteği alınmadan, Erbil’in iradesi ve IKB kamuoyu hilafına başlatılabileceğini ve yürütülebileceğini de sanmıyorum.

Nitekim Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu 5 Haziran’da Kandil operasyonuna ilişkin bir soru üzerine şöyle konuştu:

Burada dörtlü bir işbirliği olacak. Türkiye, ABD, Bağdat ve Erbil. PKK Erbil’in de düşmanıdır. PKK’ya yönelik yapacağımız operasyonlarda istihbarat paylaşımları da olacak.

Operasyona Kürt yönetiminden ilk tepki ise Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanlık Konseyi Üyesi Ali Avni’den geldi. PKK’yı suçlayan Avni, “PKK orada olmasaydı, sınırı geçmezdiler. Herhangi bir sınır ihlali gerçekleşse bile bunun nedeni PKK’nin bölgedeki varlığıdır. PKK öteden beri sınır bölgelerine gidiyor Türkiye de bunu gerekçe göstererek top atışları yapıyor ve bölge halkı zarar görüyor” diye konuştu.

Türkiye sınırından Kandil Dağı’na olan mesafe yaklaşık 70 kilometre. Bu mesafe yürüyerek — karşıda bir direniş olmazsa — yaklaşık bir hafta sürüyor.

Erbil’de yaşayan ve bölgeyi iyi bilen gazeteci Hemin Hoşnaw bölgenin coğrafi şartlarının operasyonu neredeyse imkânsız kıldığını düşünüyor. Al-Monitor’a konuşan Hoşnaw Türk askerinin sınırdan 26 kilometre içerde olduğunu hatırlatarak şöyle dedi:

Türk ordusu şu anda Lelkan tepesinde bulunuyor. Bu tepenin Kandil’e uzaklığı yaklaşık 50 kilometre. Yakın görünüyor ama askeri mantıkla bakarsanız çok uzak ve operasyon ihtimali zor.

Peki, neden zor? Hoşnaw şöyle devam etti:

Operasyon başlamadan önce Türk ordusu sayacağım stratejik yerleri almak zorunda. Birincisi Sidakan kasabası ve çevresi. Bu bölgede dağ silsilesi var. İran–Irak savaşı döneminde çatışma bölgesiydi. Halen o dağlarda kalan mayınlar var. İkincisi Diyana–Sidekan yolu üzerindeki Sereberdi Tepesi. Bu tepe alınmadan ilerlemek riskli. Üçüncüsü Türk askerinin şu anda bulunduğu Bradost bölgesi ile Kandil arasında bulunan Goşine ve Hasan Beg dağları. Burası da İran-Irak savaşından kalma mayınlarla dolu. Dördüncüsü Türkiye sınırının sıfır noktasından başlayıp İran sınırına kadar uzanan yaylalar var. Kandil’e operasyon düşünen buraları almak zorunda. Yaylaların diğer tarafı İran’dır. Son iki yılda İran ordusu özelikle yaz mevsiminde tepelerde üsleniyor ve bölgenin tümüne hâkim oluyor. Yani İran’ın izni olmadan operasyon yapmak mümkün olmaz.

Bunun dışında Kandil’e ulaşmak için birçok yerleşim yerinden geçmek gerektiğini de vurgulayan Hoşnaw’a göre Türkiye bütün zorluklara rağmen operasyonu yaparsa “PKK ile mücadele tarihinin en zor ve riskli operasyonu olur.”

İran, Irak merkezi hükümeti ve Kürt yönetimiyle koordineli yapılmayan operasyonun başarı şansının az olduğunu belirten Hoşnaw, Türkiye için dezavantaj olan coğrafi şartların PKK için avantaj olduğuna dikkat çekti.

Çavuşoğlu işbirliğinden söz ederken İran’ı anmamış olsa da Ankara’nın İran faktörünü göz ardı etmesi beklenemez.

Bütün bu etmenler alt alta konulunca Kandil’e operasyonun oldukça zor bir ihtimal olduğu aşikâr. Peki Türkiye niçin bu kadar ilerledi? Eğer Türkiye PKK’nın geçiş yollarını kontrol altına alabilirse örgüte karşı büyük bir üstünlük sağlamış olacak. Dolayısıyla ilk akla gelen neden PKK’yı Türkiye topraklarından uzak tutmak. Ya da seçim öncesi milliyetçi oylara yönelik askeri bir hamle.

Milliyet gazetesi köşe yazarı Güneri Cıvaoğlu 1974 Kıbrıs harekâtı ve 1999’da PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının ardından esen “oy fırtınalarını” hatırlatarak şöyle yazıyor:

Kandil’in ele geçirilmesi, Kıbrıs Barış Harekâtı ve Apo’nun yakalanarak İmralı Adası’na konulması kadar müthiş oy fırtınaları estirir mi? En azından güçlü bir rüzgâr üreteceği açık. Erdoğan’ın ve AK Parti’nin zaten ihtiyacı öyle büyük oy oranları depremi değil. Beş-altı puan yeterli.

Al Monitor

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: erken seçim 2018 / Kandil Dağı / PKK /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.