sol

Safları sıklaştırma zamanı

Ergin Yıldızoğlu - 28 Ocak 2021 - Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Siyasal İslamın AKP rejiminde, kendini tekrar eden istikrarsızlıklarının bozulmaya, yeni bir “durumun” şekillenmeye başladığını düşündüren işaretler artıyor. İktidarın toplumsal tabanındaki erimenin hızlandığı, buna çare olarak Merdan Yanardağ’ın TELE1’de dikkat çektiği gibi, AKP dışına itilmiş Davutoğlu ve Babacan’ın ölü doğmuş partileriyle “Millet İttifakı’nı” parçalayarak CHP’siz bir “şahsım muhalefeti” yaratma hesapları gelişiyor. Bu sırada CHP, HDP ve sosyalist solu hedef alan yeni bir şiddet dalgası yükseliyor.

Muhalefetin, yeni “durum” içinde fark yaratabilecek bir siyasi çekim merkezini inşa edebilmesi için saflarını hızla sıklaştırması gerekiyor. İkincisi: Gittikçe artması olası saldırılar karşısında korunabilmek için geniş ve etkin bir dayanışma ağı gerekiyor.

‘Durumu’ şekillendiren iki vektör

Birincisi: İstikrarsızlıkların “istikrarı” bozuluyor. Mafya liderleri, birer siyasi aktör gibi medyada boy gösteriyor. Bu konunun uzmanlarına göre, “eskiden devlet bunları kullanırdı, şimdi bunlar devleti kullanmaya başladı”. Bir taraftan, şoven milliyetçi hareket içindeki siyasi rekabet, açık fiziki şiddet üretmeye başladı. Diğer taraftan gittikçe artan işsizlik, yoksulluk, pandemi baskısı “Reis’çi” “trolleri” bile isyan ettiriyor. Siyasal İslamın rejimi açısından, MHP’yi taşımaya devam etmenin riskleri ülke içinde yarattığı gerginlikler açısından, maliyeti de uluslararası düzeyde yapmaya hazırlandığı manevralar bağlamında hızla artıyor.

Gezi davasındaki beraat kararı iptal edildi, eziyet yeniden başlıyor. Kaftancıoğlu, uzun hapis cezaları olasılığı içeren iki iddia ile yargılanacak. Bu arada Demirtaş, Kavala, yüzlerce gazeteci, entelektüel, HDP üyesi gibi siyasi tutuklulara yenileri ekleniyor. Rejim, yeni hapishaneler inşa ediyor. Kaçırma ve işkence etme olayları da başladı.

İkincisi ekonomik: Ülkeye kasımdan bu yana yaklaşık 15 milyar dolar yabancı kaynak girdi, TL’nin değerinde göreli bir toparlanma var ama güven yok! Vatandaş, elindeki, ocak ayı itibarıyla 236 milyar dolar düzeyindeki altın ve döviz stoklarını çözmemekte ısrarlı. Diğer taraftan, gelen dış kaynak esas olarak kısa dönemli “sıcak para” olarak tanımlanacak cinsten. Cumhurbaşkanı da yine faizlerden yakınmaya, bankaları suçlamaya başlayarak, Türkiye’yi “hâlâ tehlikeli piyasa” olarak gören yatırımcıların algılarını doğruluyor. Renaissance Capital’in küresel ekonomisti Charles Robertson da “Türkiye, portföy yatırımları açısından uzun dönemli bir seçenek oluşturamaz” diyor ve ekliyor: “15-20 yıldır sık sık gördüğümüz gibi ‘gir- çık’ işlemleri olarak devam edecekler.” (Reuters)

Beklentilerde en ufak bir olumsuz değişiklik durumunda, hızlı bir sermaye çıkışı, bir mali kriz olasılığı kapıda bekliyor. Bu sırada, gelen sermaye ülkenin kaynaklarını emmeye devam ederken, yüksek faizin üretimi ve yatırımı daraltıcı etkileri sınıf çelişkilerini daha da sertleştiriyor.

En büyük sorumluluk

Safları sıklaştırmaya gelince, en büyük sorumluluk ne yazık ki muhalefetin en dağınık, sürekli CHP’den yakınan kesimine, sosyalist sola düşüyor. Pazartesi yazımda ABD örneğinden aktarmıştım. Bu kesim hareketlenmeden ve enerjisi tek bir kanaldan akmaya başlamadan CHP (sosyal demokrat ya da merkez sol/sağ-popülist ne derseniz deyin), bırakın geçmiş yenilgilerinden gereken dersleri çıkarmayı, kendini “yeni durum” içinde tanımlamayı dahi başaramayacaktır.

Ancak sosyalist sol açısından esas önemli olan CHP’nin “AKP ne yapmak istedi de CHP engelledi” diyebilen, ne işe yaradığı belirsiz liderliği değil, siyasal İslamın tüm baskılarına karşın bu partiye oy vermeye devam eden, ülke ekonomisinin merkezlerinde yoğunlaşmış, işçi sınıfının yeni gelişmekte olan, kültür endüstrisinin de siyasal İslama teslim olmayan kesimleridir. CHP ile “ilişki”, bu kesimlerle ilişki anlamına geliyor, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde olduğu gibi beklenmedik bir siyasi enerji de üretebiliyor.

Gelecek seçimlerin hangi koşullarda yapılacağı, yapılıp yapılmayacağı dahi belli değildir ama karanlık bir resmin şekillenmekte olduğu kesindir. Bu resmin içinde sosyalist solun, fark yaratmak bir yana, ayakta kalabilmek için acilen CHP ve HDP ile birlikte safları sıklaştırmayı başarması gerekiyor.

Cumhuriyet

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: CHP / sosyalist hareket /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.