turgut-siban

Servet Turgut ve Osman Şiban 100’den fazla asker tarafından linç edilmiş

Sol Defter- Haber - 2 Kasım 2020 - Güncel Politika / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

GAZETE KARINCA HABER MERKEZİ – Van’ın Çatak kırsalında operasyona çıkan askerler tarafından 11 Eylül’de gözaltına alındıktan 2 gün sonra yoğun bakım ünitesinde ortaya çıkan Servet Turgut, gördüğü ağır işkence nedeniyle yaşamını yitirmiş, Osman Şiban ise günler sonra taburcu edilmişti.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, helikopterden atıldıklarına dair bilgi ve belge bulunan Turgut ve Şiban’ın durumuna ilişkin hem olay yerine gidip yaptığı incelemeleri hem de görgü tanıklarının anlatımlarını raporlaştırdı.

Meclis’te düzenlediği basın toplantısıyla raporu açıklayan Ahmet Şık, tedavisine Mersin’de devam edilen Osman Şiban’ın anlatımlarına da yer verdi.

Ahmet Şık, Van Valisi, İl Jandarma Alay Komutanı, Van Cumhuriyet Başsavcısı ve soruşturmayı üstlenen savcı ile de görüşme talebinde bulunduğunu, ancak reddedildiğini aktardı.

‘Helikopter içinde çok dövdüler’

Yaralı kurtulan ve tedavisine Mersin’de devam edilen Osman Şiban, Ahmet Şık’la yaptığı görüşmede, önce Servet Turgut’un ardından da kendisinin gözaltına alındığını ve kötü muamelenin başladığını anlattı.

Şiban, operasyona çıkan 15-20 asker tarafından helikoptere bindirildikten sonra dövüldüklerini şu sözlerle anlattı:

Helikopterde, tam hatırlamıyorum ama 20 kadar asker vardı. Ne köyden alırken ne de helikopterin içinde bizi suçlayan hiçbir şey söylemediler. Ben öyle bakıyordum askere benim yüzüme yumruğu yapıştırdı. ‘Bakmak yasak, konuşmak yasak, sağa sola bakmak yasak’ diyerek bana vuruyordu. Yüzüme vuruyordu hep. Servet’e de vuruyorlardı. Helikopterin içinde kaç tane yumruk ağzıma vurdular.

Telsizden mi ne konuşmalar yapıyorlardı. Birbirleriyle konuşuyorlardı. ‘Van’ın kışlasına getirin’ gibi şeyler söylediklerini duydum. Kışla mı diyordu, öyle bir şey. Telsizin sesi vardı. ‘Kışlaya getirin’ diye. Helikopterin içinde Servet’le konuşma monuşma hiçbir şey yok. Olmadı. Servet’e de bir kez yumruk attıklarını görebildim. Sonra başımız eğik göremedim ama helikopter içinde bizi çok dövdüler. Bir askerin, komutan mı bilmiyorum Servet’i kastederek ‘Bu ihtiyarı dövmeyin, bu ihtiyar ölecek’ dediğini duydum.

100-150 asker linç etmiş

Helikopterin indiği sırada yerde 100-150 civarında askerin etraflarına toplandığını anlatan Şiban, yaşananları şöyle dile getirdi:

Helikopter indi. İçindeki askerlerin de hepsi inmiş. Ben de böyle sağa sola baktım. Bizi daha indirmemişlerdi. Helikopterin içinden görünüyor. Baktım dışarıya çok asker var. Belki 100-150 tane asker var. Kuşatmış asker, hazır durumda bekliyordu. Silahı da var üstlerinde. Birisi, ‘O teröristleri indirin aşağıya’ dedi. Baktım, iki asker yukarı geldi. Önce cenazeleri attılar. Sonra bizi de attılar. Helikopterin kapısının ağzından arkamızdan aşağıya itildik. Servet’le betonun üzerine düştük. Servet’i de attılar, o da benim yanımda. Attılar. Hani yere attılar, biz de yere düştük. Biz öylece yerdeydik. Birini duydum, dedi ki ‘Ya bu terörist sağdır’, öyle duydum. Sonra o gördüğüm 100-150 asker üzerimize çullandılar. Tekmeler, yumruklar…

Vallahi bizi yere sürdüler. Her birimizin başında 10 kişi, 20 kişi. 10 kişi bir kişinin üstüne geçiyordu, hepsi bize yetişip dövüyordu bizi. Bize ne yaptılar bilmiyorum. Bana ne yaptılar bilmiyorum. Yere attılar, oradan sonra başıma geçtiler. Ezdiler başımdan. Helikopterin içinde de orada da dövdüler bizi. Dayak atarlarken ‘Teröristler’ diyorlardı bize. Biz köylüyüzdür, vatandaşız. Bize de terörist diyorlar. Artık ne kadar geçti bilmiyorum. Yerdeyken başımın üstünden geçti, ne yaptılar ne ettiler ben hatırlamıyorum. Orada ben bayılmışım.

Tümgeneral ve tuğgeneral Adli Tıp önünde beklemiş

Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık’ın raporunda, 20 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Servet Turgut’un otopsisiyle ilgili iki tanığın anlatımlarına da yer verildi.

Tanıklar, Van Asayiş Kolordu Komutanı Tümgeneral Hüseyin Kurtoğlu ve Van İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Yüksel Yiğit’in sivil kıyafetleriyle 3-4 saat boyunca Adli Tıp Kurumu’nun önünde beklediklerini anlattı.

‘Helikopterden atıldılar’ iddiasının kaynağı jandarma

Ahmet Şık, Şiban ve Turgut’un helikopterden atıldıkları ya da atladıkları iddiasının ilk olarak onları hastaneye götüren jandarma tarafından dile getirildiğini belirtti.

Buna göre, tıbbi müdahale sırasında, çok sayıda asker tarafından linç edildiği belirtilen Turgut ve Şiban’ı hastaneye götüren sivil jandarma personelinin “Bunlar terörist. Çatışmada aldık ama getirirlerken helikopterden atlayarak kaçmaya çalıştılar” dediği ve bu şekilde rapora yansıdığı öğrenildi.

Ahmet Şık, raporun sonuç kısmında, jandarma personelinin ilk olarak hastanede dile getirdiği “Helikopterden atladılar” sözünün ‘yüksekten düşme’ ve ‘helikopterden düşme’ olarak kayıtlara girdiği belirtirken, kamuoyuna yansımasının “Helikopterden atıldılar” şeklinde olduğuna değindi.

‘Ölüme kitlesel dayak neden oldu’

Ahmet Şık, raporun sonuç kısmında şunları dile getirdi:

Yani faillerin yalanı, müdafilerin gerçeğine dönüşmüş, olayın aslını oluşturan kitlesel bir dayak ve linç işkencesi gölgede kalmış demek yanlış olmayacaktır. Halen tedavisine devam edilen Osman Şiban’ın yere inen helikopterden askerler tarafından arkadan itilerek beton zemine düşürülmesini ‘Atıldık’ diyerek ifade etmesi, ‘Helikopterden atıldılar’ iddiasının yaygınlaşmasında rol oynadı.

Osman Şiban’ın anlattıklarından yola çıkılarak, Servet Turgut’un ölümüne, kendisinin de ağır yaralanmasına neden olan olayın sebebinin helikopterden atılma değil, kitlesel dayak olduğu anlaşılmaktadır.

Haberi yapan gazeteciler tutuklandı

Raporda, Şiban ve Turgut’un durumunu kamuoyuna aktaran Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Cemil Uğur, Haber Müdürü Adnan Bilen ve JinNews muhabiri Şehriban İba’nın haklarında yürütülen eski bir soruşturma gerekçe gösterilerek, eski MA çalışanı Nazan Sala ile birlikte 9 Ekim’de tutuklandıklarına da değinildi.

Ahmet Şık, hakimliğin tutuklama kararında gazetecilerin taşıdıkları ajans tanıtım kartlarının da “resmi” olmadığının belirterek, “Geçerli basın kartının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın belirlediği şartları taşıyan kişilere ancak verilebileceği, doğal olarak mevcut şartları taşımadıklarından söz konusu şüphelilerin basın mensubu olmadığı anlaşılmıştır” dedi ve gazetecilerin basın kartı taşımadığı için gazeteci olamayacaklarının iddia edildiğine vurgu yaptı.

Şık, “Tutuklanan gazetecilerin kamuoyuna ‘Helikopterden atılma’ olarak yansıyan ve iktidar nezdinde rahatsızlık yaratan işkence vakasıyla ilgili haberleri yapan kişiler olduğu düşünüldüğünde eski bir soruşturma devreye sokularak tutuklanmaları izaha muhtaçtır” diye de ekledi.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Van / yargısız infaz /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.