Derya OKATAN


ARTI GERÇEK- Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Edirne ve Hakkari’den Pazartesi günü başlattığı “Darbelere Karşı Demokrasi Yürüyüşü” dün Ankara’ya ulaştı. Yürüyüşün Ankara’ya ulaşması “bir son” olarak görülmüyor. Zira, Demokrasi Yürüyüşü 3 aylık bir programın ilk etabıydı. Program, 1 Eylül’e kadar halk buluşmalarıyla, çeşitli eylem ve etkinliklerle devam edecek.

HDP Milletvekilleri Leyla Güven ve Musa Farisoğulları ile CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun milletvekilliklerinin düşürülmesi, HDP’lileri de yollara düşürdü. Vekilliklerin düşürülmesinin ardından “Demokratik Mücadele Programı” başlatan HDP, bu kapsamda Türkiye’nin iki ucu olan Edirne ve Hakkari’den Ankara’ya yürüyüş kararı aldı.
Günler öncesinden HDP’siz HDP tartışmalarının yapıldığı TV programlarıyla, iktidarın açıklamalarıyla hedef gösterilen yürüyüş, 15 Haziran sabahı beklenildiği gibi engellemelerle başladı. 16 kente giriş çıkışlar yasaklandı, yürüyüş güzergâhındaki il ve ilçeler ablukaya alındı, vekillerin halkla buluşması engellendi, milletvekilleri dahil herkes polisin fiziki müdahalesine maruz kaldı.

10 İLDE HALK BULUŞMALARI VE 30’DAN FAZLA KURUMLA GÖRÜŞMELER YAPILDI
Engellemelere rağmen yürüyüşe devam eden HDP, Hakkari, Van, Başkale, Bitlis, Tatvan, Kozluk, Bekirhan, Batman, Bismil, Diyarbakır, Ergani, Siverek, Urfa, Antep ve Adana’dan geçerek; Edirne kolu da Edirne, Silivri, İstanbul-Esenyurt, Kadıköy, Beşiktaş, Sultanbeyli ve Kocaeli Kandıra’dan geçerek Ankara’ya ulaştı. Yürüyüş güzergâhı boyunca halk buluşmaları gerçekleştirildi. Ayrıca siyasi partiler, barolar, insan hakları örgütleri, emek ve meslek örgütleri, sanayi ve ticaret odaları ile çeşitli inisiyatiflerin de içinde yer aldığı 30’dan fazla kurumla görüşmeler yapıldı.

‘MAKUL SAYI’ DAYATMASI
Yürüyüşçülerin deyimiyle “silahların gölgesinde” gerçekleştirilen yürüyüş, Ankara’da da çeşitli kısıtlamalarla karşılaştı. Ankara’ya ulaşan yürüyüş kollarının programı Meclis parkında bir buluşmaydı.

Parkı tümüyle kapatan polis, HDP yöneticilerine “mitinge dönüşmesine izin vermeyeceklerini, makul sayıda tutulacağını” bildirdi. Milletvekilleri ve MYK üyeleri dışındaki partililer ile turkuaz kartı olmayan basın mensuplarının girişlerinde sorunlar yaşansa da “makul sayı”nın üstünde partili, Meclis parkında buluştu.

“Gönüllerin istediği” kitlesellik olmasa da yürüyüşün coşkusu Ankara’ya taşınmış oldu.

Konuştuğumuz milletvekilleri ve parti yöneticileri hâlâ o coşkunun etkisindeydi.
‘KARDELEN GİBİ…’

Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in “Muazzamdı. Uzan zamandır bekleniyormuş da birden açığa çıkmış gibi… AKP’nin yaratmak istediği siyasal atmosferin içinde kardelen gibi oldu” sözleri bu durumu anlatmaya yetiyor.

Peki, yürüyüş amacına ulaştı mı, nasıl sonuçlar açığa çıkardı?

Koçyiğit, uzun zaman sonra HDP’nin güçlü bir şekilde sokağa dönmüş olmasının çok olumlu sonuçlar açığa çıkardığını belirtiyor. “Sivil darbe sürecinden geçiyoruz. Nefes alamadığımız bir süreçte çok anlamlı bir yürüyüştü. Müthiş bir destek aldı. Silahların gölgesine rağmen halkımız her boşlukta bizi coşkuyla selamladı. Algı operasyonlarına rağmen HDP’nin yürüyüşünün demokrasi,barış, eşitlik ve özgürlük için olduğu görüldü. Provokasyonlar boşa düşürüldü. Bu yürüyüş sadece HDP’nin yürüyüşü değil. İtirazı olan, sistemden rahatsız olan ezilenlerin yürüyüşüdür. Bu anlamıyla yerini bulduğunu düşünüyorum.”

‘HALKIMIZ FAŞİZME RAĞMEN HÂLÂ AYAKTA’

İzmir Milletvekili Murat Çepni ise bu soruya “Yürüyüş, halklarımızda, işçilerde, emekçilerde beklediğimizin çok ötesinde mücadele azmi olduğunu gösterdi. AKP-MHP faşizmine rağmen hâlâ ayakta durduğunu gösterdi. HDP’nin, halkta karşılığının gün geçtikçe arttığını ve Saray koalisyonunun zayıfladığını görmüş olduk. Halkımız kelimenin gerçek anlamıyla polis ve asker işgali altında partimizi kucakladı” yanıtını veriyor.

Van Milletvekili Murat Sarısaç, yürüyüşün HDP’nin gerçek muhalefet partisi olduğunu bir kez daha ispatladığını düşünüyor. CHP ve İYİ Parti’nin “AKP’ye yarayacak” diye sokağa çıkmamasını eleştiren Sarısaç, asıl bu şekilde AKP’nin ekmeğine yağ sürdüklerini ifade ediyor ve ülkenin sokaktaki demokratik mücadele ile özgürleşeceğini belirtiyor.

‘HDP BU YÜRÜYÜŞLE KENDİNİ ÖZNELEŞTİRDİ’

İstanbul kolunda bulunan HDP MYK üyesi Emin Orhan’a göre ise yürüyüş, İstanbul halkının kararlılığını ve direngenliğini açığa çıkardı. “Yürüyüş amacına ulaştı” diyen Orhan, şöyle devam ediyor: “Bu topraklarda baskı ve zulüm var. Sokaklar zapt edilmiş vaziyette. Biz bir yol açmak istedik. Bütün demokratik kamuoyunun bir araya gelebileceği bir zemin sunmak istedik. Bu zemin de karşılığını buldu.”
“Yürüyüş HDP’nin uzun zamandır dile getirdiği Demokrasi İttifakı için de bir adım mı?” sorumuza ise Orhan, şu yanıtı veriyor: “Tabi. HDP bu yürüyüşle kendisini özneleştirmiştir. Aynı zamanda demokrasinin öznesi olduğunu, HDP olmadan demokrasi olamayacağın bir kez daha açığa çıkarmıştır. Bu iradeyi daha güçlü bir şekilde sürdürmeye ihtiyacımız var. Önümüzdeki dönemde bu açığa çıkan iradenin örgütlenmesi, birleştirilmesi ve halkın talepleri ekseninde bir mücadelenin geliştirilmesi gerektiği fikrindeyim.”

‘KLASİK 6 MİLYON İFADESİ AŞILDI’

İstanbul Milletvekili Hüda Kaya yürüyüşe katılamayıp, Meclis’te nöbetçi kalan vekillerden. Ama aynı coşkuyu paylaştıklarını dile getiriyor. Yürüyüşün sembolik olduğunu hatırlatan Kaya, “Gönül isterdi ki kitlesel şekilde bu yürüyüşü gerçekleştirebilelim, Edirne’den ve Hakkari’den gelen arkadaşlarımızın yanında on binler yürüyebilsin. Bunu yapacak potansiyelimiz de var, bunu yapacak yürek, coşku da var. Fakat maalesef gücü yetse HDP’yi tarihten silmeye çalışan iktidarın politikaları nedeniyle bunu sembolik olarak, ama halkımızın temsiliyetine binaen selametle gerçekleştirdik. Bu yasaklar, bugünkü politik atmosfer olmamış olsa biz biliyoruz ki on binlerce insanımız Ankara’ya sel gibi akacaktı. Biz burada hepsinin adına bulunuyoruz. Ben, klasik HDP’ye oy veren 6 milyon ifadesinin de aşıldığını düşünüyorum” diyor.
FARKLI YERLER, FARKLI KİŞİLER AMA HİKÂYE AYNI

Milletvekilleri 5 günlük yürüyüş boyunca özel anılar da biriktirdi. En çok etkilendikleri anları soruyoruz.

Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Murat Sarısaç’ın anlattıkları hikâyeler farklı yerlerde, farklı kişilerle. Ama özü aynı:  Halkın sahiplenişi.

“Bismil’de partililerimiz bizi bekliyordu.Yolun kenarında durup arabadan inince alkışlamaya başladılar. Ama oradaki güvenlik güçleri aramıza hemen bariyer örüp bizim onlara ulaşmamızı engelledi. Bize gazlı, kalkanlı saldırı oldu. Halkımızın bize yönelik her saldırıda nasıl kendisini öne atmak istediğini, bizi nasıl desteklediklerini gördük. Orada ölümüne bir duruş var, ölümüne bir sahiplenme var. Yaşlı anneler, küçücük çocuklar akreplere, TOMA’lara, devletin gövde gösterisine rağmen partilerini, mücadelelerini, değerlerini sahipleniyor. Bu çok kıymetliydi.”

“Hakkari’den çıkarken eş genel başkanımızın arabasının önünü 5 anne kesti ve selamlaşmak istediler. Polisler 5 tane anneyi bile bu partiyle bir araya getirmek istemedi. Müdahale olmasına, çok büyük gürültüler kopmasına rağmen o 5 anne yine gitti, biraz yukarıda durup aynı şekilde bizi selamladılar, zılgıtlar çektiler.”
HDP YÜRÜYÜŞÜ NASIL SÜRDÜRECEK?

Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar, dünkü açıklamalarında, yürüyüşün burada bitmediğini ve mücadeleyi bir üst düzeye çıkaracaklarını söyledi.

Konuştuğumuz vekiller de bu ifadeleri yineliyor.

Milletvekili Çepni, “Bu bizim için ne ilk yürüyüştür, ne de son olacaktır. HDP’nin yürüyüşü bitti, biçiminde algılanması yanlış olur. Biz özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürütüyoruz. Halklarımız bu iktidardan kurtulana, eşit, özgür, adil bir yaşamı kazanana kadar demokrasi yürüyüşü devam edecek. 3 ay sonra da bitmeyecek. Tüm demokrasi güçlerine, bu iktidardan kim zulüm görüyorsa herkese demokratik talepler etrafında bir araya gelme çağrısı yapıyoruz” diyor.

‘BÜTÜN YAZ SAHADA HALKLA BİRLİKTE OLACAĞIZ’

Koçyiğit ise sokakta demokratik, barışçıl gösteri hakkını sonuna kadar kullanacaklarını ve bütün yazı sahada halkla birlikte geçireceklerini söylüyor.

HDP, 1 Eylül’e kadar sürecek olan “Demokratik Mücadele Programı’nın ikinci etabını bugün yapacağı MYK toplantısında belirleyecek. Çeşitli eylem ve etkinlik biçimleri masada. Ancak parti yöneticileri, en temel noktanın sokakta ve halkla temas olduğunu belirtiyor.