egitimsen

Eğitim Sen Genel Kurulu, öncesi ve sonrası -Bağımsızların Umudu (bagimsizlarinumudu.org)

Sol Defter- Haber - 6 Aralık 2020 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Aşağıdaki değerlendirme konuyu ancak yakından bilenlerin anlayabileceği bir “sıfatsız”lıkla ve “politik değerlendirme” yapılmaksızın “bağımsız”lık kaygılarıyla yazılmış olsa da, doğru eleştirileri barındırması sebebiyle paylaşıyoruz… Sol Defter

Sendikal, siyasal, ekonomik alanda yaşadığımız zorlukların yanına COVID-19 salgınının eklenmesi yaşamı daha da zorlaştırmıştır. Bu durumu kendi lehine çevirmek isteyen iktidar, salgın hastalığı dahi bahane ederek, kendi çıkarına uygun şekilde kullanarak, istediği uygulamaları hayata geçirmek için emekçilere baskılarını arttırmıştır. Bütün bunlarla birlikte, sendikadaki grupların dar grupçu bakış açılarının birleşmesi sonucunda; sendikamızın üye kaybı artarak, etkisiz ve yetkisiz hale gelmiştir. Böyle bir dönemde gerçekleşecek genel kurullar öncesinde, grupsal önceliklerin yerini, sendikanın ve emekçilerin önceliklerinin alması, demokratik işleyişin, doğrudan seçimin sağlanması, üyelerin delegelik için birbirine kırdırılmaması, sendikadan üye ihraçlarının edilmemesi, ortak listelerin çıkartılması yönünde yapmış olduğumuz çağrı ve önerilerimiz, gruplar tarafından görmezden gelinerek dikkate alınmamış, tartışılmamıştır. Hatta önceki dönemlerden daha kötü geliştirilen ittifaklar ve kırılmalara yol açacak davranışlar yaşanmıştır.

2000’li yıllarda yapılan genel kurulda yönetime giremediğinde, bir halkın temsiliyetini engelleyemezsiniz tepkisiyle genel kurulu terk ederek, ayrı sendikal örgütlenmeyi tartışmaya açmış olan grup, yürüttüğü sendikaya hâkim olma ve sendikayı kendine uygun dizayn etme çalışmasını 2005 yılından itibaren hız kesmeden sürdürerek iyice açığa çıkartmış, sendikanın bölünerek Eğitim İş’in kurulmasıyla birlikte hâkimiyetini sağlamıştır. Bu grup hâkimiyetini pekiştirmek için, kendisine yakın olan küçük grup ve bireyleri yedekleyerek, bazen bir grubu, bazen diğer grubu yanına alarak kendi konumunu güçlendirmiştir. Süreç hâkim grup lehine gelişmiş ve ayrı sendika şeklinde örgütlenmek yerine var olan sendikayı kendi sendikası şeklinde dizayn edecek imkânları oluşturmuştur.

Diğer gruplar, bu dizayn sürecinden haberdar değilmiş gibi, hakim grupla ittifak yaptıkları dönemlerde eleştiri ve önerilerini unutmuş, ittifak dışında kalan gruplarla rekabet ederek dışlamıştır. Dışlanan gruplar eleştirilerinin dozunu arttırmıştır. Sonuçta tüm bu uygulamalar hâkimiyetin iyice pekişmesine sebep olmuştur. Hâkim grup dışında kalan grupların tutarsız ve çıkarcı davranmaları, ittifaklara göre tutum takınmaları, emekçilerin ve sendikanın yararına politikalar geliştirmelerinin önündeki en büyük engel durumuna gelerek, emekçilere, mücadeleye ve sendikalara telafisi çok zor olan zararlar vermiş ve vermeye devam etmektedir.

Oysaki yapılması gereken grupsal kaygı ve çıkarların yerine, emekçilerin ve sendikanın çıkar ve kaygılarının öncelikli olmasıdır. Bu öncelikle hareket edilmiş olsaydı, grupların kısa süreli günlük çıkarlar ve bir kişi daha fazla yönetimde temsil edilme hırsı, çabası yerine, sendikanın geleceği üzerine ittifaklar kurulabilir ve yapılması gerekenler yapılabilirdi.

Ne yazık ki; sendikanın ana kitlesini oluşturan, grupların dışında kalan, emekçilerin ve sendikanın çıkar ve kaygısından başka bir çıkarı olmayan bağımsız üyeler ve durumdan gerçekten rahatsız olan gruplara yapılan süreci birlikte yürütme, sendika üyelerinin ihraçlarına karşı durma, doğrudan seçim, demokratik işleyişi hayata geçirme, ortak listelerle genel kurulları gerçekleştirme, birlikte aday belirleme ve aday olma çağrılarımız yeteri kadar ulaşmamış, bu anlamda yeterli destek bulmamıştır.

Bağımsız üyelerin bir kısmı grupların etkisinde kalarak, güçlü gördükleri gruplarla birlikte hareket ederek, grupların yanlışlarına bilerek ya da bilmeyerek destek ve ortak olmuşlardır. Hatta grupların çok önemsediği yönetim ve genel merkez delegeliği için bir grup listesinden aday olan, güç ve destek veren üye, bu süreçten sonra bağımsız olduğunu iddia edebilmektedir. Gerçekte bu üye ne kadar bağımsız olduğunu iddia etse de, grupların yaptıklarına, yanlışlarına ortak olarak grubun çıkarlarının gerçekleşmesini sağlamıştır.

Bağımsız üyelerin sendikayla bağları zayıflamış büyük bir kısmı ise olan bitenden haberli ya da habersiz süreci sessizce, müdahil olmadan izlemekle yetinmiştir. Üyeler sadece seyretmekle hiçbir şeyin düzelmeyeceğinin, daha da kötüleşeceğinin farkına varmalı, böyle gelmiş böyle gider düşüncesinden sıyrılarak, sendikanın geleceğinin kendi ellerinde olduğu gerçeğinin anlamalıdır. Bu kötü gidişe müdahale etmeli, elini taşın altına koymalı, görev yetki sorumluluk alarak düzeltmek için mücadele etmelidir. Aksi takdirde bu kadar çok caba, emek, mücadele ile kurulan örgütlerimiz elimizden kayarak gidecek ve sadece ah vah etmek işe yaramayacaktır. Umarız ki; bundan sonra bağımsız üyeler ve sendikal kaygısı olan gruplar, güçlü gördükleri grupların yanında yer alarak, yönetimlerde yer kapmak, grupların yanlışlarına ortak olmak, grupların kendi isteklerini gerçekleştirmesi için onlara güç vererek destek olmak yerine, kendi bağımsız insiyatiflerni geliştirerek bu gidişe dur diyecek, sendikayı, emekçileri ve emek mücadelesini güçlendirecek tavır alırlar.

Merkez genel kurulunda başkanlık ve yönetim sayısında anlaşamayarak ittifakı bozulan grubun aklına son anda; covit-19 salgını koşullarında genel kurulun ertelenmesi gerektiği, sendikayı hâkim grubun dizayn ettiği, kamusal eğitim ve laik eğitime karşı çıkıldığı, sendika üyelerinin ihraçlarının yanlış olduğu fikri gelmiştir. Oysaki KHK’lı üyelerin sendikadan ihracının kararlaştırılması bu grupların ortak kararıdır. İki ay önce gerçekleştirilen BES (Büro emekçileri sendikası) genel kurulunda benzer ihraç oy birliği ile onaylanmış ve bu grupların hiç sesi çıkmamış, hatta ortak hareket etmişlerdir.

Daha önce Khk’lı üyelerin yönetimlerde yer almasından dolayı ittifakta olmayacağını açıklayan, ancak mevcut ittifakın bozulmasıyla çok sayıyla merkez yönetimde temsil edilebileceğini düşünerek yönetime girmeye niyetlenen diğer grup, hâkim grubun tek kişiyle yönetime katılmalarını reva görmesi üzerine, kongrenin 2. günü nispi temsil, sınıf sendikacılığı hatırlamış, seçimlerden çekilmiştir.

Şube kongrelerinde demokratik işleyiş, doğrudan seçim, KHK’li sendika üyelerinin sendikadan ihraç edilmemesi ile ilgili önergelerimizi reddedenler, merkezi ittifak bozulduğu anda demokrasi havarisi kesilmişlerdir.

Ne yazık ki; gerçek değerlendirmeler, yapılması gerekenler, eleştirilmesi, özeleştiri istenmesi, hesap sorulması gerekenler her dönem olduğu gibi, seçimlerin ve ittifakların gölgesinde kalmış, söylemler ittifaklara göre şekillenmiştir. Sendikamız ne kadar üye kaybetmiş olsa da etkisiz, yetkisiz duruma gelmiş olsa da içinden geçtiğimiz dönem ve baskılar ne kadar çok artsa da aslında geçmişten bu güne değişen çok da şey yoktur. Ancak geçmişten bugüne değişen ama unutulan çok ciddi bir gerçek var ki, o da ne sendikamız aynı sendika, ne de ülkemiz aynı ülkedir. Bu anlamda yapılanlar, kısa günlük grupsal çıkarlar ve günü kurtarma dışında, daha da küçülerek etkisizleşmenin birer basamaklarıdır.

Pe ki ne yapılmalıdır; öncelikle üyelerin seçimlere, yönetim, denetim, karar ve aday belirleme süreçlerine, doğrudan katılımı sağlanmalı, delegelik sistemi kaldırılmalıdır. Öneri, eleştiri, özeleştiri, hesap sorma, hesap verme, yetki ve sorumluluğun paylaşılması, seçilenlerin geri çağrılabilmesi, muhalefete tahammül edilmesi, ortak alınmayan hiçbir kararın uygulanmaması, dayatılmaması, tüm toplantı, çalışma ve harcamaların açık şeffaf yapılması, aylık raporlar halinde üyelerle paylaşılması sağlanmalıdır. Profesyonel kadroların çalışırken aldıkları maaş dışında bir imtiyaza sahip olmaması, yönetici organlarda yetki, sorumluluk ve temsiliyetin eşit ve dönüşümlü yapılması, aynı organlarda en çok iki dönem seçilebilme, kadınlarla erkeklerin eşit temsiliyetinin sağlanması gerçekleştirilmelidir. Ancak bu şekilde aktif yönetici, pasif üye durumu değişerek üyeler örgütlerine sahip çıkabilir, örgütler grupların, yöneticilerin, başkanların örgütü olmaktan çıkarak üyelerin, emekçilerin örgütü haline gelir. Her halükarda emekçiler alternatifsiz değildir, yeter ki sendikalara, örgütlere emekçiler, üyeler gerçek anlamda sahip çıksın!…

1 Aralık 2020

Kaynak: bagimsizlarinumudu.org

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Eğitim Sen / sendika bürokrasisi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.