ankara-polis-kotu-muamele-siddet-bogazici-gozalti-ters-kelepce-600x381-1

Ankara’da neler oluyor? – Av. Mert Ekinci

Sol Defter- Haber - 14 Şubat 2021 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

A. Sürecin Özeti

01.02.2021 ile başlayan hafta içerisinde Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektörü protesto etmek maksadıyla Ankara’da demokratik kitle örgütlerinin de çağırıcılığı ile eylemler düzenlenmiştir. Bu eylemler kapsamında; yurttaşlar Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektörü protesto etmek ve istifaya davet etmek maksadıyla barışçıl metotlarla demokratik haklarını kullanmak istemişlerdir. Her ne kadar eylemler mahiyeti itibarı ile barışçıl olup Anayasal hak ifasını içeriğinde barındırmakta ise de polis şiddeti marifetiyle yurttaşların anayasal haklarını kullanmaları engellenmiştir.

Bununla birlikte polis engellemesi ile karşılaşılan eylemlerde gözaltına alınan kişiler hakkında sair adli süreçler başlatılmıştır. Bu kapsamda; 02.02.2021 tarihinde 83 kişi, 05.02.2021 tarihinde ise 29 kişi gözaltına alınmış, hakkında adli işlem başlatılmıştır. Bu süreçlerin tamamı tarafımızca takip edilmiş olup Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube de gerçekleştirilen gözaltı takiplerinde gözaltına alınan kişilerin savunma hakkının kısıtlanmasına ve avukatların ifa ettikleri kamu görevlerinin engellenmesine varacak davranışlar ile karşılaşılmıştır.

Bahse konu süreç aşağıda detaylandırılacak olup hem 02.02.2021 hem de 05.02.2021 tarihli takiplerde yaşanan hak ihlalleri tarafımıza kayıt altına alınmış sürece yönelik hukuki başvurular gerçekleştirilmektedir.

B. 02.02.2021 Tarihli Gözaltı ve Hukuki Süreç Takibin İlişkin

Öncelikle 02.02.2021 tarihli barışçıl gösteriye polis tarafından saldırılması pozitif hukuk müesseseleri ile birlikte değerlendirildiğinde yasal olmaktan fazlasıyla uzaktır. Bununla birlikte yukarıda özet olarak ifade edildiği üzere işbu süreç kapsamında yaşananlar içeriğinde birçok hak ihlalini daha barındırmaktadır. Şöyle ki;

  • Öncelikle barışçıl protesto hakkını kullanmak isteyen yurttaşlar hakkında yakalama ve gözaltı işlemi tesis etmek başlı başına bir hak ihlali olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte 02.02.2021 günü gözaltına alınan 83 yurttaş şiddet kullanılarak gözaltına alınmıştır. Şiddetin boyutu; bir üniversitelinin parmağının çıkmasına, bir üniversitelinin dişinin kırılmasına, bir üniversitelini saçlarından sürüklenerek kafasına vurulmak suretiyle işkence edilmesine, bir avukatın ters kelepçeli olarak saatlerce bekletilmesine ve neredeyse tüm gözaltına alınanların boyun ve bilek bölgelerinde sair yaralanmaların meydana gelmesine sebebiyet verir niteliktedir.
  • 02.02.2021 tarihinde gözaltı takibi yapmak için Ankara Emniyet Müdürlüğüne gelen avukatlar bir saati aşkın süre müdürlüğe alınmamış, giriş kapısında usule aykırı bir şekilde bekletilmişlerdir. Belirtmek gerekir ki; 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 1. Maddesi dolayısıyla avukatlık, bir kamu hizmeti ifasını içerisinde barındırmaktadır. Somut olayda Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün tavrı dolayısıyla kamu görevi ifası için gelen avukatların görevlerini yapması da usul ve yasaya aykırı bir şekilde engellenmiştir.
  • Bunlarla birlikte 02.02.2021 tarihli gözaltı sürecinde hakkında adli işlem uygulanan yurttaşların Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesinde bulunan Güvenlik Şube Müdürlüğünde uzun süre avukatları ile görüştürülme imkanı verilmemiştir.Belirtmek gerekir ki; CMK m.154: Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.”Şeklindedir.Her ne kadar avukat ile müvekkili belirtilen hüküm uyarınca her aşamada görüşebilme hakkına sahip olsa da somut olay kapsamında müvekkiller ile avukatların 5 saati aşkın süre görüştürülmediği olmuştur. Burada Anayasa m.36 kişilerin hak arama hürriyetini koruma altına almış olup somut olay kapsamında bu hürriyet aktif bir şekilde engellenmiştir.
  • Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube içerisinde bulunan avukat görüşme odası hukuki standartlara uygun bir şekilde dizayn edilmemiştir. Yukarıda belirtilen CMK m.154 her ne kadar avukat görüşmesinin kural olarak dinlenemeyceğini belirtmekte ise de görüşme odası, polislerin aktif olarak bulunduğu giriş koridorunda yer almaktadır. Ayrıca görüşme odasının yanında polislere ait oda da bulunmaktadır. Burada avukat görüşmesi dinlenmeye ve denetlenmeye fazlasıyla müsait olup yine bu husus kişilerin savunma hakkını gereği gibi kullanamadığını göstermektedir.
  • İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılmak üzere adli tıpa sevk edilen gözaltında bulunan yurttaşların hangi hastaneye sevk edildiği bilgisi avukatlarına ve yakınlarına verilmemiş; kişilerin salıverilme işleminden sonra mağduriyet yaşamasına sebebiyet verilmiştir.

C. 05.02.2021 Tarihli Gözaltı ve Hukuki Süreç Takibine İlişkin

02.02.2021 tarihinde yaşandığı üzere barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünü kullanan yurttaşlara müdahale edilmesi niteliği itibarı ile temel bir anayasal hak ihlalini içeriğinde barındırmakla beraber süreç yekün halinde değerlendirildiğinde;

  • Kızılay’ın çeşitli yerlerinde toplanan yurttaşlara polis tarafından çok sert müdahale edilmiş, işkence edilerek yakalama işlemi tesis edilmiştir.
  • Gözaltına alınan müvekkillerinin haklarını savunmak için hukuka aykırı yakalama işlemine karşı çıkan 3 avukat ve bir stajyer avukat gözaltına alınmış, birçok avukata karşı fiziksel şiddet kullanılmış ve biber gazı sıkılmıştır. Eylem esnasında müvekkillerine hukuki destek sunmak maksadıyla bulunan avukatlara polis saldırımıştır. Saldırılara ilişkin görüntüler kayıt altına alınmış olup tamamı hakkında hukuki süreç başlatılmıştır.
  • Hakkında yakalama işlemi yapılanlara gözaltı araçlarında şiddet uygulanmış, kafaları araç camlarına vurulmak suretiyle sistematik olarak işkence edilmiştir. Bahse konu husus akabinde usulsüz gözaltına alınan kişilerden bir tanesinde kafa travması meydana gelme ihtimali gözetilerek Ankara Şehir Hastanesine sevki gerçekleştirilmiştir.
  • Toplamda 29 kişi gözaltına alınmıştır. Bunlardan avukat ve stajyer avukat olanlar kimlik tespitini müteakiben serbest bırakılmış geri kalanlar ifade işlemi için götürüldükleri Güvenlik Şube Müdürlüğünde 4 saate yakın gözaltı araçlarının içerisinde bekletilmiştir. Bu esnada avukatları ile görüştürülmeleri söz konusu olmamıştır.
  • Gözaltı takibi yapmak maksadıyla şube müdürlüğün giden avukatlar, müvekkilleri isimlerini vermediği gerekçesi ile Ankara Emniyet Müdürlüğü binasından içeriyle alınmamıştır. İçeriye alınan üç avukat 5 saati aşkın süre müvekkilleri ile görüştürülmemiş, gözaltında bulunan kişilerin hukuki yardımdan faydalanma hakları engellenmiştir. Belirtmek gerekir ki; CMK m.149:Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir”  şeklindedir. Somut olayda avukatlık yapmak maksadıyla gelen müdafiler müvekkilleri ile 5 saati aşkın süre görüştürülemediği gibi Ankara Emniyet Müdürlüğünün içerisine dahi alınmamışlardır. Bu husus bekletilen avukatlar tarafından tutulan tutanaklar ile de sabittir.
  • Gözaltında bulunan kişilerin kişisel ve en temel ihtiyaçları dahi gereği gibi karşılanmamış, tuvalete gitmeleri engellenmek suretiyle işkence edilmiştir.
  • Gözaltında bulunan kişilere avukatları ile görüştürülmedikleri süre boyunca özel avukatlarının gelmediği söylenmiş, avukatsız da ifade verebilecekleri, ifade vermedikleri takdirde talimat ikmalen olmasına rağmen savcılığa sevk edilecekleri bilgisi verilerek yalan beyan ile ifadeleri alınmıştır.
  • 10 adet kişi avukatları ile hiç görüştürülmeden ifadeleri alınmak suretiyle serbest bırakılmıştır, hukuki yardımdan faydalanmaları fiilen engellenmiştir. Burada kendilerine “ifadeyi avukatsız da verebilirsiniz ifade vermezseniz savcılığa sevk edilebilirsiniz” şeklinde ikmalen olan savcı talimatına aykırı hukuka aykırı beyanda bulunularak tehdit edilmeleri söz konusu olmuştur.
  • Avukatların ifade işlemleri dahil olmak üzere kamera kaydı ile görüntülenmeleri söz konusu olmuş sair zamanlarda tehditkar ifadeler ile görevlerini yapmaları engellenmiştir.
  • Gözaltı süresi içinde avukatları ile görüştürülmeyen kişilere güvenlik şube polisleri tarafından ses fazlaca yükseltilmek suretiyle bağırılmış, psikolojik işkence yapılması durumu söz konusu olmuştur.
  • Nihayetinde müvekkilleri ile görüşmek için Ankara Emniyet Müdürlüğü C kapısında 5 saati aşkın süre usule aykırı bir şekilde bekletilen avukatlar 22:30 civarında şube içerisine alınmıştır.

Sonuç olarak ifade etmek gerekir ki; yaşanan eylemlik süreçlerinde barışçıl protesto hakkını kullanmak isteyen yurttaşlara işkence edilmiş, anayasal haklarını kullanmaları engellenmiş, hukuki işlemler esnasında avukatları ile görüşmeleri fiilen engellenmek suretiyle savunma hakları kısıtlanmıştır. Bununla birlikte bağımsız savunma makamını temsil eden avukatların görevlerini gereği gibi yapmaları da engellenmiştir.

Bahse konu hususlar gözaltı takibinde bulunan avukatlar tarafından kayıt altına alınmıştır. Süreç içerisinde toplanan deliller ile bir kısım adli süreç suç duyurusunda bulunulmak suretiyle başlatılmış; bir kısım daha başlatılmak üzere hazırlık yapılmaktadır.

Tarafımızca ifade edilen sürecin tamamında Ankara Barosu Başkanı Av. R. Erinç Sağkan haberdar edilmiş; 02.02.2021 tarihinde Güvenlik Şube Müdürlüğüne gelerek hukuka aykrılıkları doğrudan gözlemlemiştir. Ayrıca bu süreç içerisinde Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi doğrudan yer almış, avukat hakkı ihlallerine ilişkin ilgili tutanakları tanzim etmiştir.

Yine süreç içerisinde 02.02.2021 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Murat Emir danışmanları ile birlikte Ankara Emniyet Müdürlüğüne gelerek süreç hakkında bilgi almış ve hukuka aykırılıkları gözlemle fırsatı olmuştur. Ayrıca 05.02.2021 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekilleri Murat Emir, Yıldırım Kaya ve Nihat Yeşil bilgilendirilmiştir. Gerektiği takdirde Ankara Emniyet Müdürlüğüne gelinebileceği milletvekilleri tarafından ifade edilmiştir.

D. Yapılan Eylemlerin ve Adli İşlemlerin Hukuki Mahiyetine İlişkin

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı fikir ve ifade hürriyetinin özel bir hukuki görünümü niteliğinde olup anayasal anlamda korumaya sahiptir.

Anayasa’nın Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti başlıklı 26. Maddesi, ifade hürriyetini;

       •  “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.” ifadesiyle düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü;

       •  Anayasa’nın yukarıda ifade edilen 26. Maddesinde belirtilen düşünceyi açıklama özgürlüğünün özel bir görünümü olan toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme hakkı da Anayasa’nın 34. Maddesi de “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” ifadesiyle güvence altına almıştır.

Anayasa’nın 90. Maddesi uyarınca kanun hükmünde sayılan ve çıkabilecek uyuşmazlıklarda esas alınması gereken milletlerarası sözleşmelerden olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin;

• 10. Maddesi; “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir.”

  • Aynı sözleşmenin 11. Maddesi de; “Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, demek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir.” ifadeleriyle kişilerin düşünce açıklama özgürlüklerini belirtmiş bu hürriyetin özel bir görünümü olan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır.[1]

Belirtilen Anayasal hükümler ve ilgili uluslararası sözleşmeler uyarınca yurttaşların önceden izin almaksızın barışçıl nitelikte toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmaları hukuken korunmaktadır. Bu kapsamda; açıklamaya konu olan Boğaziçi Üniversitesi protestolarının niteliği itibarıyla barışçıl olduğu ortada olduğundan hukuken korunması gerekmektedir. Özellikle anti demokratik bir atama işlemine karşı oluşturulmak istenilen demokratik ve barışçıl kamuoyunun korunması hürriyetçi demokrasinin temel icabı olup aksinin kabulü halinde anayasal hakların yürütme faaliyeti ile engellenmesi hali söz konusu olacaktır.

Temel hak ve özgürlükler anayasada koruma altına alınmıştır. Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklere yönelik getirilecek kısıtlamalar da anayasa kapsamında belirtilmiştir. Bu kapsamda; Anayasa m.13: Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Şeklindedir.

İlgili anayasa maddesi uyarınca koruma altına alınan bir temel hak ve hürriyetin kısıtlanması için özlerine dokunulmaması ve demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine aykırı olmaması gerekmektedir. Ayrıca kısıtlamalar ölçülü ve kanun ile düzenlenerek getirilmek durumundadır. Özellikle pandemi sürecinde çokça arttığı üzere genelge veya yürütme uygulaması ile anayasal hakların kısıtlanmasının hukuken karşılığı bulunmamaktadır.

02.02.2021 tarihinde Boğaziçi Üniversitesine atanan rektörü protesto etmek maksadıyla Ankara’da düzenlenen barışçıl nitelikli eylemlere, genelge ile getirilen pandemi kısıtlamaları öne sürülerek müdahale edilmesi, 83 tane yurttaşın şiddet kullanılarak gözaltına alınması aşağıda daha da detaylı açıklanacağı üzere mahiyeti itibarı ile hak ihlali meydana gelmesine sebebiyet verir niteliktedir.

Somut olay kapsamında gerçekleştirilen yakalama ve gözaltı işlemi usul ve yasaya aykırıdır.

5271 Sayılı CMK m.90/2: Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.” Şeklindedir. Burada kolluk personeline tutuklama kararı verilebilecek ve yakalama emri düzenlenmesini gerektirir bir vakıa karşısında yakalama yetkisi verilmiştir. Şüphesiz ki bu madde kapsamında belirtilen yetki anayasal haklarını barışçıl bir şekilde kullanmaya çalışan yurttaşlara yönelik kullanıldığında kişi hürriyeti ve özgürlüğü ile fikir ve ifade hürriyetinin kolluk eliyle yok sayıldığı anlamını içeriğinde barındırmaktadır.

Ayrıca CMK m.91/2:” Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.”Hükmünü içermektedir. Öncelikle bu hükmün ruhundan anlaşılması gereken gözaltı işleminin bir tedbir mahiyetinde olduğudur. Bu tedbirin de suç işlendiğin gösteren somut delillerin varlığı ile uygulanması bir hukuki zorunluluktur. Bununla birlikte soruşturma için de zorunluluk hali somut olay kapsamında bulunmak durumundadır. Zira, bahse konu tedbir özgürlük bağlayıcı bir nitelik taşımaktadır.

Avukatlık mesleği niteliği itibarıyla kamu hizmeti ifasını içermektedir. Ayrıca suç isnadı altında bulunan kişiler kural olarak her zaman avukat yardımından faydalanma hakkına sahiptirler. Aksinin kabulü suç isnadı altında bulunan kişinin savunma hakkını doğrudan engeller nitelikte olup bu şekilde uygulamaların hukuk düzeni tarafından korunması kabul edilebilir değildir.

Avukatlık Kanunun 1. Maddesinde avukatlık mesleğinin kamu hizmeti ifasını içerdiği yer almaktadır. Bu madde kapsamında düşünüldüğünde avukatlık faaliyeti kamusal bir menfaate hizmet etmekte olup meslek ifasının engellenmesi halinde kamu görevinin de engellendiği sonucu ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte avukatlık mesleği için getirilen tüm yetkiler esasında temsil ettikleri müvekkillerin hak arama hürriyetini korumak için var olmaktadır. Zira Anayasa m.36/1:” Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Şeklinde olup yurttaşların hak arama hürriyeti koruma altında alınmıştır. Burada madde kapsamındaki “meşru vasıta” tanımına avukatlar da dahil olup ifa edilen kamu görevi, kişilerin hak arama hürriyeti ile doğrudan ilişkilidir.

Ayrıca;

  • CMK m.149:Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir”
  • CMK m.154: Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.”hükümlerini amirdir.

Somut olayda yukarıda da anlatıldığı şekliyle; avukatların müvekkilleri ile görüşmelerinin  engellendiği, avukatların kamu görevlisi sıfatını taşıdıklarını ifade etmelerine rağmen Ankara Emniyet Müdürlüğüne alınmadığı, avukat – müvekkil görüşmesinin mevzuata uygun bir görüşme odasında gerçekleştirilmediği, avukatın serbest bırakılacak müvekkilinin hangi hastaneden çıkış raporu aldırılmaya götürüldüğü bilgisine erişiminin kısıtlandığı, müvekkiline hukuki destek sunmak isteyen avukatın fiziksel ve psikolojik şiddete uğradığı hususları dikkate alındığında Ankara’da muhalif yurttaşların hak arama hürriyetlerinin alenen askıya alındığı ve en temel haklarına dahi erişme konusunda baskı altında olduğu rahatlıkla anlaşılabilmektedir.

Bununla birlikte son olarak; Ankara’da Boğaziçi protestoları ile ilgili yapılan eylemler yukarıda da ifade edildiği şekliyle anayasal bir hakkın kullanımından ibaret olup herhangi bir suça konu edilmesi mümkün değildir. Ayrıca barışçıl protesto hakkını kullanan yurttaşlar hakkında soruşturma tehdidi oluşturmak ve bu kapsamda zorunluluk hali olduğu gerekçesiyle haklarında hürriyet bağlayıcı tedbir uygulamak hukuken de kabul edilebilir değildir. Aksinin kabulü halinde de en temel anayasal hakların kullanımının “hukuk” eliyle engellenmesi hali söz konusu olacaktır. Burada hukuk, eliyle temel hak ve özgürlükleri geniş yorumlanarak korumak yerine muhalifleri sindirmek için bir tehdit unsuru haline getirilmiş durumdadır. Belirtmek gerekir ki; aynı hukuk Ankara’nın istediği yerinde eylem yapan AKP’lilerin haklarını koruyup muhaliflerin toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünü kısıtlama altına almıştır. Bu açık bir şekilde göstermektedir ki; hukuk siyasal iktidarın kendi çıkarlarını koruması için dizayn ettiği bir baskı aygıtı olarak kendini var etmektedir. Bize düşen ise temel haklarımıza ve savunmaya yönelik saldırılara karşı hep birlikte ses çıkarmak ve bu hukuksuzluklarla dün olduğu gibi bugün de daha yüksek bir sesle mücadele etmektir.

(Toplumsal Hukuk)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Avukatlar / Hukuk / Polis şiddeti /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.