dolar_sermaye

Ayşe Teyze’nin anlayabileceği dille: Dolar neden düşüyor? – Barış Soydan

Sol Defter- Haber - 2 Şubat 2019 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

T 24 – Fed’in parasal sıkılaşmaya ara verme kararı doların tüm dünya paraları karşısında değer kaybetmesine yol açtı.

Yukarıdaki cümleden bir şey anlamadıysanız üzülmeyin, yalnız değilsiniz. Ekonomi haberleri son yıllarda adeta yabancı dille yazılır oldu. “Carry trade” diye başlayan haber başlıkları bile görmek mümkün. (Google’da “carry trade Türkiye” kelimelerini aratırsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.)

Herkesin dolarla işi var. Ama herkes bankacı veya borsacı olmak zorunda değil.

Oysa dolar – TL paritesinde  (parite: para birimlerinin karşılıklı değeri) bir süredir anlaşılması güç şeyler yaşanıyor. Dolar önceki gün 5.20’nin altını gördü, bu satırları yazdığım dakikalarda 5.19 seviyesinde bulunuyordu. 5 lira seviyelerinden, hatta 5 liranın altından bile söz ediliyor. N’oluyoruz?

Mesele esas olarak Amerikan Merkez Bankası’nın faiz politikasındaki değişimden kaynaklanıyor. ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, geçen çarşamba gecesi faiz artırımlarına ara vereceklerini açıkladı. Bu da doların ipini çekti.

Üç-beş ay öncesine kadar, 2019’da Amerika’da üç defa faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyordu. Sonra Aralık ayında bu sayı ikiye indi. Ve nihayet Powell, çarşamba günü, faiz artırımlarına tümüyle ara verdiklerini açıkladı.

İyi de Amerika’nın faiz artırımları neden bu kadar önemli? Nasıl oluyor da, TL’nin dolar karşısındaki değerini Amerika’daki üç-beş merkez bankacısının aldığı kararlar belirliyor? Amerikan Merkez Bankası faiz artırımlarına neden ara verdi?

Bu sorulara yanıt vermek için biraz geçmişe uzanmamız gerekiyor. (Merak etmeyin, Sanayi Devrimi’ne değil üç-beş yıl öncesine gideceğiz.)

Amerikan ve Avrupa Merkez Bankaları, 2008’de dev bankaların batmasına neden olan küresel krizin 1929 benzeri bir buhrana dönmesini engellemek için  “parasal genişleme” adı verilen bir program başlatmıştı. Bu program kapsamında Amerika ve Almanya’da faizler reel olarak 0’a kadar indi. Bu şu demek: Paranızı bankaya koyduğunuzda vade sonunda daha az para alıyordunuz. (Çünkü enflasyon paranın erimesine neden oluyordu.)

Bu yüzden trilyonlarca dolar, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelere akın etti. Çünkü Türkiye gibi ülkeler yüksek faiz veriyordu. Küresel sermaye bu ülkelerde taş atıp kolu yorulmadan para kazanıyordu. (Meraklısına, “carry trade” denilen şey işte bu.)

“Parasal genişleme”nin başlamasından sonra Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişen ülkelere her yıl 1 trilyon doların üzerinde para girdi. Türkiye’ye gelen para, TL cinsinden varlıklara (Hisse senedine, tahvile, ama aynı zamanda konuta da) yatırıma dönüştü. İktisadın temel kuralı: Bir şeyin talebi artarsa değeri de artar. TL’nin talebi artınca değeri de arttı. Kendimizi durduk yerde zenginleşmiş hissettik. (İçimizden bazıları bunun Osmanlı’nın küllerinden yeniden doğmasından kaynaklandığına inandı.)

Sonra küresel kriz tehdidi geçince ABD Merkez Bankası parasal genişlemeyi bitirdi. Faizleri yükseltmeye başladı. 3 yıl içinde her yıl 3-4 kez faiz artırımına gitti. Bu süreçte Türkiye’deki sermayenin bir kısmı evine geri döndü. Geçen yıl yaşadığımız, etkileri süren kriz işte bu yüzden çıktı. (Ama Türkiye’nin ekonomik dengeleri iyi durumda olsaydı, enflasyon ve cari açık o kadar yüksek olmasa, özel sektör şirketlerinin o kadar borcu olmasaydı, bu kriz yine de çıkmazdı.)

ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımlarına bu yıl da devam etmesi, küresel sermayenin eve dönüşünün sürmesi bekleniyordu. Ama yukarıda söz ettiğim gibi Amerikan Merkez Bankası Başkanı Powell geçen çarşamba bir sürpriz yaparak, faiz artırımlarına ara verdiklerini açıkladı. Doların düşmesinin sebebi işte bu.

Bu süreç daha ne kadar devam eder? Eski güzel günlere geri mi dönüyoruz? Osmanlı küllerinden yeniden mi doğuyor?

Bu soruları için ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımlarına neden ara verdiğini incelemek gerek. Powell, çarşamba gecesi yaptığı konuşmada buna gerekçe olarak Amerika’da enflasyonun makul seviyelerde bulunmasını ve ekonomiden gelen yavaşlama sinyallerini gösterdi. Ve bir sonraki faiz adımını atmakta aceleci davranmayacaklarını söyledi. Kısacası bundan sonrası, Amerikan ekonomisinin seyrine ve Trump’ın atacağı adımlara bağlı. Trump, Çin’le başlattığı ticaret savaşından geri adım atar, dünya ve Amerikan ekonomisi bunun etkisiyle yeniden güçlü büyümeye geçerse, yeni bir faiz artırımı gelebilir. Yok eğer Amerikan ekonomisinde işler kötü gider, ABD Merkez Bankası faiz artırmak bir yana bir de indirime giderse, dolar/TL 5 liranın altını bile görebilir…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ABD Merkez Bankası / dolar fiyatı / FED /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.