tupras-kirikkale

TÜPRAŞ grev hakkı ve halen aramızda yaşayan darbeci Kenan Evren – Murat Özveri

Sol Defter- Haber - 10 Temmuz 2019 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Grevin kapsamının daraltılmasını, grev hakkı verilse de zaten Milli Güvenlik Kurulu kararı ile ertelenecek, dolayısıyla ertelenecek olan grev hakkını tanımayı da gereksiz gören Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren çıkardığı yasalar sayesinde halen aramızda yaşıyor

TÜPRAŞ’ta toplu iş sözleşmesi Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından bağıtlandı. TÜPRAŞ işçilerinin örgütlü olduğu Petrol-İş Sendikası, işyerinde yapılan üretim 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 62 maddesindeki grev yasağı kapsamında olan işlerden olduğundan grev hakkını kullanamadı.

Bu yasak yürürlükten kaldırılan 2822 sayılı Yasanın 30 maddesinden geliyor. 2822 sayılı yasa ise bize 12 Eylül darbesinin armağanı. 12 Eylül darbesinden sonra sendika ve grev hakkını düzenleyen 2821 ve 2822 sayılı Yasalar, Danışma Meclisi’nde görüşülmeden Milli Güvenlik Konseyi’nde tartışılıp son şekilleri verildi. Milli Güvenlik Konsey’i grev hakkını düzenlerken bu hakkın işçiler tarafından kötüye kullanıldığı ön kabulünden hareket etmiştir.

Konsey’in, hakların kötüye kullanılmasını “engelleme” adı altında grev hakkını yok edecek düzeyde yasak getirdiği, grev yasağı kapsamında kalacak işyerlerini düzenleyen 2822 sayılı Yasa’nın 30. madde tartışmalarında belirginleşmiştir.

Konsey’in bu yasakçı tutumu, özellikle grev hakkının aşırı ölçülerde sınırlandırılma çabaları devrin Çalışma Bakanı Turhan Esener’in tepkisine neden olmuş, tartışmalarda, grev yasaklamanın temel mantığını, makul sınırlarını dile getirmeye çalışmıştır:

“Sayın Cumhurbaşkanım, ben de bir şey söyleyeyim müsaade ederseniz. Uluslararası demeyeyim de, bütün devletlerde bu grev yasaklarının ölçüsü şudur: Hizmetinden vazgeçilemeyecek olan hususlar bazan grev yasağı kapsamına alınabiliyor; zaman geçiyor, değişiyor, tekrar çıkartılıyor. Fakat hakikaten buradaki kıstas; bunlar öyle hizmetlerdir ki, kamu yararı bakımından bu hizmetlerinden vazgeçmek mümkün değildir. Kıstasımız budur ve hatta bunlara, ‘service essentielle’ diyorlar; yani, başlıca hizmetler. Bunu Bakanlar Kurulunda da çok tartıştık. Şimdi tesadüfen Adalet Bakanımız burada olduğu için aklıma geldi; buna başlangıçta ben de taraftardım; fakat bütün Bakanlar Kurulu üyeleri buraya gelsin, her işçi çalıştıran Bakan, mutlak surette o işyerinin grev yasağına girmesini isteyecektir. Şimdi bu şekilde devam edecek olursak bunun hakikaten sonu yok. Onun için efendim, benim ricam, şu kıstastan ayrılmayalım: Devlet için vazgeçilmesi mümkün olmayan hizmetler grev yasağına konulsun; ama onun dışındakiler konulmasın.”( Turhan Esener, 2822 Sayılı Yasa Görüşmeleri, Milli Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, Cilt 9, 145. Birleşim, 03.05.1983, s. 123,)

Türk-İş Genel Sekreteriyken 12 Eylül Yönetiminde Sosyal Güvenlik Bakanlığı yapan Sadık Şide, Konseyde grev yasaklarının sınırlarının genişletilmesine adeta utangaçça karşı çıkarken, grev hakkının gerekli olduğunu işçi psikolojisinden hareketle Konseye anlatmaya çalışarak diyor ki:

“Sayın Cumhurbaşkanım, Anayasadaki yasakları biraz taşmışız, dolayısıyla grevden pek çok kişi dışarıda kalmış. Tabiî grevlerle memleket ekonomisinin tahrip edilmesinden yana değiliz hiçbir zaman, hiç kullanmayanlar vardır. Hakkın bulunması kendilerine bir güven vermiştir ve toplu iş sözleşmesinde de, ‘Onun oluşu yüzünden bu sonuçlara vardık’ demişlerdir. Çok iyi sonuç alanlar bile, bu hakkı yok ise, ‘Bize verdiler, biz almadık’ gibi, almanın hazzını tadamamışlardır. Ben bu hususun bilhassa işçi psikolojisi bakımından önem taşıdığını arz etmek istedim.” (Sadık Şide, 2822 Sayılı Yasa Görüşmeleri, Milli Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, Cilt 9, 145. Birleşim, 03.05.1983,s..122

Sadık Şide’nin bu utangaçça karşı çıkışına Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren, Konsey’in anlayışını, grev hakkı olsa da nasıl olsa erteliyor grev yaptırmıyoruz, YHK’na gidiyor baştan grev yasağı içerisine alalım diye özetlenebilecek bir yanıt veriyor. 12 Eylül darbesinin başı Kenan Evren’e göre:

“Kömür ve petrol, ülkenin enerji kaynaklarının başında gelir. Bunlar burada olunca, enerji de ona bağlı, aşağı yukarı bütün şeyler ona bağlı. Mesela, bu sefer petrolü koysak, demiryolu taşımacılığı ne olur? Trenlerin bir kısmı mazotla işliyor; o da durur. Elektrik santrallarının birçokları onunla çalışıyor. Bir taraftan da diyoruz ki, elektrikte yapılamaz, havagazında yapılamaz; kömür de ona bağlı. Taşımacılıkta yapılamaz diyoruz, o da akaryakıta bağlı. Birbirine bağlı olduğu için, mademki elektrik, su ve havagazını kabul ettik, onunla ilgili olarak da bunları koymaya gerek var dedik. Zaten bugüne kadar kömürde alınan birçok grev kararları da Millî Güvenlik Kurulunun kararıyla ertelenmiştir, petrolde alınan grev kararları hep ertelenmiştir. Sonra bu zaten Yüksek Hakem Kuruluna gidecek. Bu gibi yerler de görev yapamıyor ama, konu Yüksek Hakem Kuruluna gidecek, oranı kararlaştıracak. Öyle değil mi?( Kenan Evren, 2822 Sayılı Yasa Görüşmeleri, Milli Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, Cilt 9, 145. Birleşim, 03.05.1983, s. 122

Grevin kapsamının daraltılmasını, grev hakkı verilse de zaten Milli Güvenlik Kurulu kararı ile ertelenecek, dolayısıyla ertelenecek olan grev hakkını tanımayı da gereksiz gören Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren çıkardığı yasalar sayesinde halen aramızda yaşıyor.

Grevler erteleniyor, ertelenen grevler YHK’na gidiyor. Grev yasakları devam ediyor. Son TÜPRAŞ örneğinde YHK toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi işveren istemi gibi 3 yıl olarak belirliyor.

Toplu iş sözleşmesinde mazeret izinlerine ilişkin idari maddeler var olan halinden geriye götürülerek amir onayına tabi tutuyor.

Ücret artışları ise bariz bir şekilde enflasyonun altında belirlenerek işçilerin üç yıl içerisinde yoksullaşmalarının önü açılıyor.

İşçilere layık görülen ilk altı ay yüzde 6 takip eden altı aylık periyotlarda yüzde 5 zam veren YHK enflasyon karşısında bırakın var olan ücretlere artış getirmeyi ücretlerin erimesinin kapısını açmaya devam ediyor.

Görünen gerçek o ki, grev yasaklarının kaldırılmadığı, işçilerin sendikaya üye olma, sendika seçme haklarının güvence altında alınmadığı, sendikaların işverenden ve devletten bağımsız bir şekilde işçileri rahatlıkla üye yapabilmeleri sağlanmadığı, işçilerin sendika haklarını kullandıkları için işlerinden olmaları engellenmediği sürece Kenan Evren tüm etkinliği ve gücüyle aramızda yaşamaya devam edecek.

Evrensel

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: grev hakkı / Koç Holding / TÜPRAŞ /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.