Figen-Yüksekdağ

Figen Yüksekdağ: Adaleti herkes için istemedikçe demokrasi gelmez

Sol Defter- Haber - 21 Eylül 2019 - Genel

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Meltem AKYOL
Evrensel – İstanbul

HDP Eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, eğer tahliye edilmezse, kasım ayında tam 3 yıldır cezaevinde olacak. O cezaevindeyken Türkiye bir referandum ve iki seçimden geçti. O cezaevine girerken neredeyse tüm seçilmiş HDP’li belediyelere kayyum atanmıştı, şimdi ikinci kayyum dönemi başladı.

Tüm bu süreci parmaklıklar ardından izleyen Yüksekdağ ile seçimlerin ardından siyasi atmosferi, Diyarbakır’da HDP önünde devam eden eylemi ve elbette cezaevi günlerini konuştuk.

HDP Eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ

DEMOKRASİ ORTAK PAYDASINDA BULUŞMAK, HAYATİ ÖNEMDE

31 Mart yerel seçimleri geride kaldı. Bu süreçte İstanbul seçimi yenilendi, üç büyükşehire kayyum atandı. Siz seçim sonuçlarını ve hemen arkasından yaşanan süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son yerel seçimler esas olarak tabandan gelişen demokratik eğilim ve arayışların damgasını vurduğu bir başarı eşiği oldu. Bilhassa da tek adam rejimine ve yaşamın her alanını çekilmez kılan baskıcı faşist politikalara karşı birleşik hareket etme, hak, adalet, vicdan müştereklerinde buluşma çizgisini güçlendirdi. Bana göre sözünü ettiğimiz sürecin, bugüne ve geleceğe yön veren en önemli kazanımı budur. Bu kazanımın en zayıf ve güçlendirilmesi gereken halkası, HDP belediyelerine yönelik kayyum saldırıları karşısında da birleşik demokratik tepki hareketi geliştirilmesi ihtiyacıdır. Seçimlerden çıkan meşru sonuçlara sahip çıkmamak ya da çıkamamak, toplamdaki kazanımı da tahrip eder. AKP-MHP koalisyonunun seçim sonuçlarına dönük gayrimeşru siyasi operasyonlarına net olarak karşı durmak, demokrasi ortak paydasında birleşik mücadele yürütmek bugün çok hayati.

AKP’nin, üstelik MHP’nin, derin devlet güçlerinin desteğine ve sınırsız devlet gücüne rağmen ikinci kez demokratik yolla iktidardan düşürülmesine karşın, bu kadar yenik ama fütursuz ve saldırgan davranmasının ana nedeni ne yazık ki Türkiye’deki muhalefet yetmezliğidir. İktidar, sahibine kaçınılmaz olarak en zayıf olduğu dönemde bile bir cesaret verir; önemli olan muhalefetin cesur olmasıdır.

Erken seçim tartışması da yapılıyor…

Eğer Türkiye’deki 31 Mart-23 Haziran süreci demokratik ya da sandık iradesine bağlı bir ülkede yaşansaydı, kimseye kalmadan, desteğini yitiren iktidar seçim çağrısı yapardı. Olmadı, muhalefet ve kamuoyu bu sürecin önünü açardı. Bizde ise bugün olduğu gibi kulis bilgisi, politik dedikodu düzleminde tartışılabiliyor. Bizim için önemli olan her durumda seçime hazır olmaktır. İktidar her zamanki gibi kendi belirlediği şartlarda seçime gitmek istiyor. Bunun için de 31 Mart sürecinde muhalefetin, esas olarak da toplumun dövdüğü demiri soğutmanın peşinde. Elbette buna izin verilmemeli. Tabandan gelişen demokrasi arayış ve iradesini, merkez siyasette statükoyu ve düğümlenmeyi değiştirecek bir aşamaya taşımak gerekiyor. İktidarın sandıkları anlamsızlaştıran, tercihleri hiçleştiren faşizan hegemonyası elbette tek başına erken seçimlerle kırılamaz. Güçlü bir demokratik halk bilincinin, hareketinin mutlaka buna eşlik etmesi, bugünün en somut ihtiyacıdır.

KORKU KALELERİ ESKİSİ GİBİ İŞ GÖRMÜYOR

Son zamanlarda AKP’nin gerilediğine ilişkin değerlendirmeler yapılıyor, anketler açıklanıyor… Siz AKP’deki gerilemeyi ne ile açıklıyorsunuz?

Çıplak zor ve baskı politikalarıyla, yasama, yürütme, yargı ve medya organları üzerinde kurduğu tahakkümle ömür sürdüren bir iktidardır AKP. Ağır yenilgi aldığı seçim sonuçlarını bir tarafa bırakalım, son kamuoyu yoklamaları sadece AKP’ye değil, Erdoğan’a verilen desteğin de dramatik biçimde düştüğünü gösteriyor.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Figen Yüksekdağ / HDP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.